Viking Ev Yakma Ritüeli ve Mezar Evleri


Tunç Çağından Viking Çağına kadar mezarlar, üç koridorlu uzun evlerin kalıntılarının üstüne konuyordu. Ev yakılmadan önce tavanı tutan kirişler bazen sökülüyor, ev tamamen kül olduktan sonra mezarlar kalıntıların üstüne yerleştiriliyordu.

Marianne Hem Eriksen, arkeoloji ve tarih bölümünde doktora sonrası araştırmasını sürdürmektedir. Avrupa Arkeoloji Dergisi’ndeki (European Journal of Archeology) bir makalesinde bu eylemin nedenlerini anlatmıştır.

İskandinavya’nın beş farklı bölgesinde bulunan, yedi ev mezarını inceledim. İsveç’te Högöm, Rogaland’de Ullandhaug (Norveç), Uppland’de Brista (İsveç), Vestfold’da Jarlsberg (Norveç) ve Hedmark’ta Engelaug (Norveç) bölgelerini araştırdım.

Evleri ateşe verip tepelerine mezar koyma geleneği kremasyonu (cesedin yakılması) anımsatabilir. Eriksen, ateşe verilen evlerin tepelerine konan bu mezarların sadece insanın değil aynı zamanda evin de mezarı olduğunu savunuyor.

Bazı araştırmalarımızda insan kalıntılarına rastlayamadık. Bu tip kalıntıların muhafaza edildiğini düşündüğümüz yerlerde bile onlara ulaşamadık. Bu duruma rağmen arkeologlar, insan kalıntılarına başka yerlerde rastlayacaklarını varsayarak araştırmaya devam ediyorlar.

LOFOTEN (Norveç): İskandinavya toplumu köklü değişiklikler geçirirken üç koridorlu bu uzun evler nasıl 3000 yıl boyunca varlığını sürdürebilmiştir? Bu 83 metre uzunluğundaki Viking evi bilinen en büyük evdir ve Borg, Lofoten’de yeniden inşaa edilmiştir.

Büyük Değişimler

 Eriksen’e göre üç koridorlu uzun Viking evlerinin, tarihöncesi dönemde yaklaşık 3000 yıl boyunca (özellikle de o dönemde meydana gelen büyük değişimler göz önüne alındığında) ayakta durabilmesi oldukça dikkat çekici.

“Çoğu kişi, belli başlı kültürlerde egemen olan ideolojinin temel bir ifadesi olarak mimariyi gösterir. Özellikle yazılı dili olmayan toplumlarda mimari, bir kültürün oluşumunu ve zihniyetini ifade etmede önemli bir rol oynar.”

Tunç Çağından Orta Çağa kadar olan dönem, büyük ve temel sosyal, politik ve dini değişimlerle nitelendirilmiştir. Tunç Çağı bitene kadar kabile liderleri yönetimde olmuştur. Hz.İsa’nın doğumundan önceki dönemin eşitlik ve eşitçilik ile tanımlandığı söylenir. Bu dönemi, Roma’nın yükselişi, düşüşü ve Kavimler Göçü izlemiştir. Kavimler Göçü, “Avrupa’nın hareket halinde olması” olarak tanımlanabilir. Bununla beraber milattan sonraki ilk binyılın sonuna doğru Vikingler akınlar yapmışlar ve sömürgelere sahip olmuşlardır.

Arkeolog Eriksen “Bu dönem boyunca İskandinavyalılar evlerini aşağı yukarı aynı şekilde inşaa etmeye devam ettiler. Bu oldukça ilginç.” dedi.

Bir Evin Ömrü

 Üç koridorlu uzun Viking evleri nasıl böyle dayanıklı olabiliyor? Marianne Hem Eriksen, çeşitli kültürlere ait insanların evleriyle olan ilişkilerini öğrenmek için antropolojiye yöneliyor.

“Madagaskar’daki insanlara göre her evin bir yaşam döngüsü vardır. Ev doğar, büyür ve ölür. Batı Afrika’daki Batammalibalılar yeni doğan bebeklere, ergenlik çağındaki bireylere ve yetişkin bireylere yaptıkları dini törenler gibi evlerin inşaatları sırasında da çeşitli ritüelleri yerine getirirler. İçinde yaşamaya elverişli bir hale getirmek için evi “öldürdükleri” bir ayin yaparlar. Çoğu kültür evlerin insan bedenine mecazen bağlı olduğunu düşünür.”

