Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Küba Devrimi’nin Öne Çıkan Aktörleri

Küba Devrimi tek bir kişinin eseri değildir; aynı şekilde tek bir belirleyici olayın sonucu da değildir. Devrimi anlamak için, onu gerçekleştiren kadın ve erkekleri tanımak gerekir. Bununla birlikte, devrimin kazanıldığı cepheleri de anlamak şarttır — yalnızca fiziksel olanları değil, aynı zamanda düşünsel ve ideolojik olanları da.

0 2.146

Küba Devrimi tek bir kişinin eseri değildir; aynı şekilde tek bir belirleyici olayın sonucu da değildir. Devrimi anlamak için, onu gerçekleştiren kadın ve erkekleri tanımak gerekir. Bununla birlikte, devrimin kazanıldığı cepheleri de anlamak şarttır — yalnızca fiziksel olanları değil, aynı zamanda düşünsel ve ideolojik olanları da.

Devrimci Fidel Castro

Devrimin, birçok insanın yıllara yayılan çabalarının sonucu olduğu doğrudur; ancak Fidel Castro’nun kendine özgü karizması, vizyonu ve irade gücü olmasaydı bunun muhtemelen hiç gerçekleşmeyeceği de bir o kadar doğrudur. Dünyanın dört bir yanında pek çok kişi onu, güçlü Amerika Birleşik Devletleri’ne meydan okuma becerisi (ve bundan sıyrılabilmesi) nedeniyle severken; başkaları ise Batista yıllarının refah içindeki Küba’sını, eski ihtişamının yoksullaşmış bir gölgesine dönüştürdüğü için ondan nefret eder. Onu sevin ya da ondan nefret edin; Castro’ya, geçtiğimiz yüzyılın en dikkat çekici insanlarından biri olduğu gerçeğini teslim etmek gerekir.

Diktatör Fulgencio Batista

İyi bir hikâye, iyi bir kötü karakter olmadan olur mu? Batista, 1940’lı yıllarda bir süre Küba Devlet Başkanı olarak görev yaptıktan sonra, 1952’de bir askerî darbeyle yeniden iktidara döndü. Batista yönetimi altında Küba ekonomik olarak büyüdü; Havana’daki gösterişli otelleri ve kumarhanelerinde eğlenmek isteyen zengin turistler için adeta bir cazibe merkezine dönüştü. Ancak turizm patlamasının getirdiği büyük servet esas olarak Batista’ya ve onun çevresindeki çıkar grubuna yaradı. Yoksul Kübalılar ise her zamankinden daha sefil bir hâle sürüklendi ve Batista’ya duydukları öfke, devrimi harekete geçiren en önemli yakıt oldu. Devrimden sonra bile, komünizme geçiş sürecinde her şeyini kaybeden üst ve orta sınıf Kübalılar iki noktada hemfikirdi: Castro’dan nefret ediyorlardı, fakat mutlaka Batista’nın geri dönmesini de istemiyorlardı.

Raúl Castro: Küçük Kardeşten Devlet Başkanlığına

Raúl Castro’yu gözden kaçırmak kolaydır; çocukluklarından itibaren ağabeyi Fidel’in peşine takılan ve görünüşe bakılırsa bundan hiç vazgeçmeyen küçük kardeşini… Raúl, Moncada Kışlası’na yapılan saldırıda, hapishane günlerinde, Meksika’da, sızdıran bir yatla Küba’ya dönüşte, dağlarda ve iktidara giden yolda Fidel’i sadakatle izledi. Bugün bile onun en yakınındaki isim olmaya devam etti; Fidel görevini sürdüremeyecek kadar hastalandığında Küba Devlet Başkanı olarak ülkenin başına geçti. Raúl göz ardı edilmemelidir; çünkü ağabeyinin Küba’sının her aşamasında önemli roller üstlenmiştir ve pek çok tarihçiye göre, Raúl olmasaydı Fidel’in bugün bulunduğu konuma ulaşması mümkün olmayabilirdi.

Temmuz 1953’te Fidel ve Raúl Castro, Santiago’nun dışındaki Moncada federal ordu kışlasına silahlı bir saldırı düzenlemek üzere 140 isyancıya liderlik etti. Kışlada silah ve mühimmat bulunuyordu; Castro kardeşler bunları ele geçirerek devrimi başlatmayı umuyordu. Ancak saldırı tam bir fiyasko ile sonuçlandı; isyancıların büyük bölümü hayatını kaybetti ya da Fidel ve Raúl gibi hapse atıldı. Buna rağmen, uzun vadede bu cüretkâr girişim Fidel Castro’nun Batista karşıtı hareketin lideri olarak konumunu pekiştirdi. Diktatöre duyulan hoşnutsuzluk arttıkça, Fidel’in yıldızı da giderek yükseldi.

İlgili Yazılar

Ernesto “Che” Guevara, İdealist

Meksika’ya sürgüne giden Fidel ve Raúl Castro, Batista’yı iktidardan uzaklaştırmak için yeni bir girişimin hazırlıklarına burada başladı. Meksiko’da, Arjantinli genç ve idealist bir doktor olan Ernesto “Che” Guevara ile tanıştılar. Guevara, Guatemala’da Başkan Arbenz’in CIA destekli biçimde görevden uzaklaştırılmasına bizzat tanıklık ettikten sonra emperyalizme karşı bir darbe indirme isteğiyle yanıp tutuşuyordu. Kısa sürede davaya katıldı ve zamanla devrimin en önemli isimlerinden biri hâline geldi. Küba hükümetinde birkaç yıl görev yaptıktan sonra, başka ülkelerde komünist devrimleri örgütlemek amacıyla yurt dışına çıktı. Ancak Küba’daki başarısını başka coğrafyalarda tekrarlayamadı ve 1967 yılında Bolivya güvenlik güçleri tarafından idam edildi.

Camilo Cienfuegos, Asker

Castro kardeşler Meksika’dayken, Batista karşıtı protestolara karıştığı için sürgüne gitmek zorunda kalan genç ve çevik bir delikanlıyı da yanlarına aldılar. Camilo Cienfuegos da devrimin bir parçası olmak istiyordu ve zamanla en önemli isimlerden biri hâline geldi. Efsanevi Granma yatıyla Küba’ya döndü ve dağlarda Fidel’in en güvendiği adamlardan biri oldu. Liderlik yeteneği ve karizması kısa sürede ortaya çıktı; bu nedenle komutasına büyük bir isyancı birliği verildi. Birçok kritik çatışmada savaştı ve kendini güçlü bir lider olarak kanıtladı. Devrimden kısa bir süre sonra ise bir uçak kazasında hayatını kaybetti.

Çeviren: Büşra Akel

Bizi takip edin ve paylaşın
error0
fb-share-icon
Tweet 20
fb-share-icon20
Kaynak ThoughtCo

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More