Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Kral Davut’un Ayak Adımlarında: Aşk, Savaş ve Cesaret Hikâyeleri

Filistinliler muhtemelen “Kaphtor” dan, muhtemelen Girit ya da günümüz Yunanistan'ın bir başka kara parçasından gelen göçmen bir halktı.

1 1.718

Sorek ve Elah vadilerinin sakin pastoral yeşil manzarasının altında antik çağda bölge hakkında dramatik bir hikâye yatıyor. Kudüs Tepeleri’nin batı yamaçlarını boşaltarak, ilk iki vadiyi derinden keserek, Shephelah bölgesinde, dağ eteklerine doğru dağılmadan, dağlara açılmadan önce dağları açıyor. Kuzeydeki en kuzeydeki Sorek Vadisi, Ramallah’ın yakınlarında başlar ve Beth Shemesh’e doğru iner. Bugün, eski Kudüs-Tel Aviv demiryolu hattı geçmektedir. Elah Vadisi, Beytüllahim’in yakın çevresinden kaynaklanır ve Gilo Dağı’ndan Kudüs’e giden yolun yanında çalışır. İki vadi, Akdeniz’e ulaşmadan önce Aşdod yakınlarında buluşuyor.

Dinlemek Tel Azekah B’den fotoğraflanan Elah Vadisi

Geç Tunç Çağı’nda, Kenanit Döneminde (MÖ. 1550–1200), burada güçlü şehir devletleri gelişmedi. Mısır’daki Tell el-Amarna’da bulunan ve MÖ. 14. yüzyılda Mısır Kralı’na gönderilen yüzlerce harfin yer aldığı bir diplomatik arşivden, şu an Şanlıurfa’daki iki önemli Canaanite şehrinin Gezer olduğunu öğreniyoruz. Ayalon Vadisi’nde) ve Lachish (Lachish Vadisi’nde). Ancak, sonraki İncil’de bu iki vadide iki güçlü Filistin kenti vardı: Ekron (Tel Miqne), Sorek Vadisi’nin yanında ve Elah Vadisi’nde Gath (Tell es-Safi). İncil, tarihi ve arkeolojik veriler, MÖ. 12. yüzyılın başlarında Filistinlerin İsrail topraklarının güney kesiminde beş şehir devleti kurduğunu göstermektedir. Şanlıurfa’da (Ekron ve Gath) ikisine ek olarak üçü Akdeniz kıyıları boyunca inşa edilmiştir: Aşdod, Aşkelon ve Gazze.

Dinlemek Mısır’daki Tell el-Amarna’da bulunan mektuplardan biri.

İncil geleneğine göre, Filistinliler muhtemelen “Kaphtor” dan, muhtemelen Girit ya da günümüz Yunanistan’ın bir başka parçası olan göçmen nüfustu. Arkeolojik araştırmalar, Filistin şehrinin eski işgal katmanlarından gelen çanak çömlek damarları ve bize tanınan Filistin isimlerinin dilbilimsel özelliklerinin analizi (örneğin, Gath ve Gath’ın bir Filistin hükümdarı olan Achish gibi) ve diğer buluntuların tarzına ve aynı zamanda Filistinlileri “Deniz Halklarından” biri olarak anlatan Mısır firavunu Ramesses III’ün yazıtlarına dayanan benzer sonuçlara varmıştır.

Arkeolojik kazılar MÖ. 12.-11. Yüzyıllarda (Demir Çağı I) Ekron’un 20 hektarlık bir alana (neredeyse 50 dönüm) uzanan önemli bir Filistin merkezi olduğunu göstermektedir. Kamu binaları ve konutlar gelişmiş bir kültüre işaret ediyor. Bu büyük şehir, daha önce olduğu gibi MÖ. 11. yüzyılın sonlarında yıkılmış, 10. ve 9. yüzyıllarda (Demir Çağı IIA) göreceli olarak küçük bir alan olarak, 8. ve 7. yüzyıllarda tekrar genişlemeden önce, aynı merkezi bir alana dönüşmüştür.

