Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Piramitlerden Stonehenge’e – Tarih Öncesinin Gök Bilimci İnsanları

Antik yapıların gizemlerini çözmek sanıldığı kadar kolay değildir... Bunun için en temelden başlamak gerekiyor. Sizler için bir kapı aralamak istedik. Keyifli okumalar.

0 1.674

İnsanlar gökyüzünü incelemeye başladıklarından beri güzelliği ve gizemli yönleri karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişlerdir.  Bundan dolayı astronomi genellikle binlerce yıldır insanlara ilham veren bilimlerin en eskisi olarak tanımlanır. Gökyüzündeki olaylar, tarih öncesinde yapılmış mağara resimlerinde de yer almaktadır. Keops Piramidi ve Stonehenge gibi eserler ana yönlere ve ayın, güneşin ve yıldızların gökyüzünde belirdiği yerlere büyük bir hassasiyetle hizalanmış gibi görünmektedir.

Bugün ise biz, eski insanların bu tür yapıları nasıl inşa edip yönlerini belirlediklerini hayal bile etmekte zorlanıyoruz.  Bu durum birçok varsayıma yol açmıştır. Bazıları, tarih öncesi insanlar matematik ve bilimden anladığı için bunu yapabildiklerini söylemektedir. Bazıları da oldukça ileri gidip uzaylıların onlara nasıl yapılacağını gösterdiğini ileri sürmektedir.

Fakat biz, eski insanların gökyüzünü anlayıp bir evren bilimi geliştirmesi hakkında ne biliyoruz? Bu konunun iç yüzünü anlamak için 1970’lerde “Arkeoastronomi” veya “kültürel astronomi” olarak adlandırılan bilimsel bir disiplin geliştirilmiştir.  Bu disiplin astronomi, arkeoloji, antropoloji ve etno-astronomi gibi çeşitli uzmanlık alanlarını kapsamaktadır.

Piramitler Hakkında Tüm Araştırmalarımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

Stonehenge’de güneş

Basit Yöntemler

Mısır piramitleri en etkileyici antik eserlerdendir ve birçoğu oldukça özenli bir şekilde yerleştirilmiştir. 19. yüzyılda eski Mısır bilimcisi Flinder Petrie, Giza piramitlerinin ilk ve en detaylı araştırmasını gerçekleştirmiştir.  Piramit tabanlarının dörtkenarından her birinin, bir derecenin dörtte biri bir açıyla ana yönleri işaret ettiğini ortaya çıkarmıştır.

Fakat Mısırlılar bunu nasıl öğrendi? Giza piramitleri üzerine çalışan mühendis Glen Dash, kısa bir süre önce bir teori ortaya çıkardı. Glen Dash “Hindistan çemberi”nin eski kullanım yönteminden yararlanmıştır ve bunun için gereken sadece doğudan batıya bir doğrultu oluşturmak için kullanılan gölgelendirme çubuğu ve ip. Bu yöntemin piramitlerin sadeliği amacıyla nasıl kullanıldığını özetlemiştir.

Piramitlerin ve Sfenks’in Bulunuş Hikayesi İlginizi Çekebilir

Gerçekten de durum bu olabilir mi? Söz konusu durum imkânsız değil fakat biz şu anda günümüz dünya görüşleri, yöntemleri ve fikirleriyle geçmişi değerlendirmek gibi bir hataya düşmek üzereyiz.  Mitolojinin ve zamanında bilinen ve kullanılan ilgili yöntemlerin iç yüzünü anlarsak daha güvenilir bir cevap alabiliriz.

Bilim insanlarının, geçmişte kullanılan bilimsel bir yaklaşımla ilgili çıkan sonuçları hemen kabul etmesi ilk kez yaşanan bir durum değildir. Stonehenge’de de benzer bir şey yaşandı. 1964’te genç gök bilimci Gerald Hawkins, bu gizemli yapıtta oluşan tutulmaları tahmin edebilmek için çukurları ve belirleyicileri kullanarak karmaşık bir yöntem geliştirdi. Fakat bu Stonehenge’in bu şekilde kullanılması gerektiği anlamına gelmemekteydi.

Stonehenge Hakkında Tüm Yazılarımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

M.Ö. 2562 yılında Büyükayı takımyıldızında bulunan Megrez ve Phad adlı iki yıldızın kuzeye doğru sıralanışı
İlgili Yazılar

Doğru Olanı Yapmak

Geçmişi anlayabilmek için, bir fikri savunan diğer disiplinlerin de çeşitli yaklaşımlarını göz önünde bulundurmalıyız. Ayrıca, bir eserin nasıl hizalanmış veya kullanılmış olabileceğine dair asla tek bir açıklama ya da cevap olmayacağını da bilmeliyiz.

