Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Büyük Bizans Generali: Flavius Belisarius

Flavius Belisarius (MS 505-565) Balkan Yarımadası'nın batı kısmı olan İlirya'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve Bizans İmparatorluğu'nun en büyük generallerinden biri konumuna yükselmiştir. 'Son Romalı' unvanının önemli adayları arasında yer almaktadır.

0 2.651

Flavius Belisarius (MS 505-565) Balkan Yarımadası’nın batı kısmı olan İlirya’da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve Bizans İmparatorluğu’nun en büyük generallerinden biri konumuna yükselmiştir. Belisarius, Roma İmparatorluğu’nun değerlerini en iyi şekilde temsil eden son kişi anlamına gelen ‘Son Romalı’ unvanının önemli adayları arasında yer almaktadır. Bizans İmparatoru I. Justinianus’un (MS 527-565) emrinde ordu komutanı olarak görev yapmıştır.

Belisarius, ilk olarak Bizans imparatoru I. Justinus’un (MS 518-527) emrinde orduya katıldı. Justinus’un ölümü üzerine halefi I. Justinianus, ordunun tüm komutasını Belisarius’a verdi. MS 532’de Konstantinopolis’te I. Justinianus’a karşı duyulan öfkenin bir sonucu olarak çıkan Nika ayaklanmasını 20.000-30.000 kişiyi öldürerek bastırdı. Ardından Perslere, Vandallara, Gotlara ve Bulgarlara karşı savaşan Bizans kuvvetlerini komuta etti ve ölümüne kadar imparatorluğa asaletle ve sadakatle hizmet etti.

İlk Yılları ve Nika Ayaklanması

Belisarius’un ana dili Trakça, ikinci dili ise Latince’ydi. Bizans ordusuna yeni katılan bir acemi olarak yetenekli bir asker olacağını belli etmiş ve üstlerini etkilemişti. I. Justinus yönetimi sırasında rütbesi yükseltilmiş ve kısa bir süre sonra imparatorun hususi muhafızlarına komutanlık etmeye başlamıştı. I. Justinus, genç adamdan o kadar etkilenmişti ki onu önce üst rütbeli bir asker, ardından da generalliğe terfi ettirdi.

Solda Belisarius

I. Justinus, her ne kadar Belisarius’ta bir gelecek görmüşse de ilk muharebelerinde kendisini kanıtlayamamıştır. Belisarius, büyük çaplı çarpışmaları ve büyük kuvvetlerin komutasını kavrayamamış ve bu sebeple birkaç kez yenilgiye uğramıştır. I. Justinus öldüğünde, yenilgilerine rağmen, I. Justinianus onu Sasani İmparatorluğu’na karşı doğu kuvvetlerinin komutanlığına terfi ettirdi ve İber Savaşı sırasında MS 530’da Dara Muharebesi’nde büyük bir zafer kazandı. Ancak bir sonraki savaşı olan MS 531’deki Callinicum Muharebesinde o kadar başarılı olamadı ve ağır kayıplar vererek yenildi. Belisarius, beceriksizliği gerekçesiyle alınan yenilgiden dolayı yargılanmak üzere Konstantinopolis’e çağrıldı ancak tüm suçlamalardan aklanarak görevine devam etti.

I. Justinianus’un özellikle vergilendirme ve vergi toplama yöntemlerine ilişkin politikaları, başkent Konstantinopolis halkı tarafından hiç de hoş karşılanmamış ve bu durum MS 532 yılında Nika Ayaklanmaları olarak adlandırılan olaylarla patlak vermişti. Ayaklanmanın ilk nedeni, iki rakip atlı araba yarışı takımı olan Maviler (Veneti) ve Yeşiller’den (Prasini) iki sporcunun tutuklanıp hapsedilmesiydi. Birkaç sporcu, yarış sonrası çıkan kavga sonrasında cinayet suçundan tutuklanmış ve çoğu idam edilmişti. I. Justinianus, halkın daha önceki kararlarından ne denli rahatsız olduğunu anlayınca son iki sporcunun cezasını idamdan hapse çevirdi.

