Cennet Konağı ve İçinde İşlenen Cinayetler

Cennet Bahçesi – cennete yapılan ilk referanslardan – İncil’de günahtan uzak bir yer olarak tasvir edilmiştir. İddia edildiğine göre rahatlatıcı bir yerdi, Âdem ve Havva olarak bilinen ilk adama ve kadına ise cennetti.

0 174

Adı Cennet olan yerler insana nedense daha çekici ve ideal gelir. Cennet Bahçesi – cennete yapılan ilk referanslardan – İncil’de günahtan uzak bir yer olarak tasvir edilmiştir. İddia edildiğine göre rahatlatıcı bir yerdi, Âdem ve Havva olarak bilinen ilk adama ve kadına ise cennetti. Bu sınırsız huzur ve zevk veren mekânın bir de paradoksu vardı ki bu da içinde yaşayanların sonsuza dek bu yaşam tarzında sefa sürebileceği ama asla belli bir ağaçtan meyve yememesi gerektiğiydi. Bu ağacın meyvesini yemek onları bu ütopik hayattan koparıp onlar için yeni bir olgu olan ölümle tanıştırırdı. Havva Tanrı’nın emrine karşı geldi ve meyveyi kopardı, biraz da kocasına verdi; böylelikle insanlığın düşüşü başladı, aynı zamanda Âdem ve Havva da cennetten kovuldu.

### Adem ve Havva ile İlgili Araştırmamızı Bu Yazı İçerisinde Bulabilirsiniz

Cennet Browne Konağı – Diğer Cennet

Asıl Cennetten binlerce yıl sonra başka bir ütopik mekân; küçük, tatlı bir ada olan ve Cennet Browne Konağı ile bilinen Nevis’te varlığını sürdürüyordu. Her ne kadar şu an harabeler içindeyse de bir zamanlar sahibi için idealizm ve güzellik kavramlarının birleştiği yerdi. Konak, bölgeyi şeker fabrikası haline getiren James Browne tarafından 1740’ta yapıldı. Aynı adı taşıyan oğlu fabrikada yenilikler yapmaya başladı ama tropik iklimden dolayı sürekli hasta olması onu daha uygun iklimli olan Kuzey Amerika’ya sürükledi ve konağı 1797’de kız kardeşi Elizabeth White’a bıraktı. O da konağı nihayetinde İskoçya-İrlanda asıllı iş adamı Edward Huggins’e sattı. Huggins James Browne’un hayalini yerine getirip 200 akrelik fabrikayı başarılı bir şeker işletmesi haline getirdi.

Edward burayı basit bir fabrikadan tam randımanlı bir şeker kamışı tarlasına dönüştürdü. Kızı Julia’yı evlendirme vakti geldiğinde aynı şekilde varlıklı olan Maynard ailesini etkilemek için arsayı iyice büyüttü. Düğün hazırlığında bu büyük konak; Afrika’dan gelen el yapımı mobilyalar, Çin’den gelen gümüşler ve tabak çanaklar, dünyanın her tarafından ithal edilmiş nefis yiyeceklerle donatılmıştı. Edward her şeyin en iyisini istemişti çünkü bu evlilik Nevis’te muazzam bir güce ve prestije sahip olacağı anlamına geliyordu.

### Helenistik Dönemin Cennet Bahçesi Yazımızı Mutlaka Okumalısınız

Cennetteki Cinayet

Edward Huggins Büyük Ev’i cennetin dünya şubesi olarak görüyordu ama herkes konağı böyle romantikleştirmiyordu. Hatta Edward Huggins 1817’de kölelere karşı yaptığı zulümden ötürü mahkeme karşısına çıkmıştı, yani bu mekân öyle gözüktüğü gibi ütopik bir yer değildi. Bu olay Nevis tarihinde önemli bir noktaydı çünkü 1833’teki Köleliği Kaldırma Yasasına yol açan kölelerin özgür olma hareketi bu olaydan sonra ortaya çıkmıştı.

Aynı Cennet Bahçesi’nde olduğu gibi, Cennet Browne Konağı da günahla kirlenmişti ve nihayetinde terk edildi. Fakat bu terk edilmeye sebebi itaatsizlik değil, içinde işlenen korkunç cinayetti. Julia’nın düğün gününde çıkan ve hem Walter Maynard’ın hem de John Huggins’in hayatını sonlandıran tartışmanın Huggins’in kölelere karşı olan sert tavırlarından çıktığı sanılıyor. Maynard ailesi kölelere karşı daha yumuşak ve nazik davranmalarıyla bilinirlerdi. Ayrıca bazıları kavganın köle bir metres yüzünden çıktığına inanıyor.

Kavgalarının sebebi ne olursa olsun, efsaneye göre Walter Maynard hararetli bir tartışma sonrası içkisini John Huggins’in suratına fırlatıyor ve ikili çekişmeyi sonlandırmak için avluya geçiyorlar. Ortamı rahatlatmak için havaya ateş sıkmaya niyet ettiklerine inanılıyor ama iddia edildiğine göre ikisi de namluyu birbirine çevirip ateş ediyorlar. İki adamın ölümünden sonra, malikane enkaz halde bırakılıyor ve zamanın tahribatına terk ediliyor. Julia’nın olaydan sonra aklını kaybettiğine ve hayatının geri kalanını tek başına geçirdiğine inanılıyor.

Şeker pancarı toplayan köleler

Cennet Browne Konağı Laneti

                Cennet Browne efsanesi, Huggins ve Maynard’ın çocuklarını mahvetmesi ve sonraki nesillerin ilişkilerini germesi bakımından Shakespeare’in Romeo ve Juliet’indeki Capulet ve Montague ailelerine benziyor. Bu Cennet Browne efsanesi her yıl Nevis’i ziyaret eden turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Edward Huggins’in hayatı ve tarladaki kavga hem tarihsel önemi yüzünden hem de insanların o bölgenin lanetli olduğuna inanması yüzünden her zaman merak uyandıran bir gizem olacak. Turizm Danışma Bürosu’ndan Alexis Arthurton lanet ve konak hakkında daha fazla bilgi veriyor.

M.C. Ziyaretçiler konağı ziyaret ettiklerinde ne tür şeyler yaşarlar?

A.A. Harabeyi ziyaret ettikten sonra, bazıları Julia’nın ağlayışlarının duvarlarda yankılandığını iddia eder. Dolunay gecelerinde, evin merdivenlerinde hırpani bir gelinlikle dururken görüldüğü de iddialar arasında. Burada bir gece kalan insanlar bir kadın çığlığı duyduğunu, birkaçı da kadının ruhunu gerçekten gördüğünü söylüyor.

M.C. Lanetli konağın rehber turları var mıdır?

A.A. Evet, var ama önceden yer ayırtılmış olması gerek.

M.C. Yakın gelecekte konağı eski görkemine kavuşturmak için yenileme planları var mı?

A.A. Bu noktada hükümet konağı restore etmek için olan planları henüz sonlandırmadı, ama gelecekte bu tür şeyler olacağını umuyoruz.

Çeviri: Sena Yılmazkarasu

Kaynak Ancient-Origins

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.