İkonaların Ortaya Çıkışı ve Gelişimi – Bölüm 1

Müjdeleme sahnesiyle başlayan ikonalar, İsa ölene kadar ki süreçte yaptığı ve yaşadığı olayları konu edinir

0 413

Hıristiyanlık’ta ibadete mahsus tahta üzerine boya ile yapılmış dini resimlere ikona adı verilir. Üzerinde İsa, Meryem ve Yahya gibi kutsal kişilerin betimlemeleri bulunur. İnananlar ikonların önünde mum yakıp onlara dua ederler. Kutsal kitaplar İncil ve Tevrat’ta ki konular da resmedilir. Müjdeleme sahnesiyle başlayan ikonalar, İsa ölene kadar ki süreçte yaptığı ve yaşadığı olayları konu edinir. Manastırlar da yapılan ikonlara kutsallık kazandırılmak için manastırda bulunan altarda kırk gün bekletilir. Ayrıca manastırlar için geçim kaynağı ve ticaret kaynağıdır.

İKONA NEDİR?

Grekçe ‘eiko’ kelimesinden türemiş, anlamı benzemek, benzetmektir. Tevrat’ta da ‘tselem’  yani temsil edilmek istenen şeyle aynı değerde olmak anlamında kullanılır. İncil’de geçen yazısal metinleri görsele aktarmadır ikona.

Dergimizde Yayınlanan Hristiyanlık Üzerine Bütün Yazılara Buradan Ulaşabilirsiniz

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde kiliselerdeki resimlerin gayet ilgi çekici olduğunu söylemektedir. Bu resimlerin ne amaçla yapıldığını gezdiği kilisenin papazıyla arasında geçen şu konuşmadan öğreniyoruz: ‘Papaza bunları niçin böyle resmedersiniz. Vallahi ağam bizim halk cahildir, biz onlara kürsülerimizden vaaz ve nasihat verirken sözlerimizi anlayamazlar, biz sizin şeyleriniz gibi asla sözlerimizi anlaşılır şekilde anlatamayız. Bu sebeple cennet böyle cehennem böyle, sırat böyle, araf böyle diye resimlerini yaptırıp vaaz ederken gösteririz’ demiştir.

ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ

Hristiyanlık tarihi, gerçeklerden mahrum bir takım efsanelere dayanarak, ikonalara  ibadetin, İsa‘nın ölümünden sonra İncil yazarlarından Luka’nın Meryem’in resmini yapmış olması öne sürülür. Bundan dolayı Luka Hıristiyanlık’ta ressamların piri olarak kabul edilir.

Bir başka efsaneye göre ikonlara ibadet etmek, İsa’nın ölümünden sonra, daha havariler zamanında, yani 1.yüzyılın içinde başlamıştır. Havarilerden, İncil yazarı Yuhanna‘nın  hayatını anlatan, fakat hiçbiri belge değeri taşımayan, tamamen rivayetlere dayanan bir metinden, çömezlerden birinin evinde beyaz örtülü bir masanın üzerinde Yuhanna’nın çiçeklerle süslenmiş bir resminin bulunduğunu ve resmin önünde mumlar yandığını öğrenmekteyiz.

Hristiyanlığın Doğuşu ve Yayılımı Yazımızı Mutlaka Okumalısınız

Oysa ki, Kutsal Kitap’ın ‘Çıkış’ bölümünde görülmektedir ki: ‘kendin için oyma put; yukarıda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın yahut yerin altında sularda olanın, hiç suretini yapmayacaksın, bunlara eğilmeyeceksin,onlara ibadet etmeyeceksin’. Buna göre her türlü insan sureti yapmak, betimlemek ve ona tapmak yasaktır.Dini resimlerin çıkışını Hıristiyanlık’ta değil de başka yerlerde aramak daha doğru olur.

Hıristiyanlık, Suriye-Filistin, Mısır bölgesinde ortaya çıkmış buradan da yavaş yavaş etrafa, Roma’ya ve Roma İmparatorluğu’nun hakim olduğu topraklara Bizans’a ve Anadolu’ya kadar yayılmıştır. Bütün bu topraklarda yaşayan Hıristiyanlar da içinde bulunduğu toplumun resim konusunda etkisinde kalmıştır.Hıristiyanların en çok etkilendiği iki toplum, putperest Mısır ve Roma toplumları olmuştur.