MS 532 yılının ocak ayında Hipodrom’daki kalabalık, idam kararından memnun olmadığı gibi tutuklama kararından da memnun değildi ve o günkü yarışlar sırasında “Nika!” (“zafer!”) sloganları atarak bir ayaklanma başlatarak I. Justinianus’un sarayını bastılar. Kalabalık, aynı zamanda I. Justinianus’un politikalarından bıkmış ve imparatorun vergilerden sorumlu rüşvetçi valisi Kapadokyalı John uğruna bu politikaları göz ardı etmesinden rahatsızlık duyan senatörler tarafından da destekleniyordu.

Kalabalık, konsül Hypatius’u yeni imparatorları olarak seçti; Hypatius ise Hipodrom’u dolduran kalabalığa seslenerek isyanlarını daha da alevlendirdi. Neticede I. Justinianus savaşmadan teslim oldu ve destekçileriyle birlikte şehirden kaçmaya hazırlanıyordu ancak karısı Theodora (MS 500-548) tarafından durduruldu ve şehri terk ederek yalnızca hayatını kurtarabileceğini ancak daha sonra bunun yaşamaya değmeyecek bir hayat olmayacağını, zira onur ve haysiyetinin kalmayacağını söyleyerek buna şiddetle karşı çıktı.

I. Justinianus karısının öğütlerini dinledi ve Belisarius’a ayaklanmayı bastırmasını emretti. Belisarius, Hipodrom’a girdikten sonra isyanı bastırdı ve 20.000 ila 30.000 arasında vatandaşı öldürdü (günümüz akademisyenleri bu sayıyı oldukça yüksek tutmaktadır). Hypatius yakalandı ve idam edildi.

Kuzey Afrika Çıkarması

İsyan bastırıldıktan sonra I. Justinianus, Afrika eyaletlerini imparatorluğa geri kazandırmak ve Teslis inancına sahip (İznik) Hıristiyanları, Ariusçu Hıristiyanlık inancını benimseyen Vandalların zulmünden ‘kurtarmak’ için MS 533 yılında Belisarius’u Vandallara karşı gönderdi. Vandallar, kralları Genserik (MS 428-478) önderliğinde eski Roma İmparatorluğu’nun Afrika eyaletlerini fethetmişlerdi. Ariusçu Hıristiyan Vandallar, kendilerini kabul ettirdikten sonra, Hıristiyanlığın ‘Roma’ kanadının takipçileri olarak kabul edilen İznik Hıristiyanlarına yönelik yoğun baskılar uygulamışlardır.

I. Justinianus’un bu zulümleri durdurmak için Kuzey Afrika’nın işgalini gerçekten emredip emretmediği hala tartışılmaktadır çünkü Procopius’un eserine atıfta bulunan bazı araştırmacılar işgalin aslında Belisarius’un fikri olduğuna işaret etmektedir. Görünüşe göre I. Justinianus’un başlangıçtaki tek amacı, kıyıdaki Oea, Sabratha ve Leptis Magna’yı içeren Trablusgarp’ın kazanç getiren limanlarını geri kazanmaktı. Bu limanlar ve civar topraklar artık imparatorluk tarafından yönetilmiyordu ve bu haliyle Nika Ayaklanmaları ve diğer başarısızlıkların ardından itibarı iyice azalan ve prestijini geri kazanmak için büyük bir zafere (ve daha fazla paraya) ihtiyaç duyan I. Justinianus için herhangi bir gelir sağlayamıyorlardı.

MS 533 yılında Belisarius 5.000 süvari, 10.000 piyade, 500 savaş gemisinden oluşan bir donanmada 20.000 denizci ve 2.000 kölenin kürek çektiği 92 küçük savaş gemisiyle yola çıktı. Bu devasa istilacı güç Konstantinopolis’ten ayrıldı ve ikmal için Sicilya’ya indi. Tarihçi J. F. C. Fuller’e göre, işte tam bu noktada Belisarius, Vandal kralı Gelimer’in (MS 530-534) kendisinin geldiğinden haberi olmadığına dair istihbarat alınca, Kuzey Afrika’nın tümüyle istila edilmesine karar verdi.

