Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Aşk Bir Savaş Alanıdır: İlk Aşk ve Savaş Tanrıçası Ishtar’ın Efsanesi

Afrodit’ten Wonder Woman’a kadar, güçlü kadın kahramanlar tarafından büyülenmeye devam ediyoruz; bu en eski yazılı kayıtlarımıza kadar dayanıyor.

0 5.942

Şarkıcı Pat Benatar’ın söylediği gibi aşk bir savaş alanıdır. Samimi, sevgi dolu duyguları ifade etmek için askeri kelimelerin böylesine kullanılması, aşkın yara alabilme ihtimali ve kafa karıştırıcı özelliğiyle ilişkilendirilebilir.

Dünyanın ilk aşk ve savaş tanrıçası Ishtar, sevgilisi ise Tammuz’dur. Eski Mezopotamya’da – günümüz Irak, İran, Suriye, Kuveyt ve Türkiye’nin topraklarına denk gelen – aşk, dünyevi düzeni altüst etme ve belirgin değişiklikler yapma yeteneğine sahip etkili bir güçtü.

Ishtar sembolünü tutuyor

Afrodit’ten Wonder Woman’a kadar, güçlü kadın kahramanlar tarafından büyülenmeye devam ediyoruz; bu en eski yazılı kayıtlarımıza kadar dayanıyor. Ishtar (Akkad dilinden geliyor; Sümerce Inanna olarak da biliniyordu), kayıtlara geçen ilk tanrıçaydı. Sadece aşkla değil, aynı zamanda ailevi sevgi, topluluklar arasındaki sevgi dolu bağlar ve cinsel aşkla da yakından ilgiliydi.

Sevgilisinin de yaptığı gibi, intikam için savaşan savaşçı bir tanrıçaydı. Ishtar güçlü bir şekilde savaşan bir aşk tanrısıdır. Güzelliği, aşk şiirlerinin konusu oldu ve öfkesi yıkıcı bir fırtınaya benzetildi. Fakat kaderini ve şansını şekillendirmesinde, bunlar aynı madalyonun iki yüzü gibidir.

Enheduanna’nın Diski. Penn Müzesi’nden

Kaderle Oyun

Ishtar ile ilgili en eski şiirler tarihte bilinen ilk kadın şair Enheduanna tarafından yazılmıştır. Enheduanna (milattan önce yaklaşık 2300 yılında yaşamış), dünyanın en eski şehir merkezlerinden biri olan Ur’da yaşayan tarihi bir figür olarak kabul edilir. Kuzey ve güney Mezopotamya’yı birleştiren ve güçlü Akad imparatorluğunu kuran ilk hükümdar olan, Akad Kralı Sargon’nın kızıydı ve aynı zamanda Ay Tanrısı’nın tapınağında rahibeydi.

Enheduanna’nın yaşamını ve kariyerini öğrenmek için kullanılan kaynaklar; tarihi, edebi ve arkeolojik niteliktedir. Mermer görünümlü, Enheduanna Disk onun adına ithaf edilmiştir.

Şiirinde Enheduanna, silahlı çatışmanın üstün kapasitesi, statüsü ve şansı üzerinde ani değişiklikler yapma yeteneği de dâhil olmak üzere İştar’ın tüm özelliklerini gözler önüne sererdi. Bu yetenek, sevgi ve savaş tanrıçası için çok iyi bir şeydi – her ne kadar hızlı geri dönüşlerin gerçekleşebileceği, oyun durumunu tamamen değiştiren alanlar olsa bile.

Ishtar’ın Geceyarısı Mahkemesi, Ishtar ve İzdubar’dan, 1884 Babil Destanı. (İngiliz Kütüphanesi)

Savaş alanında, tanrıçaların kaderlerini belirleye bilme yeteneği onlara zafer kazandırırdı. Aşk büyüsünde, Ishtar’ın gücü romantik talihleri değiştirebilirdi. Eski aşk büyüsünde, arzu edilen bir sevgilinin kalbini (ve diğer vücut parçalarını) kazanmak için Ishtar’ın gücünden yardım istenirdi.

Başarıya Kuşanmış

Ishtar hem kendini aşk şiirlerinde güzel, genç bir kadın olarak tanımlar hem de başkaları tarafından böyle tanımlanır. Onun sevgilisi Tammuz, gözlerinin güzelliğine, milattan önce 2100’lü yıllara kadar uzanan bir edebiyat tarihi ile övgüyle iltifat eder. Ishtar ve Tammuz, dünyanın ilk aşk hikâyelerinden birinin kahramanlarıdır. Aşk şiirlerinde, onların flörtü anlatılır, ikisinin çok sevgi dolu bir ilişkisi vardır. Ama birçok büyük aşk hikâyesinde olduğu gibi, onların aşkı da trajik bir sonla biter.

