Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Gizemli Kültler: Karanlığın Aydınlatıcıları ve Doğu’dan Gelen Baharatlar

Mithra'dan Kibele'ye doğunun ve batının gizemli hikayelerini sizler için araştırdık. Keyifli okumalar.

Andrea Mantegna tarafından 'Roma'da Kibele Kültü'nün Tanıtımı' (1505-1506).
0 1.277

Fakat kalıntıların küçük bir kısmı Yunanca! Uzun zaman önce Suriye’nin geniş Orontes’i Tiber’e döküldü bu şekilde oranın dilini, ahlaki değerlerini, flüt ve arplarını da (müzik aleti) beraberinde getirdi...”

– Juvenal

Roma, Doğu ile hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamadı. MS 1. yüzyılda hem Julias Ceasar hem de Mark Antony’i baştan çıkarmasıyla Roma siyaseti üzerinde yıkıcı bir etkisi olan meşhur Mısır kraliçesi Kleopatra’nın anıları hala hafızalarımızda.

Juvenal, hiciv yazısında, Doğu gelenekleri ve dinleriyle alay etmişti. Özellikle bu makalenin başında alıntılanan aşağılayıcı satırda, muhtemelen birçok çağdaşının ön yargılarına da ses oldu. Fakat Doğu’nun gelenekleri kuşkusuz ki, Roma İmparatorluğu’nu etkilemişti. (Hatta etkileri Britanya kadar kuzeye bile gitti.) Bu egzotik dinler, Anadolu ve Suriye gibi doğu illerinde toplanan ordu birlikleriyle ve yeni Pazar arayışından olan tüccarlarla birlikte oraya ulaşmıştı. Bu nedenle, bu kültler için arkeolojik kanıtların, Londra gibi büyük şehirlerde ve özellikle de başta Hadrian Duvarı olmak üzere askeri yerleşimlerde kümelenmesi şaşırtıcı değildir.

Hadrian Duvarı boyunca Housesteads Roma Kalesi’ni gören manzara

Sadece İyi Adamlara İzin Verildi: Fars Tanrısı Mithras

Gece yarısı Tanrısı Mithras, burası büyük boğaların öldüğü yer, Karanlıktaki çocuklarına bak. Ah, fedakârlığımızı gör! Açtığın birçok yol var ve hepsi bizi Işık’a götürüyor. Mithras! bize doğru bir şekilde ölmeyi öğret.”

– KIPLING

Rudyard Kipling’in şiiri, Britanya’da kurulacak olan yeni doğu din akımının en göze çarpan örneğidir. Üstelik, bu dinin müritlerinin iyi karakterli olması gerekiyordu.

Mithras ve boğa, Mithras Tapınağı, Fresno, İtalya, (MS 2)

Mitraizm, yalnızca Mithras’ın büyük bir boğa ile olan güreşte gösterdiği fiziksel güç ve dayanıklılığa sahip olanları kabul eden bir dindi. Mithras, büyük İranlı yaratıcı-tanrı Ahura Mazda’nın elçisi olarak yeryüzüne gönderildi. Gönderilme amacı ise can damarı dünyayı ve insanlığı yeniden canlandırsın diye ilahi boğayı avlamak ve öldürmekti. O, insanlara doğru yolu, iyiliği öğreten ruhların bir yöneticisi idi.

Bu yüzden, bu din Roma İmparatorluğu’ndaki diğer birçok dinin aksine, müritlerinin erdemli yaşadığı ve ayrıca 7 karmaşık başlatma ritüeline katlanmak zorunda olduğu bir inanç oldu. Hıristiyan lider ve yazar Aziz Jerome de bununla ilgili birkaç şey yazmıştı. Jerome, MS 348 yılında Dalmaçya’da doğdu fakat hayatının başlarında Roma’ya götürülmüş ve zamanın en büyük teologları tarafından eğitilmiştir. Gayretli ve açık sözlü bir Hıristiyan lideri olarak, Mitarizm onu hep korkutmuştu. Bu yüzden de kendini Hristiyanlığa bir rakip olarak sunan tek tanrıcılığın sapkın ve kötü bir şeklini temsil ettiği düşünülmüştür.

Aziz Jerome kırlarda kitap okuyor, Griovanni tarafından’ (1505).

Mitraik kültünün temel dayanağı, doğru ve yanlış, aydınlık ve karanlık arasındaki bitmek bilmeyen mücadeledir; fakat karanlık güçlerin, iyinin varlığı için, zafere ulaşmak ve zenginleşmek için gerekli olduğu düşünülüyordu. “Karanlık taraf” ın merkezinde ise kaos lordu, Ahriman vardı. O Fars’ın büyük ışık ve evren Tanrısı’nı temsil ediyordu fakat sanki eski kaosların gücünden fırlamış gibi karanlık bir mağaranın derinliklerinde doğmuştu.

Mithraea (Mithras tapınağı) Mithras’ın yeraltında doğduğu dikkate alınarak toprağa gömüldü ve karanlıkta ibadet edildi, ibadetler sadece karanlığın içinde yanan yağ lambaları, meşaleler ve mumlar tarafından aydınlatıldı. Mitraik tapınaklarının en göze çarpan noktası, dramatik ve tiyatral etki için özel olarak aydınlatılmış olan ve kutsal alanın ritüellerini oluşturan, boğa güreşi sahnesiydi.