Mısırlılar, ölülerini mumyaladıktan sonra, ölünün hayatta iken yapılmış gerçek bir portresini de, mumyayı muhafaza eden kapağın üstüne koyuyorlar, böylece onu gelecek nesline tanıtmak ve hatıralarını yaşatmak istiyorlardı. Tahta üzerine mumlu boya ile yapılmış bu portrelerden birçoğu Mısır’ın Fayyoum Bölgesi’nde ortaya çıkarılmıştır. Mısır’ın Roma hakimiyetinde bulunduğu zamanlara, M.S.2.-3.yüzyıllara ait olan ve Mısır-Yunan-Roma karışımı bir üslubu aksettiren bu ölü resimlerinin ilk Hıristiyan ikonalarına örnek teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

Antik Mısır’da Mumyala Teklikleri Yazımızı İncelemelisiniz

3.-4.yüzyıllarda Suriye-Filistin bölgesinde, Mısır çöllerinde kurulan yüzlerce manastırda tertip edilen ayinlerde, yeni bir ibadet şeklinin ortaya çıkmaya başladığı ve ikonalara ibadete doğru ilk adımların atıldığı görülmektedir. Bu manastırlarda, manastır büyüklerinin belki hayatta iken yapılmış resimleri, onların dini öğretileri ve hikmetli sözleri gibi kutsal bir emanet olarak muhafaza ediliyor, ölümlerinin yıl dönümü gelince, bu resimler mihrabın önüne konuluyor, ayin esnasında hayat hikayeleri kısaca anlatılarak anılıyorlardı. Manastırlarda görülen bu ikonaların yanında, daha sonra, İsa’nın, Meryem’in  ve Yahya’nın ikonları yer almaya başladı. Kayserili Eusobios ve Kıbrıslı Epiphanes gibi ilahiyatçıların bıraktığı metinlerden 4.yüzyılın ilk yarısında İsa’nın, Meryem’in, Yahya’nın ve azizleri gösteren ikonların kullanıldığını öğrenmekteyiz.

Hristiyanlıkta Hac ve Hacılık Kavramı Nasıl Ortaya Çıktı Bu Yazımızda

Bizans’ta kısa zamanda yaygınlaşan ikonlara tapma putperestlik derecesine gelmiştir. Bunun neticesinde ikonlara ibadetin aykırı olduğunu ileri sürenler ve onlara karşı, karşı karşıya gelmiş ve ikonaklazma dönemi yani tasvir kırıcılık buhranı yaşanmıştır.

İkona Kırıcılığı Gösteren Bir Resim

İkonaklazma Başlıyor

Tasvirlere karşı mücadele Bizans tarihinde yeni ve kendine özgü bir fasıl açmaktadır. 3.Leon tasvirlere karşı vaziyet alması bu devreye damgasını basan ve devleti yüzyıldan fazla bir süre ağır iç mücadelelere sürükler. Resme olan karşıtlığın artması bu dönemde ikonaların kırılmasına yasaklanmasına kadar gider. 3.Leon’un bu tavrı takınmasındaki sebepler Yahudi dinindeki resme olan yasak ve Arap yarım adasındaki resme olan yasaktan etkilendiğidir. Yahudilerin o dönemde güçlü bir şekilde halk arasında olması ve Araplar ile yapılan savaşlar bu durumda büyük rol sahibidir. Tasvirlere aşırı hürmet göstermek adetine karşı mücadeleyi Anadolu ruhban sınıfının yüksek temsilcileri Klaudiopolis metropoliti Thomas ve mücadelenin yaratıcısı gözüyle bakılan Nakoleia piskoposu Konstantinos bulunmaktadır. Şimdi de bizzat doğu menşeili olup birçok yılını devletin doğu eyaletlerinde geçirmiş ve Araplarla sıkı münasebeti bulunan 3.Leon tasvir karşıtı hareketin emrine giriyordu. 726 yılında 3.Leon  ilk defa olarak tasvirlere kesin karşı duruşunu belli etti, buna sebep ise başşehirde kalmış Anadolulu tasvire karşı çıkan alimlerden etkilendiği içindir. İmparator ilk olarak tebaasına vaaz verip tasvir kültünün yakışıksızlığını anlatıyordu. Leon kendini sadece imparator değil aynı zamanda başrahip olarak da görüyordu bunu da papaya yazdığı mektuptan biliyoruz. Leon işi daha ileriye götürerek saray kapısında bulunan bronz kapı üzerindeki İsa resmini söktürdü. Halk buna tepki gösterip resmi söken memuru linç edince ortalık daha da karışmaya tepkiler artmaya başladı. Hellas halkı bu durumu kabul etmeyerek donanmayla İstanbul’a doğru harekete geçti. Daha sonraları birkaç piskopos ve papa ile müzakere yapılıp ortalık yatıştırıldı. Ancak Leon, papa ve önemli piskopos olan Germanos’u yanına çekmeyi denedi ve kesin bir ret ile karşılaştı. Artık tek yol zorla kabul ettirmekti.