Bu efsanenin en ünlü hikâyesi, yazarı bilinmeyen bir efsane olan ‘‘Ishtar’ın, Yeraltı Dünyası’na İnişi’’dir. Sümer ve Akkad versiyonlarında (her ikisi de çiviyazısında yazılmış) bulunan bu eski anlatı, ancak 19. yüzyılda çözülebilmiştir. Bu efsane, Ishtar’ın, kız kardeşi ve yeraltı dünyasının kraliçesi olan Ereshkigal’i ziyaret etmeye karar vermesi ile başlar.

Eski Babil dönemi Gece Kraliçesi’nin, genelde Ishtar’ın bir yönünü temsil ettiği düşünülür

Gılgamış Destanı’nda görünen Cennetin Boğası olan kayınbiraderinin ölümüne yas tutmak için Ishtar, kız kardeşini ziyaret eder. Fakat öyküdeki diğer tanrılar, bunu düşmanca bir hareketmiş gibi görür. Ishtar çok fazla hırslı olmasıyla bilinirdi; başka bir efsanede göklerde fırtına gibi eser ve kutsal bir darbe vururdu.

Ishtar’ın hareketleri ile ilgili her türlü soru, yolculuk için yaptığı hazırlıkların tanımlarıyla çözülür. Makyajını dikkatli bir şekilde yapar, mücevherini dikkatlice takar ve güzel kıyafetler giyer. Ishtar, sıklıkla savaşmaya başlamadan ya da sevgilisiyle buluşmadan önce görünüşünü kozmetik ürünleri kullanarak güzelleştirmesiyle tanınır. Bir erkek savaşçının savaştan önce zırh giydiği gibi, Ishtar da gözlerine maskara sürer. Güçlü bir imaj verecek şekilde giyinir: güzelliğini zenginleştirmesi ve kıyafet seçimi onun gücünü vurgulamaktadır.

Daha sonra, ironi ile dolu mizahi bir sahnede, tanrıça, sadık hizmetçisi Ninshubur’a, Ishtar’ın cehenneme sıkışıp kalması durumunda nasıl davranacağı konusunda talimatlar verir. İlk olarak, Ninshubur çuval gibi doğru yas kıyafetleri giymeli ve dağınık bir görünüm yaratmalıdır. Sonra, büyük tanrıların tapınaklarına gitmesi gerekir ve metresini kurtarmak için yardım istemek zorunda kalır. Ishtar’ın uygun bir şekilde yas tutmasıyla ilgili talimatları, gösterişli kıyafetlerine karşı tam bir tezat oluşturuyor.

Eski Mezopotamya’nın sözde ‘‘Ishtar Vazosu’’, kesilmiş, şekil verilmiş ve boyalı pişmiş toprak, Larsa, MÖ 2. binyıl.

Hiç kimse yeraltı dünyasından gelmiyor.

Fakat Ereshkigal, Ishtar’ın bu kadar iyi giyindiğini öğrenince, yeraltı dünyasını fethetmeye geldiğini anlıyor. Bu yüzden, Ishtar’ın gücünü tamamen kaybetmesi için bir plan hazırlıyor.

Ereshkigal’in evine vardığında, Ishtar yeraltı dünyasının yedi kapısından iner. Her kapıda bir kıyafetini çıkarması istenir. Kız kardeşinin önüne geldiğinde ise Ishtar çıplaktır ve Ereshkigal onu bir anda öldürür.

İlgili Yazılar

Ölümünün, tüm dünyevi cinsel yakınlığı ve doğurganlığı sona erdirmesiyle ilgili korkunç sonuçları vardır. Ishtar’ın hizmetçisi bilgelik tanrısı olan Ea’nın tavsiyesi üzerine, Ishtar’ı yeniden canlandırmak ve onu üst dünyaya geri döndürmek için bir komplo kurmayı kolaylaştırır. Planı başarılı olur, ama eski bir Mezopotamyalı şöyle diyor: Hiç kimse yeraltı dünyasından gelmiyor.

Yeraltı dünyasında bir alan yaratıldıktan sonra, boş bırakılamayacağı düşünülüyordu. Ishtar’a üst dünyaya bir grup şeytanla çıkması ve kendi yerini bulması için talimat verilir.

İlahi dünyada, Ishtar, Tammuz’un ölümünden etkilenmediği için talihsiz ve rahat bir şekilde giyindiğini görür. Öfkeyle, şeytanları onlarla birlikte götürmelerini emreder.

Babil şehrine giriş kapısı olan Ishtar Kapısı, Mezopotamya tanrıçasına adanmıştı. Berlin Bergama Müzesi’nde yeniden inşası.

Küçümsenmiş Bir Tanrıça

Ishtar’ın kocasının ölümündeki rolü, ona vefasız bir ün kazandırdı. Ishtar, İniş efsanesinde ve başka yerlerde yoğun bir sadakat sergileyebiliyor: vefasızlıktan ziyade, kocasının ölümündeki rolü, onun muazzam doğasını gösteriyor.