Peki, kültürel astronomi piramitlerin hizalanışını nasıl açıklayabilir? 2001’de yapılan bir çalışma, Megrez ve Phad yıldızlarının Büyükayı takımyıldızının en önemlileri olabileceğini ortaya çıkardı. Bu yıldızlar bütün gece boyunca görülmektedir.  Eski zamanlarda, zamanı ölçme aleti olarak kullanılan ve yıldızların hizalanışını izlemek için şakulün tahta bir tutamaca bağlanmasıyla oluşan çubuk yani merkhet kullanılarak yıldızlar bir gece boyunca gökyüzündeki en alçak konumlarıyla kuzeyi gösterebilmektedir.

Bu çalışma, Edfu’da bulunan Horus tapınağındaki yazıtlardan yararlanılarak ortaya çıkarılan yıldız mitolojisi konusuyla da bağlantılıdır. Bu çalışmalar merkheti bir ölçme aracı olarak kullanmak üzerine yoğunlaşmaktadır ve bu teknik Mısır’daki diğer kazı alanlarının yönünü de açıklayabilir.  Yazıt, Büyükayı takımyıldızını ve onun gökyüzünde bulunabileceği konumu gösteren “Bull’s Foreleg” hiyeroglifini de içermektedir.

Benzer şekilde, Stonehenge için de daha iyi fikirler sunulmuştur. Bir çalışmada, eserin yanındaki ağaçlarda tuhaf daireler tespit edilmiş ve Stonehenge’de kayalar ölüleri temsil ederken bunların da yaşayanları temsil edebileceğini ileri sürmüşlerdir. Benzer uygulamalar Madagaskar’da bulunan eserlerde de görülmekte olup, tarih öncesi insanların yaşayanları ve ölüleri düşünmesinin ortak bir sebebi olabileceğini akıllara getirmektedir. Ayrıca Stonehenge bunu anlamanın yollarını, muazzam manzarasıyla göstermektedir.  Diğerleri ise Stonehenge’yi, özellikle de bulvarını, Ay manzarası eşliğinde yeraltı dünyasındaki geçit ayini açısından yorumlamışlardır.

Stonehenge’in Taşlarının Nasıl Taşındığı Bulundu

Portekiz’de bulunan Dolmen da Orca’daki geçit mezarlarından birinde yapılan saha çalışması. Geçit mezarlarının içerisinden nasıl göründüğünü tasvir etmek amacıyla taş yapının yanına yapılan bir kopya. Daniel Brown

Kültürel astronomi aynı zamanda Portekiz’deki 6000 yıllık geçit mezarları konusunu aydınlatmaya da yardımcı olmuştur. Arkeolog Fabio Silva, Aldebaran yıldızının sıradağlar üzerinden yükseldiği yerde mezarların içinden bunun nasıl göründüğünü göstermiştir. Bu, hem ölüler hem de yaşayanlar için manzaranın içeriden görünebilmesi amacıyla bir başlangıç ritüeli olarak yapılmış olabilir.

Ancak Silva daha geniş destekleyici kanıtlardan yararlanmıştır. Sıradağlar, mezarları yapan kişilerin yaz aylarında hayvanlarıyla birlikte göç edebilecekleri yerdir. Aldebaran yıldızı bu göçün başlangıcı süresince yılda ilk kez burada yükselir ve bu güneşin doğması olarak bilinir. İlginç şekilde, eski folklor de aynı zamanda sıradağları aydınlatan oldukça parlak bir yıldızı bu alanda fark eden çobandan bahsetmektedir. Çoban oraya vardığında hem köpeğine hem de sıradağlara isim vermeye karar vermiştir ve bu iki isim de hala kullanılmaktadır.

Silva ile birlikte yürüttüğüm şu anki çalışma, yıldızın görünürlüğünü biraz azaltarak, manzaranın uzun, dar giriş pasajlarından mezarlara kadar nasıl görünebileceğini göstermektedir.

Fakat tarih öncesi insanların, bilim konusunda oldukça fazla bilgiye sahip analitik gök bilimciler olduğunu varsaymak kolay olsa da, bunun astronomiyle ilgili modern görüşlerimizi yansıttığını da unutmamak gerekir.  Kültürel astronomiyle ilgili bulgular, eski zaman insanlarının gerçekten de gökyüzünü gözlemlediklerini ve gördüklerini hayatlarının birçok yönüne yansıttıklarını göstermektedir. Antik yapıların anlamı ve kökenleriyle ilgili çok sayıda bilinmez olsa da, deneyimler de dahil olmak üzere mümkün olduğu kadar çok alandan yararlanıp anlamını çözmekle uğraşmak, onların bir zamanlar ne için kullanıldığını anlamamız konusundaki en iyi seçenektir.

Antik Sırları Merak Ediyorsanız Bu Başlığımız Tam Size Göre

Çeviri: N. İrem Kızıler

Daniel Brown  / TheConversation


Kaynak Ancient-Origins

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More