Belisarius, kuvvetlerini Kuzey Afrika’ya çıkardı ve Vandal krallığının başkenti Kartaca’ya doğru yürüdü. Yol boyunca birlikleri arasında sıkı bir disiplin uyguladı, böylece hiçbir halk zarar görmedi ya da haksızlığa uğramadı. Kuzey Afrika halkına karşı centilmence davranışı onların güvenini kazandı ve ona erzak ve istihbarat sağladılar. Sonunda bir Bizans kuvvetinin başkentine doğru geldiğini öğrenen Gelimer, düşmanını Ad Decium vadisinde tuzağa düşüreceği ve üç koldan sürpriz bir saldırıyla Bizanslıları yok edeceği bir planı uygulamaya koydu.

Gelimer’in planı kendisinin, kardeşi Ammatus’un ve yeğeni Gibamund’un öncülüğünde kusursuz bir şekilde koordine edilmiş bir saldırıya dayanıyordu. Planın işlemesi için herkesin tam olarak doğru zamanda hareket etmesi gerekiyordu. Fuller’in belirttiği gibi, “doğru zamanlama başarının ön koşulu olduğu için, saatin olmadığı bir çağda üç kolun aynı anda saldırıya geçmesi tesadüf olurdu.” Ammatus; Gelimer ve Gibamund henüz yerlerini almadan önce saldırmış ve kuvvetleri dağılırken öldürülmüştür. Gibamund bunun üzerine Gelimer’i beklemeden saldırıya geçmiş ve Bizans süvarileri tarafından yenilgiye uğratılmıştır. Gelimer, bölgeye ulaştığında sadece bozguna uğramış ordusunun cesetlerini ve ölü kardeşini bulmuştu. Ammatus’un ölümüne o kadar üzülmüştü ki, onu usulüne uygun törenlerle defnedebilmek için ordusunu durdurdu. Bu, Belisarius’un Kartaca’ya ulaşmasına ve onu kolayca almasına olanak sağladı.

Jüstinyen ve komutanları

Gelimer, Kartaca üzerine yürüdü ancak MS 533 yılının aralık ayında Tricamarum Muharebesinde yenildi. Gelimer, Bizans saldırısı karşısında meydandan kaçtı ve bunun üzerine askerleri de paniğe kapılarak safları bozdu. Yakalanan Gelimer zincire vuruldu ve Belisarius’un zaferinin bir parçası olarak Konstantinopolis’e götürüldü.

Gotlar Savaşı

MS 535 yılında Belisarius, İtalya’daki Ostrogotların üzerine gönderildi. Ülke, Bizans İmparatorluğu’na gelir sağlayan Ostrogot kralı Büyük Teoderik (MS 493-526) döneminde istikrarlı ve refah içindeydi ancak onun ölümünden sonra çıkarcı ve zayıf hükümdarların yönetimi altında kaosa sürüklenmişti. I. Justinianus harekete geçmeye karar verdiğinde, tahta oturan Teoderik’in kızı kraliçe Amalasuntha (y. MS 495-535) kuzeni Teodahad tarafından öldürülmüştü.

Belisarius önce MS 535’te Sicilya’yı, ardından MS 536’da Napoli ve Roma’yı aldı. Theodahad, şehirlerini savunma görevini yerine getiremiyordu, üstelik her açıdan oldukça yetersiz bir kral olduğunu da kanıtlamıştı. Amalasuntha’nın damadı Witigis (Vitiges olarak da bilinir, MS 536-540) tarafından MS 536’da öldürüldü ve ardından krallığının müdafaasını üstlendi ama Theodahad’dan daha başarılı olamadı. MS 540 yılında Belisarius, Ravenna şehrini ele geçirdi ve Witigis’i esir aldı. I. Justinianus Gotlara, Belisarius’a göre fazla cömert olan şartlarını sundu: bağımsız bir krallık olarak kalabileceklerdi ve neden oldukları sorunlara rağmen hazinelerinin sadece yarısını I. Justinianus’a bırakmak zorunda kalacaklardı. Ancak görünüşe göre I. Justinianus’un bu anlaşmayı yerine getirmeye niyeti yoktu hem getirmiş olsa bile Belisarius bunu gereğinden fazla merhametli buluyordu.