Arkeolog Eriksen’in yedi Viking evi üzerinde yaptığı incelemeler de benzer özellikleri ortaya koyuyor. Doktora tezinde mezarlarla evin kapıları arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Bu durum, ritüeller açısından oldukça önemli. İnsanların vücut parçalarının eşiklerin altına yerleştirilmesi veya mezarların evin girişinin yakınına konması gibi bazı örnekler mevcut. Mezarların, girişi kapamak istermişcesine evin kapısının yukarısına konması gibi farklı durumlar da var.

Bazı durumlarda mezarlar birkaç nesil önceden yakılmış evlerin üstüne konmuştur. Bu durum, evin esas unsur olduğu teorisine ağırlık vermemizi sağlıyor.

“Yüzyıllardan beri aynı yerde olan evlerin tepesine mezar yapmak için saatler harcamak maaliyetli bir iş. Bu hem finansal hem de dini bir yatırım ve bu yatırımı neden yaptıklarını keşfetmek ilgi çekici. Örneğin, ataları ve kendileri arasında bir bağ oluşturmaya çalıştıklarını düşünebiliriz. Stratejik bir şekilde düşünüp kendi güçlerini meşrulaştırmayı amaçlamış olabilirler.”

 Ev ve İnsan Vücudu Arasındaki Bağ

Ev ve insan vücudunun arasındaki bağlantı, insan vücudundan esinlenerek inşaa edildiklerini belirtiyor. “Norse dilinde, evle ilgili olan kelimelerin çoğu insan vücudundan türemiştir. “Pencere” kelimesi (window) rüzgar (wind) ve göz (eye) kelimelerinden türemiştir ve hava girmesi için duvara açılan deliği ifade eder. Evin “kalkan duvarı” (gable) diye adlandırılan bölümü (çatının yanlarını kaplayan ve evin dış cephesiyle birleşen duvar) Norse dilinde kafatası anlamına gelir.

Eriksen “Evler ve insan vücudu arasındaki bu bağlantı, onları evlerin ruhu ve özü olduğunu düşünmeye itmiş olabilir.” diye ekliyor. Bu durum, insanların, amacına hizmet eden evleri en uygun şekilde son yolculuğuna uğurlamak istemesinin nedeni olabilir.

“Kremasyonun amacı vücudu küçük parçalara ayırmaktır. Belki bu yöntemle ruhun veya özün de özgür kılınacağı düşülmektedir. Evlerin de bir ruhu veya özü olduğu düşünüldüğü için yapılan bu yakma işlemi oldukça şaşırtıcıdır. Ev yakılarak ruhu ve özünün serbest bırakılması amaçlanmıştır. Eğer evler de insanlar gibi yaşam dolu ve bir kişilik sahibi olarak düşünülmüşse bu durum İskandinav evlerinin neden uzun süre ayakta durduğunu açıklayabilir.”

Evimizi Yanımızda Taşımak

Evler ve insanlar arasındaki bağlantının örneklerini günümüzde bile görebiliriz. Belki de Demir Çağı insanları ve modern insanlar arasındaki fark çok da büyük değildir. Hepimiz yaşadığımız evle bir bağ kurarız. Özellikle doğduğumuz evin bizim için anlamı büyüktür.

Fransız filozof Gaston Bachelard, doğduğumuz evin içimize kazındığını söyler. Hayatımız boyunca o evi kalbimizde taşırız. Hayatımızın geri kalanında ne kadar çok merdiven çıkmış olursak olalım çocukluğumuzun geçtiği evin gıcırdayan basamaklarını hiç unutmayız. Nereye gidersek gidelim, evimizi yanımızda taşırız.

BRİTANYALILARIN YARISI SOYLARININ VİKİNGLERE DAYANMASINI DİLİYOR

TUNÇ ÇAĞINDA İNSANLAR EVLİLİK YÜZÜNDEN GÖÇ ETMİŞLER

Çeviri: Eylül Özgiray

Kaynak: phys “Iron-age Viking longhouses were burned and buried in funerals

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in