Mithras Hamamı Mithraeum (Mitreo delle Terme del Mitra) kuzeyden görünüşü. (regio I, insula XVII). Ostia Antica, İtalya

Zenginlik; eğitime ve başlangıç ritüeline yeni gelenleri kabul etmede bir etken olabilirdi, çünkü bu dine inanlar genellikle ordudaki yüksek rütbeliler ve zengin tüccarlardı. Bu nedenle tapınaklarının bakımı onlara kolaylıkla verilirdi.

Doğurganlık ve Kastrasyon: Kibele ve Attis

Kibele utangaçtı: Şanssız sevgilisinin duygularına karşılık veremedi. Çünkü birçok tanrının annesi olmak onu sade ve yaşlı biri yapmıştı.”

-MINUCIOUS FELIX

Kibele, aslan, boynuz ve Mural taç ile birlikte tahta çıkıyor
İlgili Yazılar

MS 3. yüzyılın başlarında, Kuzey Afrikalı Hıristiyan yazar Minucius Felix, Octavius ​​adında bir Hıristiyan ile Numidia eyaletindeki Cirta’dan (şimdi Libya’da olan) Caecilius Natalis adında bir adam arasında kurgusal bir diyalog yazdı. Bu ‘diyalog’, putperest ayinlerle alay etmeye yönelik argümanlar sunarken, aynı zamanda Hristiyanların Aşai rabbani ritüellerinin yamyamlık içerdiği iddialarını da doğruluyordu.

Bu parçada Felix, Anadolu’nun Frigya tanrıçası olan Magna Mater’in (bugün Türkiye’nin bir kısmı) kültü ile alay ediyor. Magna, köken olarak, “Hayvanların Leydisi” olarak bilinen bir doğa tanrıçasıydı ve resimlerinin çoğunda aslan ya da panter tarafından kuşatıldığı görülürdü. Bu resimler, Roma dinine giren en eski ve en dayanıklı resimlerden biriydi. MÖ 205 yılına kadar Roma’ya ithal edilmişti. Hannibal döneminde bulunan Kartacalı orduların, ancak Anadolu’daki İda’dan gelen Kutsal Taş’ın şehre getirilmesiyle bozguna uğrayacaktı. Kibele’nin ibadeti, imparator Theodosius’un altında MS 4. yüzyılın sonlarında Hıristiyanlık tarafından sonlandırılana kadar sürdü.

Kibele ve Attis, dört aslan tarafından çekilen bir arabada

Cennetteki yerinde Meryem Aslan’a biner; Mısır’ın taşıyıcısı, adaletin mucidi, şehirlerin kurucusu ve insanlığa armağanlar gönderen, tanrıları bilmek güzel şey…

İlk parçada, Augustan şairi Ovid’in Roma dini yılı olan Fasti şiir takviminden alıntı yapılmış. Arkadaşı Juvenal gibi, Ovid de bu egzotik, biraz sınırsız ve aşırı duygusal kültlere saygısızlık ediyor.

Anton von Werner tarafından Ovid

İkinci alıntı ise, ikinci yüzyılın sonlarında veya üçüncü yüzyılın başlarında Hadrian Duvarı’nda Carvoran’daki askeri mahkeme Marcus Caecilius Donatianus tarafından Kibele’ye adanan bir taş panelin parçası. Bu, Tanrıça şerefine bir şiir ya da ilahinin açılış bölümü. Bu sevinç şarkısı, genelde Afrikalı imparator Septimius Severus’un Suriyeli eşi Julia Domna’nın kültüyle ilişkilendirilir.

Kibele kültünü destekleyen efsane, kıskançlık ve aldatma üzerine kurulmuştur. Kibele, Attis adındaki genç bir çobana âşıktı ve onu flagrante delicto’da yakalayarak deli etmişti, zihnini bükerek kendisini bir çam ağacının altına hapsetti ve ölümüne yol açtı. Bu efsaneye dayanarak, yılın ritmi üzerine kurulmuş bir kült oldu: Kibele’nin ölü sevgilisi için yas törenini, onun yeniden doğuşunun bahar sevinci ve dünyanın verimliliğinin yenilenmesi izledi. (the hilaria)

Roma İmparatoru Attis, bir Frig şapkası giyiyor ve kült dansı yapıyor.

Attis’in cenaze töreninin yeniden yürürlüğe girmesiyle, dendrophori (‘ağaç taşıyıcıları’) olarak bilinen kült yetkilileri, genç tanrının öldüğü ağacı dikkate alarak, çam ağaçlarını taşıyan kasaba ve şehirlerden geçtiler. Felix, Büyük Annenin dini görev tanımlarına göre her şeyi doğru yaptı: Attis gibi rahipliğe geçiş, kastrasyona maruz kalma, kafa karıştırıcı maddelerin alınması da dahil törenler, coşkulu bir şekilde dans etme, kendini kırbaçlama cezası, tauroboliumun kanunlaştırılması, boğa kurban etme gibi ritüeller.