Got savaşları haritası

Gotlar Justinianus’a da onun şartlarına da güven duymuyorlar ancak savaş boyunca fethettiği topraklara karşı onurlu davranan Belisarius’a güveniyorlardı. Belisarius anlaşmayı onaylarsa teslim şartlarını kabul edeceklerini söylediler. Ancak Belisarius onurlu bir adam ve asker olarak bunu yapamazdı. Ostrogot soylularından bir grup, Belisarius’un kendisini yeni kralları yaparak bu çıkmazı aşmanın bir yolunu önerdi.

Belisarius onların teklifini kabul eder gibi yaptı ama I. Justinianus’a sadık olduğu ve kendisini devlet adamından çok asker olarak gördüğünden, Ravenna’daki taç giyme törenine katıldı ve ardından tertip edilen planın elebaşlarını tutuklatarak Ostrogot İmparatorluğu’nun ve hazinesinin tamamını I. Justinianus namına ele geçirdi. Akademisyen David L. Bongard bunu şöyle yorumlamaktadır:

İlgili Yazılar

“Cesur ve yetenekli bir asker olan Belisarius aynı zamanda usta bir taktisyen, cesur, kurnaz ve çevikti; Justinianus’tan gördüğü kötü muameleye rağmen, Ravenna’da kendisine taç giydirme teklifini reddedecek kadar da ona sadakatle bağlı kalmıştı. (Harper Encyclopedia of Military Biography, 76)”

Konstantinopolis’e Dönüş ve Pers Savaşları

Her ne kadar Belisarius, I. Justinianus’ın güvenini sarsacak bir eylemde bulunmasa da imparator onun sadakatinden şüphelenmeye başladı. Belisarius, fethettiği yerlerde olduğu kadar adamları arasında da son derece popülerdi ve bu yüzden I. Justinianus’a göre generalinin kendisine karşı ayaklanmaması için hiçbir neden yoktu. Belisarius’u daha iyi kontrol edilebileceği yakın bir yerde tutmanın daha iyi olacağını düşündü ve onu Konstantinopolis’e geri çağırıp onun yerine İtalya’da Bizanslı memurları görevlendirdi. Bu büyük bir hataydı çünkü memurlar yolsuzluğa bulaşmışlardı ve İtalya halkı, özellikle de Ostrogotlar, onların yönetimi altında büyük sıkıntılar çektiler.

Konstantinopolis’e döndüğünde Belisarius her zamanki gibi popülerdi hatta I. Justinianus’tan bile daha popülerdi. Tarihçi Will Durant, Procopius’tan alıntı yaparak şehir halkının generali nasıl gördüğünü şöyle aktarmaktadır:

“Bizanslılar her gün evden çıkan Belisarius’u izlemekten büyük zevk alırlardı… Zira ona her daim çok sayıda Vandal, Got ve Mağribi eşlik ettiğinden, ilerleyişi kalabalık bir festival alayını andırıyordu. Dahası, güzel bir vücudu vardı, uzun boylu ve son derece yakışıklıydı. Ama davranışları o kadar uysal ve tavırları o kadar nazikti ki, oldukça yoksul ve önemsiz biri gibi görünüyordu. (110)”

Belisarius bu dönemde, her ne kadar kendisine sadakatsizlik etse de bağlılık duyduğu karısı Antonia (y. 495 – y. 565) ile nispeten sakin bir hayat yaşadı. Antonia, Belisarius’u seferlerinde takip etmiş, sadık bir eş ve sırdaş gibi görünmüştü ama Procopius’a göre aslında Belisarius hakkında casusluk yapmak için imparatoriçe Theodora’nın hizmetindeydi.