Medinet Habu Tapınağından resmedilmiş Ramses’in Deniz insanlarına karşı savaşını anlatan bir çizim. MÖ. 1200-1150

Diğer taraftan Gath, NÖ. 12.-11. Yüzyıllarda nispeten küçük bir yerdi, ancak MÖ. 10. ve 9. yüzyıllarda yaklaşık 40 hektarlık (neredeyse 100 dönümlük) bir alanla büyük bir alan haline geldi. Bu dev şehir, Aram-Şam kralı Hazael tarafından, İsrail’in kuzeyindeki Tel Dan bölgesinde bulunan ve “Davut Evi” ni anlatan aynı hükümdar tarafından 830 civarında imha edildi (bkz. S. 28). Böylece İncil’den öğreniyoruz: “O zaman Aram Kralı Hazael yükseldi, Gath’a karşı savaştı ve aldı” (2. Krallar 12:18). Birbirine yakın konumlanmış olan iki şehir, tarihlerinin seyri açısından bir ayna görüntüsü sunmaktadır.

Ekron’dan arkeolojik bulgular
İlgili Yazılar

Sorek ve Elah vadilerindeki İncil geleneği ve yerleşim arkeolojisi arasında söz konusu dönemlerde bir yazışma olması ilginçtir. Hakimler Kitabı’nda ve Demir Çağı I dönemini yansıtan 1 Samuel’in başlangıcında, bu bölge ile ilgili iki gelenek korunmuştur ve her ikisi de Sorek Vadisi’nde bulunmaktadır. Birincisi, aslanı öldüren ve cesedinden bal elde eden, tilkikuyruklarına yanan meşaleler ekleyen ve omuzlarında Gazze’nin ağır kapılarını taşıyan Yargıçların son efsanevi Samson’la ilgilidir (Yargıçlar 13-16). Samson, ailesi ile birlikte, Sorek Vadisi’nin bitişiğindeki Zorah (Tzorah) ‘da yaşamaktaydı ve iki kez vadiden Filistinli kadınlarla evlendi. İlk karısı, genellikle Tel Batash’la (modern şehir olan Tal Shahar’ın yanında yer alan) tanımlanan Timnah’dı. İkinci karısı Delilah’dı. Kutsal Kitap, yaşadığı yerden bahsetmezken, “… Sorek Vadisi’ndeki bir kadına aşık oldu.” Diye ekledi. Birkaç girişimden sonra, Delilah, Samson’un muazzam gücünün sırrını keşfetmeyi başardı: Uzun saçları, doğumundan beri hiç bitmemişti. Uyurken Samson’ın saçını kestirdi, güçsüzleştirdi, böylece Filistliler onun üstesinden gelmeyi başardı, gözlerini oydu ve onu hapsettiler. Ölümüyle sonuçlanan son bir kahramanlık davası olarak Samson, Gazze’deki Dagon tapınağının sütunlarını çekti ve 3,000 Filistinli öldürdü. Kardeşleri cesedini toplayıp Zorah ve Eshtaol arasında atalarının türbesinde mezarlık için getirdiler. Samson ile ilgili her hikaye efsanevi içeriğe sahiptir, ancak coğrafya açısından faaliyetlerinin ağırlıklı olarak Sorek Vadisi çevresinde yoğunlaştığı belirtilmelidir.

