Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Antik Mezopotamya’nın En Güçlü 12 Tanrısı

‘Kralların Ülkesi’ olarak bilinen Sümer, Güney Mezopotamya’da (modern Irak) M.Ö. 4500-4000 arasında kurulmuştur. Tarihteki ilk medeniyetlerden biri haline gelmiştir.

0 10.294

‘Kralların Ülkesi’ olarak bilinen Sümer, Güney Mezopotamya’da (modern Irak) M.Ö. 4500-4000 arasında kurulmuştur. Tarihteki ilk medeniyetlerden biri haline gelmiştir. Halkı dokuma, metalürji ve çömlekçilik gibi sanayileri kurarak ticareti geliştirdi. Her bir şehir kent merkezinde oturmak için inşa edilmiş Tanrı ya da Tanrıça tarafından korunan, büyük tapınaklara sahipti. Mezopotamya’nın tanrıları hava, ateş ve gök gürültüsü gibi daha önceki ana rollerinin kalıntılarını hala koruyorlardı.

ANU (CENNETİN TANRISI): Mezopotamya panteonunun asıl hükümdarıdır. O, göklerin en yüksek bölgesinde yaşayan ve suç işleyenleri yargılama gücüne sahip olan, takımyıldızlarının ve ruhların efendisi olarak bilinen bir ruhani tanrıdır.

ENLİL (HAVA TANRISI): Rüzgar ve açık alanlarla ilişkilidir. Nippur şehrinin koruyucusudur. O, cennette Anu’ya ulaşabilen tek tanrıydı, çünkü gökyüzüne hükmediyordu. İnsanları yaratmaya yardım eden Enlil’di, ama çok geçmeden onların kargaşasından rahatsız oldu ve onları öldürmeye çalıştı.

ENKİ (TATLI SU TANRISI): Eridu şehrine hükmediyordu. O, dünya düzleminde yaşayan herkes tarafından bilgi, zanaat ve yaratılışın efendisi olarak biliniyordu. Taş tabletler üzerine yazılan ‘Me’ olarak bilinen ilahi bir gücün koruyucusuydu. Boynuzlu bir taç ve giydiği sazan derisi ile tasvir edilir.

ENBİLULU (NEHİR TANRISI): Kutsal kabul edilen Fırat ve Dicle Nehrini yönetiyordu. Erkeklere sulama ve çiftçiliği öğreterek, tarım alanını yönetmiştir. Yeryüzünün üstünde ve altındaki su sırlarını bildiği ve ona her şeyi geliştirecek gücü verdiği söylenir.

NERGAL (ÖLÜM TANRISI): Cuthah’da iktidardaki bir tanrı idi. ‘Öfkeli Kral’ veya ‘Öfkeli Olan’ olarak bilinir, yarı aslan yarı insan olarak tasvir edilir. Öğlen vakti güneşi, karanlığı ve kaosu getirerek, onu savaş, kıtlık ve haşere ile birleştirirdi. Ayrıca, sonraki yaşamın ölü ruhlarına yön veren cehenneme de başkanlık etmiştir.

İlgili Yazılar

NANNA (AY TANRISI): Ur kentini yönetiyor, ‘Bilgelik Efendisi’ olarak biliniyordu. Bilim, astronomi ve astroloji ile ilgili kutsal bilgileri temsil ediyordu. Nanna genellikle uçan büyük, kanatlı bir boğa olarak sunulmuştur. Astral sistemde 30 rakamı ile temsil edilir (bir ay ayındaki ortalama gün sayısı anlamına gelir).

NİNURTA (SAVAŞ TANRISI): Sharur adlı büyülü bir topuzla tasvir edilen Ninurta Lagaş’ın efendisi idi. Sadece bir savaş tanrısı değil, aynı zamanda insanların yaralanma, hastalık ve şeytani sahiplikten kurtulmalarına yardım eden şifa ve ameliyatla da ilişkiliydi. Enki, Ninurta’nın savaş ve arkeoloji bilgisine rehberlik eden tatlı su tanrısıydı.

UTU (GÜNEŞ TANRISI): Hakikat, adalet ve hukuktan sorumluydu. Genelde kask takan, güneş diski tutan ve tırtıklı bir kılıç taşıyan bir adam olarak tasvir edilir. Utu her gün doğuda bir dağdan doğar, bir savaş gemisinde dünya’ya doğru yol alır, batıda bir mağaraya dönmeden önce şafak, gün ortası ve gün batımını yaratır. Her gece ölülerin akıbetine karar vermek için yeraltı dünyasına iner.

GERRA (ATEŞ TANRISI): Geniş bir bilgelik ve beceriye sahip olduğu söylenirdi. O, güçlü metalleri arındıran, insanları kötü ruhlardan arındıran “ateş ve demirin efendisi” olarak biliniyordu. Savaşta yenilmez olduğu iddia edilir.

TAMMUZ (BİTKİ TANRISI): Yiyecek ve besin ile ilişkili bir tanrıydı. İlkbaharda bolluğu ve sonbaharda hayatın solmasını temsil eder. Yaz mevsimi Mezopotamyalılara ölümü temsil etmek için geldi ve pek çok ritüel Tammuz isminde uygulandı, geçişi için yas tutuldu ve gelecek yıl geri dönüşü istendi.

MARDUK (FIRTINA TANRISI): Babil panteonunun başı olarak yavaş yavaş iktidara gelen Babil tanrısıydı. O kehanet, diriliş ve gök gürültüsü ile ilişkili karmaşık bir Tanrıdır. Tanrılar ve onların dahileri (Igigi olarak bilinir) arasında bir iç savaş sırasında iktidara gelmiştir. Tiamat’ı alıp(bir ilkel tanrı), onu Tanrı-Kral’ın statüsüne yükselten, cennete ve yeryüzüne egemen olan Marduk’du. İnsan da dâhil olmak üzere tüm doğa ona varlığına borçluydu.

NABU (TANRILAR TANRISI): Bilgelik ve yazmanın ustasıydı. Marduk’un oğluydu, onun yazarı ve bakanı olarak hareket etti ve sonunda insanlığın kaderinin kaydedildiği Kader Tabletlerinin bekçisi oldu. Nabu boynuzlu bir şapka takar ve bir rahip gibi durur. Başlarda babası Marduk’a ait olan kanatlı bir ejderhaya binerdi.

Çeviri: Burcu Deveci


Kaynak Ancient-Code

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More