Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Dünyanın En Eski Antik Kütüphanelerinden Birinde Kayıp Antik Diller Keşfedildi

Bu kütüphanenin ne kadar önemli olduğunu anlamak için manastır kütüphanesinin, Vatikan Kütüphanesi'nin ardından dünyadaki en büyük ikinci erken dönemden kalma klasik metin nüshası ve el yazması koleksiyonunu  barındırdığını akılda tutmak yeterli olacaktır.

2 2.208

Araştırmacılara göre, Mısır’da bulunan gezegenimizin hâlen kullanılmaya devam eden en eski antik kütüphanelerinden birinde kayıp diller yenide gün yüzüne çıktı.

Mısır’daki Sina Dağı’nın iç kısmında bulunan ve Hristiyanlar için kutsal kabul edilen Azize Katerina (St. Catherine) Manastırı, binlerce eski el yazması, metin ve kitabın saklandığı gezegenimizin hâlen kullanılmaya devam eden en eski kütüphanelerinden birine ev sahipliği yapıyor.

“Dünyada bu kütüphaneye eşdeğer olabilecek hiçbir kütüphane olduğunu zannetmiyorum. Manastır, Roma İmparatorluğu döneminde oluşturulan ve asıl amacına uygun olarak faaliyet göstermeye devam eden bir kurum.”

Bu kütüphanenin ne kadar önemli olduğunu anlamak için manastır kütüphanesinin, Vatikan Kütüphanesi’nin ardından dünyadaki en büyük ikinci erken dönemden kalma klasik metin nüshası ve el yazması koleksiyonunu  barındırdığını akılda tutmak yeterli olacaktır.

Bu eski el yazmalarının bazıları, içerisinde oldukça önemli sırlar saklamaktadır.

Uzun zamandır kayıp olan dillerle ilgili eski çalışmalar, yüzyıllar boyunca manastırdaki kutsal yazıların altında saklı kalmıştır.

Görüntüleme teknolojisi sayesinde araştırmacılar silinen kelimeleri bir araya getirmeyi başarmışlardır. Görüntüleme tekniklerini kullanan bilim adamları kayıp birtakım antik metni saptamayı başarmıştır.

Bu durum, bilim adamlarının o dönemde pahalı olan ve nadir bulunan parşömenden tasarruf etmek için üzerine başka yazılar yazılan antik metinleri okuyabilmesine olanak sağlamıştır.

Araştırmacılar, Sina Yarımadası’nda bulunan Azize Katerina Manastırı’ndaki keşfi ‘keşif tarihi için yeni bir altın çağ’ olarak nitelendirmiştir.

Sonuç olarak uzun zamandır kayıp olan diller yüzyıllar sonra gün yüzüne çıkmıştır.

Uzmanlar, keşfedilen bazı dillerin Karanlık Çağlardan sonra hiç görülmediğini belirtiyor. Antik metinlerde, günümüzden 1500 yıl öncesine dayanan ender dillere rastlanmıştır. Araştırmacılar, Latince, Yunanca, Arapça gibi tarihçilerin oldukça aşina olduğu dillerde yazılmış orijinal metinlerin yanı sıra antik, uzun zamandır kayıp olan ve tarihsel kayıtlarda nadiren rastlanan dillerde yazılmış metinlerle de karşılaşmıştır.

California’da bulunan Erken El Yazmaları Elektronik Kütüphanesi’nden (Early Manuscripts Electronic Library) Michael Phelps, The Times gazetesine yaptığı açıklamada keşif çağının henüz sona ermediğini belirtmiştir.

İlgili Yazılar

“20. yüzyılda, mağaralarda yeni el yazmaları keşfedildi. 21. yüzyılda da, burnumuzun dibinde keşfedilmeyi bekleyen el yazmaları için yeni teknikler uygulayacağız. Tarihimizi yansıtan kayıp seslerin yeniden keşfedilmesini sağlayacağız.”

Kayıp diller arasında araştırmacılar, eski Süryanice ve Yunancanın bir karışımı olan ve Hristiyan Filistin Aramicesi olarak adlandırılan ölü bir lehçeye denk geldi. 13. yüzyılın bir döneminde kullanımının bırakıldığı düşünülen bu lehçe, 18. yüzyılda bilim adamları tarafından yeniden açığa çıkarıldı.

Early Manuscripts Electronic Library müdürü Micheal Phelps, Independent gazetesinde yayınlanan röportajında, geçmişte bu dili kullanan ve edebiyatı, sanatı ve maneviyatı olan bir insan topluluğu olduğunu belirtti.

“Bunların hepsi neredeyse tamamen kaybolmuştu. Ancak, bu topluluğun kültürel DNA’sı kültürümüzde bugün hâlen varlığını sürdürmekte. Bu üzerine yeniden yazılmış parşömen metinleri bu topluluğa yeniden ses vererek bugünkü hâlimize gelirken bize nasıl katkıda bulunduklarını anlamamızı sağlıyor.

Üzerine yeniden yazılmış parşömen yüzünden kaybolan bu dilleri keşfetmek için, daha sonra yazılan el yazmasını önceden yazılan ancak silinen yazının üzerine yerleştirerek bilim adamları binlerce sayfayı pek çok kez fotoğrafladı. Smithsonian Enstitüsü’nün bildirdiğine göre, her sayfa daha sonra farklı renkli ışıklarla aydınlatıldı.

Phelps, açıklamasında, geçmişte bir süre sonra el yazmasının üzerinde bulunduğu materyalin yazının kendisinde daha değerli hâle geldiğini belirtti. “Bu yüzden, parşömen yeniden kullanılıyordu.”

The Atlantic dergisinde yayınlanan bir makale için açıklamalarda bulunan Richard Gray, bilim adamlarının eski el yazmalarının üzerine okuma açısından ve hatta eğik açılardan ışık tutarak bunları fotoğrafladığını ve bu durumun da uzmanların “yüzeydeki küçük girinti ve çıkıntıları renklendirmesine” yardımcı olduğunu belirtti.

Araştırmacılar daha sonra, elde ettikleri bilgileri bir bilgisayar algoritmasına aktardı ve bu sayede daha sonra yazılan metinleri orijinal metinlerden ayırmayı başardılar.

Uzmanlar aynı zamanda, Arapça İncil’in bilinen ilk nüshası olduğuna inanılan metinleri ve Yunan hekim Hipokrat’ın bilinen en erken çalışmalarının örneklerini de gün yüzüne çıkardı.

Çeviri: Yiğit Abbas Yılmaz


Kaynak Ancient-Code

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

2 Yorumlar
  1. Envyta Lyfe CBD Oil diyor

    Gerçekten ilginç bir haber

  2. Envyta Lyfe CBD Oil diyor

    Çük ilginç bir yazı

  3. kitap kokusu diyor

    kitap kokusunu hgissttiğim tek yet

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More