Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Arkeoastronomi ve Göbeklitepe Üzerine Düşünmek

T biçimli sütunlar üzerindeki betimlerin, yaklaşık 13 bin yıl önce gerçekleşen meteor çarpmasını simgeliyor olabilir mi?

Göbeklitepe'de Meteor Çarpması
0 330

İnsan doğası gereği hayatın anlamı üzerine kafa yorar. Varoluş sebebimiz nedir? Nereden geldik, nereye gideceğiz? Tabiat, yer, gök, evren nasıl oluştu? Bunlar arasında nasıl bir bağ var? Ol’manın arkasındaki güç nedir? Tüm bu soruları kafasından geçiren biri farkında olmadan mutlaka gökyüzüne bakar. Sanki cevaplar oradadır. Bu gayri ihtiyari gökyüzüne bakma hareketi DNA’mızın kodlarında olabilir mi?

İnsanlık, hayatın anlamını gökyüzünde aramaya devam ediyor. NASA tarafından yapılan son araştırmalar DNA’nın meteorlar ve kuyruklu yıldız çarpmaları sonucunda uzaydan Dünya’ya geldiğini ve yaşamın oluşmasında rol oynadığını söylüyor. Yani insan bir yıldız tozundan mı oluştu?[1]

İnsanoğlu, ilk çağlardan itibaren varoluşla ilgili sorulara cevap arıyor. Eğer geçmişteki insanların eylemlerine, elimizdeki arkeolojik verilerle anlam katmaya çalışıyorsak gökyüzünü göz ardı edemeyiz.

Dergimizde Yayınlanan Uzay Arkeoloji Yazılarına Buradan Ulaşabilirsiniz

Arkeoastronomi Nedir?

Özünde dini nedenler olsa da, ilk çağlardan itibaren insanların gökyüzünü gözlemlemeleri ve bunun sonucunda meydana gelen bilgi birikimi, astronomi biliminin temelini oluşturur. Arkeoastronomi ise geçmiş kültürlerin gökyüzünü nasıl yorumladıklarını inceler. Tam da bu noktada dünyanın en dikkat çekici ve gizemli tapınağı Göbeklitepe’ye astronomik anlamlar yükleyebilir miyiz? Sorusunu akla geliyor. Tapınağı inşa edenler gökyüzündeki hareketleri sembolik olarak taşlar üzerine aktarmış olabilirler mi? Tapınak, gök cisimlerinin hareketlerini ve mevsim döngülerini takip etmek için takvim planlı inşa edilmiş olabilir mi? Aynı zamanda tapınak, güneşin gölgelerini izlemek amacıyla yapılmış, bir çeşit “gnomon” olabilir mi?

Milano Polytechnic Üniversitesi’nden arkeoastronom Giuglio Magli, Göbeklitepe’nin gök cisimlerinin hareketlerini izlemek ve onlara tapınmak için yapılmış olabileceğini iddia ediyor. Uydu görüntüleri ve Göbekli Tepe haritaları üzerinden yaptığı çalışmalarla tapınağın, Sirius yıldızının hareketlerinden yola çıkarak hazırlanan antik Mısır takvimi gibi aynı amaçla inşa edilmiş olabileceğini belirten Prof. Magli, Sirius’un M.Ö. 9100, 8750 ve 8300 yıllarındaki konumunun, Göbeklitepe kazılarında ortaya çıkan üç dairesel alanın konumlarıyla aynı hizaya geldiğini tesbit etti.[2]

Göbeklitepe Hakkında Tüm Alternatif Araştırmaları Burada Bulabilirsiniz

Meteor Çarpması

İlgili Yazılar
1 252

Taşların üzerindeki kabartma bezemeli motiflere baktığımızda ise birçok çeşitte hayvan betimleri görüyoruz. Bir tapınağın bir takım motiflerle bezenmiş olması ve bunların sadece tasvirler olduğunu, bir anlam ifade etmiyor olabileceğini söylemek, gelecekteki uygarlıkların bir kilise kalıntısındaki Meryem Ana tasvirlerine, sadece bir kadın motifi demesi gibi anlamsız olurdu. Edinburgh Üniversitesi’nden Dr. Martin B. Sweatman ve Dimitrios Tsikritsis, Göbeklitepe’deki sembollerin bir anlamı olduğunu ve bunların Göbekli Tepe sakinlerinin astronomik gözlemlerini yansıtmış olabileceğini düşünüyorlar. Yaptıkları araştırmada, T biçimli sütunlar üzerindeki betimlerin, yaklaşık 13 bin yıl önce gerçekleşen meteor çarpması  ve sonrasındaki yaklaşık MÖ 10 bin 900 – 9 bin 600 arasındaki soğuk dönemi; akrep, kaz, ördek gibi hayvan figürlerinin Zodyak takım yıldızlarını sembolize ettiğini belirtiyorlar.[3]

Göbekli Tepe kazı ekibi kendilerine danışılmadan böyle bir çıkarım yapılmasına mesafeli yaklaşmakta.[4] Ancak ileri sürülen fikirleri çürütebilecek bir kanıt henüz bulunmadığı gibi, tarihi değiştiren en büyük arkeolojik keşiflerden biri olarak görülen Göbekli Tepe’ye astronomik anlamlar yüklenmesi heyecan uyandırmaya ve ilgi görmeye devam edecek. Zaten Klaus Schmidt bile sembollerde astronomik anlam aramış ve daha en başından taşlardan birindeki sembolü güneş ve ay olarak tanımlamıştı. [5]

Güncel Arkeoloji Haberleri İçin Bu Başlığımıza Bakmalısınız

Yazı: Melis Kantar

Kaynaklar:

[1] Cora S. Thiel , Svantje Tauber, Andreas Schütte, Burkhard Schmitz, Harald Nuesse, Ralf Moeller, Oliver Ullrich, Functional Activity of Plasmid DNA after Entry into the Atmosphere of Earth Investigatedby a New Biomarker Stability Assay for Ballistic Spaceflight Experiments, Plos, : November 26, 2014.https://goo.gl/1vFJW1

[2] Giulio Magli, Siriusand the project of the megalithicenclosuresat Gobekli Tepe, Nexus Network Journal, July2016https://goo.gl/ajueTC

[3] Martin B. Sweatman* and Dimitrios Tsikritsis, DECODING GÖBEKLI TEPE WITH ARCHAEOASTRONOMY: WHAT DOES THE FOX SAY?,Mediterranean Archaeologyand Archaeometry, Vol. 17, No 1, (2017),https://goo.gl/qqN5Wg

[4] Jens Notroff, Archaeoastronomy, meteor showers, massextinction: Whatdoesthefox say? (Andwhatthecrane? The aurochs?), Tepe Telegrams, 04/21/2017, https://goo.gl/bJ23tg

[5] Klaus Schmidt, Göbekli Tepe En Eski Tapınağı Yapanlar, Çev. Rüstem Aslan, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2007

Nereye Dergisi’nde Yayınlanan Tüm Antik Sırlar Yazılarımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.