Ancak evinde fazla kalamadan I. Justinianus onu Perslerle savaşmaya gönderdi. Belisarius bu savaşları her zamanki gibi özenli taktikleri ve kullandığı aldatmacalarla kazandı. Bir noktada, sayıca az olduğunu ve Pers generalinin kendi kuvvetlerinin gücü hakkında istihbarat toplamaya çalıştığını anladığında, Belisarius, Pers elçileriyle yapacağı bir toplantıya sanki bir avdaymış gibi hazırlanmış büyük bir birlikle (Procopius’a göre 6.000) geldi. Sadece bir av partisi bile bu kadar kalabalıksa, Belisarius’un ordusunun Perslerden sayıca çok daha fazla olması gerektiği izlenimi doğmuştu. Persler saldırmak yerine geri çekildiler ve Belisarius zafer kazandı.

Edebiyatta Belisarius

Totila ile Mücadele

O, Perslerle savaşırken İtalya’daki durum daha da kötüye gitmişti. Justinianus’un valilik verdiği Bizanslı yöneticiler yetkilerini o kadar kötüye kullanmışlardı ki, Totila (doğum adı Baduila-Badua, MS 541-552) adında karizmatik, milliyetçi bir Ostrogot önderliğinde çıkan bir Got ayaklanması bölgeyi kaosa sürükledi. Totila, Ostrogot kralı olarak seçildi ve Bizanslıları kovup İtalya’yı kendi egemenliğine katmaya girişti.

Totila karizmatik ve etkili bir generalken, I. Justinianus tarafından ona karşı gönderilen Bizanslı komutanlar daha çok seferden kişisel olarak nasıl kâr elde edebilecekleriyle ilgileniyorlardı. Totila onları kolayca yendi ve MS 542’de emrinde 20.000’den fazla adam vardı ve safları her geçen gün daha da kalabalıklaşıyordu. Bizans ordusunu mağlup ettiğinde, merhamet göstermiş ve bunun neticesinde esir alınan birçok asker taraf değiştirerek onun saflarında savaşmıştır.

MS 545’te I. Justinianus, Belisarius’u Totila ile başa çıkması için İtalya’ya geri gönderdi ve o yılın aralık ayında Totila, Roma şehrini ele geçirdi. Roma artık eskisi gibi bir güç merkezi olmasa da Bizanslılar için hâlâ sembolik önemini koruyordu. Totila, Konstantinopolis’e müzakerelere açık olduğunu bildirdi ancak I. Justinianus, Belisarius ile anlaşması gerektiğini yazdı. Hayal kırıklığına uğrayan Totila, Belisarius’a Bizanslılar İtalya’dan çekilip kendisini rahat bırakmazlarsa Roma’yı yok edeceğini ve tutsak ettiği senatörleri idam edeceğini yazdı.

Belisarius, Totila’nın taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, çünkü İtalya’nın Bizans İmparatorluğu’na ait olduğunu ve I. Justinianus’un burayı kolay kolay teslim etmeyeceğini belirttiği bir mektupla karşılık verdi. Belisarius, mektubunda ayrıca Totila’nın şehirleri ve bozguna uğrattığı askerleri bağışlayan onurlu ve merhametli bir general olarak sahip olduğu itibarın altını çizdi; Roma’yı yok etme ve esirleri idam etme niyetinde ısrarcı olursa adının sonsuza dek lekeleneceği hususunda kendisini uyardı. Belisarius, Roma’nın kadim bir şehir olduğunu ve Totila’nın şehre dokunmadan bırakması halinde kendisinin hayırla yâd edileceğini, şehri tahrip etmesi halinde ise sonsuza dek lanetleneceğini belirtmişti.

Totila, akademisyen Herwig Wolfram’ın “Roma’dan vazgeçmek gibi önemli bir hata,” olarak adlandırdığı bu teklifi kabul etti. Savaşa devam etmek için emrindeki tüm adamlara ihtiyacı vardı ve dolayısıyla Roma’yı savunmasız bırakamazdı; bu nedenle terk etmeyi seçti. Belisarius daha sonra şehri ele geçirmiş, surları onarıp güçlendirmiş ve Totila’yı gelecekteki müzakerelerde önemli bir kaynaktan mahrum bırakmak amacıyla şehri garnizon haline getirmiştir.