Günümüzde Gath

Sorek Vadisi ile ilgili ikinci gelenek, Samaria Tepeleri’ndeki Shiloh’daki Tabernacle’da tutulan ve İsrail ordusuyla Filistinlere karşı savaşa gönderilen Antlaşma Gemisini anlatıyor. İsrailliler üzerinde bir zaferden sonra, Filistliler Ark’ı ele geçirdiler ve onu tapınaklara ve insanlara büyük zarar verdiği çeşitli şehirlere götürdüler (1 Samuel 5-6). Örneğin Aşdod’da, Dagon’un heykeli kırılır ve onun başı ve elleri, tapınağın eşiğinde yatar ve koparılmıştır. Ark nihayet Ekron’a geldi, ölüm ve ciddi hastalığa neden oldu. Yedi ay sonra, Filistinliler, İsrail Tanrı’sının öfkesini yatıştırabilecekleri umuduyla, Ark’ı İsraillilere tazminat teklifleri vererek geri vermeye karar verirler. Ark’ı iki sığır tarafından çekilen bir arabaya koyduktan sonra, Sorek Vadisi’nden Beth Shemesh’e doğru dolaştılar.

Samson’un aslan avı

Elah Vadisi’ne bağlı gelenekler Demir Çağı IIA ile ilgili Samuel ve Chronicles kitaplarında korunur. Bu vadide Socoh ve Azekah arasında Ephes-dammim adlı bir yerde, genç Davut’un tek bir sling taşıyla Goliath’ı öldürdüğü bir yerdedir (1 Samuel 17). Daha sonra, Davut, kimliği belirsiz bir şehir olan Gath kralı Achish’e sığınmaktadır. Elah Vadisi’ndeki Tell es-Safi ile ve ardından aynı vadide Adullam’daki bir mağarada sığınmaktadır.

Bu geleneklerden bazıları bugün okuyucuya büyük abartılar gibi gelebilir. Ancak modern araştırmalar, anlatılan olayların kesin içeriği ve arkeolojik-tarihsel araştırmalardan ve İncil geleneklerinin coğrafi konumlarından ortaya çıkan önemli Filistin merkezlerinin konumu arasındaki temel ve büyüleyici yazışmalarda daha az ilgilenmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi, Demir Çağı I sırasında, MÖ. 12.-11. Yüzyıllarda, Sorek Vadisi’nin çok yakınında bulunan Ekron, hakim Filistin merkeziydi ve İncil geleneği, bu vadide Filistinlere dair anlatıyı buna göre yerleştiriyordu. Öte yandan, Demir Çağı IIA, MÖ. 10. ve 9. yüzyıllar boyunca, Elah Vadisi’ndeki Gath, hakim Filistin merkezi haline geldi ve Filistinler ile İsrailliler arasındaki sınır anlaşmazlıklarını anlatan Kutsal Kitap geleneği, Sorek Vadisi’nden Elah’a doğru kayıyor.

Davut Goliath’ın başını kesme sahnesi

Arkeolojik tablo bize eski İncil geleneğinin nasıl şekillendiğine dair daha derin bir bakış açısı sunmaktadır: Yüzlerce yıl boyunca devam eden tarihsel bir süreci yansıtan iki farklı popülasyon arasındaki sınır anlaşmazlıkları, efsanevi unsurlarla bir halk masalına yoğunlaştırılmıştır. Bu iki nüfus grubunun her biri tek bir ana karakterle temsil edilir: Samson ya da Davut ve onlara karşı, Delilah ya da Goliath. Geceleri, kamp ateşinin etrafında, kabilenin büyükleri genç nesli tarihe anlattığında, yüzlerce yıl, birkaç yıl hatta bir gün süren kısa bir bölüm haline getirildi. Dinleyicilerini eğlendirmek için olaylara bir efsane katmanı eklendi: Samson’un muazzam gücü ya da Goliath’ın inanılmaz yüksekliği. Modern araştırmalar bu gelenekleri görmezden gelemez ve onları temelsiz efsaneler olarak göremez. Onları analiz etmek zorundadır ve yüzlerce yıldan uzun süren karmaşık tarihsel süreçleri onlardan ayırmaya çalışmalıdır.

Çeviri: Seher Özkan


Kaynak Ancient-Origins

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

1 yorum
  1. Omer az diyor

    Çeviren arkadasin emegine saygi duymakla beraber çevirinin kotu oldugunu belirtmeliyim

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More