Zevk veren ayinler ve genel çılgınlık konusundaki ünü nedeniyle, bu kült Roma Cumhuriyetinde sıkı bir şekilde kontrol edildi. Hiçbir Roma vatandaşının buna yakın olmasına izin verilmedi. Ancak imparator Claudius yönetimi rahatlattı ve Kibele ve Attis kültünün ‘saygın’ olarak anılmaya başladı ve hatta latin isimler verilen hadım liderleri (galli) ve yüksek rahipleriyle birlikte bir Roma Devlet Dini haline bile gelmiştir.

Bir Archigallus Heykeli 2.-3. Yüzyıl (Cherchell Arkeoloji Müzesi).

Kibele ve onun talihsiz sevgilisi Attis, yabancı tüccarların ücretlerini topladığı Mithras gibi şehirlerde ve doğu illerinden gelen alayların toplandığı yer olan Carvoran, Corbridge gibi Hadrian Duvarı’nın yakınlarındaki şehirlerde ibadet ediyorlardı. Uzman yardımcı Suriyeli okçu I. Hamiorum, Carvoran’dan konuşlandırıldı ve burada Anadolu Kibele, Suriye tanrıçası Caelestis veya Dea Suriye ile birlik olmuş gibi görünüyordu. Duvarın hemen güneyinde, Corbridge’deki Kibele için bir tapınak (Metroon denir) olmalıydı, burada, MS 3. yüzyılda, ordu personeli, Dea Panthea adıyla Anadolu tanrıçasına bir adak taşı kuruldu; Taşın her bir yan yüzeyinde bir Frig kapağı ve pelerin giydirilmiş halde Attis resmedilmiştir. Attis’in gövdesinden ayrılmış başı aynı tapınağa ait olabilir.

Londra, Kibele kültünün önemli bir merkeziydi, Şehirde Attis’in birkaç küçük heykelciği bulunuyordu ve iki önemli nesne daha vardı: Bir adak taşı (şu an kayıp) ve bir çeşit ayinsel ekipmanlar. Adak taşı, ikonografik detay açısından zengindi: Bir yüzeyde nar tutan Kibele figürü ve onun galli (rahip) tarafından ikiye ayrılmış küçük bir şarap şişesi; diğer yüz ise, Attis’in cenaze törenini, din adamları tarafından tabutunun taşınmasını anlatmaktaydı.

Bir avcı-tanrının (muhtemelen Attis veya Apollo Cunomaglos) taş figürü

Daha önce sözü edilen törensel bronz nesne, Kibele’nin rahipleri için bir “kastrasyon kelepçesi” olarak tanımlanması yüzünden çok fazla ün kazanmıştır. Londra Köprüsü yakınındaki Thames nehrinden gelmekte ve iç kısımda tırtıklı ve dış yüzeylerde Kibele, Attis ve diğer tanrıların heykelleriyle süslenmiş, aslanların başlarında biten ölümcül sonlarla birlikte bir çift hareketli kıskaçtan oluşmaktadır. Nesne, bir kurban eylemi olarak ya da belki de Mesih’inki gibi bir rakip kült tarafından yağmacılığı önlemek için suya atılmış olabilir. Kasıtlı olarak kırılmamış, çünkü menteşeler doğal olarak çürümüş görünüyor ve iki kol, ayrı olsa bile, birbirine yakın bulundu.

Oryantal Kültlerin Temyizi

Oryantal dinler, ‘saf’ romanitaların yapmadıkları bir şey önermişti. Egzotiklikleri, gizliliği ve kardeşlikleri, gizemli Doğu’nun lezzetini de beraberinde getirdi; tutku, duygu, dayanıklılık ve sadakat (hem ilahi olana hem de birbirlerine). Bu kültler, fiziksel ve psikolojik dayanıklılık testlerine, açlık, şölen, dua ve ritüellerin gizli formüllerine dayanarak seçilmişlerin başlangıçlarını kapsıyordu.

Mitraizm, inananları bir disipline, sadakatle uydukları takdirde, erdeme dayalı ödüller sunan bir davranış kuralı sunmuştur. Bu yabancı dinleri destekleyen mitler ve ritüeller sahne heyecanı sundular: karanlık kutsal mekanlarda dramatik ışıklandırma, Kibele rahipleri tarafından erkekliklerinin sunulması, duyusal yoksunluk eziyetleri, başlangıç seremonileri ve inanç vaatleri. İnananlar, seçtikleri kültlere gerçekten ve aktif olarak katıldılar. İsis yeniden doğuş umudu taşıyordu.

Çoğunlukla, Asya’dan gelen kültler, eğitimli sınıfları cezbeden ve entelektüel meraklarını tatmin eden “düşünce” dinleriydi. Fakat bu konuda, Welwyn’den gelen, belki de bir göçmen doğu kölesi olan güneşli vatanına hasret kızı hatırlatmalıyız; en değerli eşyası, İsis’in onu zarardan koruması için taktığı küçük muskaydı.

Çeviri: Özge Sertbaş


Kaynak Ancient-Origins

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More