Totila, Belisarius’u bile alt ederek başarılı seferlerine devam ederken, MS 547-548 yılları arasında ordusu – büyük ölçüde yenilen imparatorluk güçlerinden toplanan askerlerle – büyüdü ve MS 550’de dönüp Roma’yı geri aldı. Daha sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Konstantinopolis’e elçiler gönderdi ancak elçilerine görüşme izni verilmedi ve ardından tutuklandılar. Justinianus, Belisarius’u İtalya’dan geri çağırıp yerine Amalasuntha’nın ikinci kocası olan General Germanus’u getirdi ancak Germanus İtalya’ya ulaşamadan öldü ve yerine MS 552’de Taginae Savaşı’nda Totila’yı yenerek öldüren ve İtalya’yı Bizans İmparatorluğu’na geri kazandıran Narses (480-573) geçti.

Sonuç

Konstantinopolis’e geri dönen Belisarius, I. Justinianus’tan gördüğü kötü muameleye rağmen, MS 559’da Bizans İmparatorluğu’nu istila etmeye kalkışan Bulgarları ezmek için tekrar birliklere komutanlık etmeyi kabul etti. Düşmanı bir kez daha ustalıkla sınırdan geri püskürttü ve imparatorluğun sınırlarını güvence altına aldı. I. Justinianus’a yaptığı tüm hizmetlerden sonra bile, Belisarius yolsuzlukla suçlandı (bugün genellikle uydurma suçlamalar olarak anlaşılmaktadır) ve MS 562’de hapsedildi.

Ancak I. Justinianus onu affetmiş ve Bizans sarayındaki eski konumunu ve itibarını kendisine iade etmiştir. Daha sonra bu olay etrafında I. Justinianus’un Belisarius’u kör ettirdiği ve büyük generalin Konstantinopolis sokaklarında dilencilik yaptığı şeklinde bir efsane ortaya çıkmıştır. Jacque-Louis David’in Belisarius tablosu gibi birçok sanat eseri bu efsaneyi tarihsel bir gerçekmiş gibi tasvir etmiş olsa da bu efsanenin gerçekte hiçbir dayanağı yoktur. Belisarius, MS 565 yılında, I. Justinianus’tan sadece birkaç hafta sonra, Konstantinopolis’in hemen dışındaki malikanesinde ölmüştür. Will Durant, Belisarius’un ünü hakkında çoğunluğun görüşünü şöyle ifade eder:

“Sezar’dan bu yana hiçbir general bu kadar sınırlı adam ve maddi kaynakla bu kadar çok zafer kazanmamıştır; strateji ya da taktikte, adamlarının nezdinde itibar kazanmada ve düşmanlarına merhamet göstermede onu geçen çok az kişi olmuştur; belki de İskender, Sezar, Belisarius, Selahaddin, Napolyon gibi en büyük generaller merhameti savaşın en güçlü unsuru olarak görmüşlerdir.”

Sonuç olarak Belisarius, tarihteki en büyük askeri komutanlardan biri olarak anılmaktadır ve Durant’ın da belirttiği gibi, sıklıkla tüm zamanların en ünlü generalleriyle karşılaştırılmaktadır. Ancak birçoğunun aksine, Belisarius alçakgönüllülüğe değer vermiş, adamlarını etkileyecek kararlar almadan önce onlara düzenli olarak danışmış ve kendi onur ilkelerine daima bağlı kalarak, kendisinden daha düşük seviyedeki bir adamı yozlaştırabilecek koşullar altında dürüstlüğünü muhafaza etmeyi başarmıştır.

Çeviri: Gürkan Çimen

Orijinal Yazı: Mark, Joshua J.. “Belisarius.” World History Encyclopedia. World History Encyclopedia, 20 Sep 2019. Web. 04 Jul 2024.

Bizi takip edin ve paylaşın
error0
fb-share-icon
Tweet 20
fb-share-icon20
Kaynak World History

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More