Kadınlar ve intikam, Electra, Clytemnestra ve Medea gibi güçlü kadınların kendilerini haksız olarak gördükleri kişiler üzerinde korkunç sonuçlar doğurduğu antik Yunanistan ve Roma efsanelerinde popüler bir birleşimi kanıtladı. Bu tema, izleyicileri günümüzde de büyülemeye devam etti.

Konsept, William Congreve’nin The Mourning Bride’dan Shakespeare’e kadar sık sık yanlış yönlendirilen konuyu kapsar:

Nefrete dönüşen aşk gibisi cennette bulunmaz, aşağılanmış bir kadının gazabına ise cehennemde bile rastlanmaz.

Ishtar (sağda), daha sonra Mezopotamya’nın ünlü krallarından biri olacak olan Sargon’a gelir. (Edwin J. Prittie, En büyük ulusların hikayesi, 1913)

Öldükten sonra kocasını görmeden önce, Ishtar ilk onun hizmetçisi Ninshubur ve iki oğlu ile karşılaşır. Bir oğlu tanrıçanın manikürcüsü ve kuaförü olarak tanımlanır, diğeri ise bir savaşçıdır. Her üçü de sadık hizmetçilerinden ve Ishtar’ın ölümüyle ilgili üzüntülerin ifadelerinden ötürü tanrıça tarafından bağışlanır – her biri, tozun içinde yatan, paçavralarla süslenmiş olarak tarif edilir.

Ishtar’ın görevlilerinin özenli davranışları, Tammuz’un eylemlerine karşıydı. Sadakat, Ishtar’ın yeraltı dünyasında yerini alacak olanı seçmek için kullandığı temel kriterlerdir. Bu onu sadakatsiz kılar.

Ishtar’ın antik efsanelerde intikam peşinde koşması, adalet ve evrensel düzenin sürdürülmesinin yakın ilişkisinin bir uzantısıdır. Aşk ve savaş, her ikisi de kaos ve kafa karışıklığı yaratma potansiyeline sahip güçlerdir ve onlarla ilişkili tanrıça, düzeni korumak ve aynı zamanda bozmak için gerekliydi.

Yine de Mezopotamya’daki aşk ölümden sağ kurtulabildi. Tammuz için bile aşk, kurtuluş ve koruma idi: Kız kardeşi Geshtinanna’nın sadık aşkı, yeraltı dünyasından dönüşüne izin verdi. Aşk, dedikleri gibi, asla ölmez – ama kısa sürede sona ereceği nadir durumlarda, yas tutmak en iyisidir.

Botticelli’nin resmi, Venüs’ün Doğumu, Roma aşk tanrıçasını tasvir ediyor

Ishtar’ın Mirası

Ishtar, Mezopotamya’nın en popüler tanrıçalarından biriydi, ancak günümüzde geri planda kaldığını söyleyebiliriz. Ishtar’ın mirası, daha sonraki kültürel modeller üzerindeki etkisi ile en belirgin şekilde görülüyor; onun imgesi, en ünlü aşk tanrıçası olan Afrodit’in gelişmesine katkıda bulunuyor.

Ishtar, Neil Gaiman’ın çizgi romanı The Sandman: Brief  Lives’da, güzel ancak kendine zarar veren bir dansçı olarak anlatılıyor. Mezopotamya efsanesinde Gaiman özellikle Ishtar’ın soyunmasını emreder, bu da onun inişinin antik anlatı geleneğine şöyle bir bakış atar.

Ana kadın karakter Shirra, tanrıçayla bazı benzerlikler göstermesine rağmen, ismini taşıyan 1987 yapımı filmde ona doğrudan atıfta bulunulmamıştır.

Çizgi roman geleneğinde, Afrodit Wonder Woman karakterini şekillendirmesiyle tanınır ve Afrodit’in kendi imajı Ishtar tarafından etkilenmiştir. Bu bağlantı, Ishtar ve modern süper kahraman arasındaki ilgi çekici benzerlikleri kısmen açıklayabilir: her iki figür de savaşçı olarak tanımlanır, bilezik ve taç takarak savaş alanını süsler, halat iplerini sallayarak, sevgi, sadakat ve adalete karşı kararlı bir tavır sergileyen savaşçıları temsil eder.

Ishtar ve Wonder Woman arasında ilginç benzerlikler vardır

Ishtar, diğer aşk tanrıçaları gibi eski cinsel ve doğurganlık ritüelleriyle ilişkilendirilirdi ancak bu tartışmalı bir konudur ve tanrıçanın diğer birçok büyüleyici niteliğini sık sık gölgede bırakır.

Dünyanın ilk tanrıçasını keşfetmek, Mezopotamya kültürüne ve çağlar boyunca süregelen aşkın gücüne ışık tutar. Tıpkı eskiden Ishtar’ın yaptığı gibi, günümüzde de aşkın her şeyi ele geçirdiği söylenir.

Çeviri: Demet Yazıcı


Kaynak Ancient-Origins

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More