723 yılında 3.Leon ikonalara ibadeti yasaklamıştır. Bu yasaklama neticesinde 843 yılana kadar taraflar arasında bir mücadele başlamıştır. İmparatorluğun içinde Leon’a destek olanlar hudutları içinde bulunan tüm topraklarda ikonları kırıp yok etmişlerdir. 787 yılında İznik’te yapılan ruhani meclis toplantısında ikonalara ibadetin Hıristiyan Ortodoks inancının gereği olduğu söylense de kavgalar 843 yılına kadar sürer. Bu tarihten sonra ikonalar kesin olarak Ortodoks Kilisesi’nde yerini almıştır.

İkonalar kiliselerde belli bir düzen belli bir yerde durur. İkonalar kilisede , mihrabın önünde yükselen ‘ikonastasis’ yahut ‘templon’ denilen tahta perdenin üzerine , belli bir düzene göre asılır. Ayin esnasında cemaatin yer aldığı mekan ‘naos’ ile ayini icra eden rahiplerin bulunduğu mihrap(autel) bölümünü ayıran bu üç kapalı tahta perdenin yerden yaklaşık bir adam boyu yüksekliğindeki birinci sırasına, soldan başlamak üzere, Meryem’in, İsa’nın, Yahya’nın ikonaları asılır. Bunlardan sonra kilisenin koruyucu azizleri ikonları yer alır. Özellikle ayin esnasında ayrı önem taşıyan bu ikonların önünde halk mum yakar dua eder ve öper. Nispeten büyük boyda yapılmış ve gümüş levhalarla kaplanmış bu ikonalara önünde secde edilen anlamına gelen ‘Proskinos’ ikonası denir. Templonun bu tasvirlerin üstüne gelen ikinci sırasında ‘Deisis’ sahnesi ve bunun iki yanında da altışarlı sıra ile on iki dini bayramı ifade eden ve ‘Dodekaorton’ ismi altında toplanan on iki ikona asılır. Bunların birinci Cebrail’in Meryem’e müjde (evangelismos) isimli ikonadır. Bundan sonrakiler İsa’nın doğuşu(genisis), mabede takdim(İpapanti), vaftiz edilişi(vaftisis) sahnelerini gösteren ikonlardır. Beşinci ve altıncı ikonalarda İsa’nın yarattığı mucizelere yer verilir. Tabor Dağı’nda havarilerinin önünde suretinin değişmesi(Metamorfosis) ve Lazarus’un Dirilişi (EgerisisLazaru) temsil edilir. Daha sonra İsa’nın Kudüs’e girişi (vaiforos),çarmıha gerilmesi (Stavrosis),öldükten sonra dirilmesi(Anastasis), gökyüzüne yükselmesi(Analipsis), İsa’nın ölümünden sonra havarilerinin üzerine Kutsal Ruh’un İnişi(pentikosti) ve son olarak Meryem’in ölmesi(koimesis). Bizans kilisesinde kayıtsız şartsız doğruluğuna inandığı bu olayların on tanesi İncil’den, on birincisi Yeni Ahit’ten ve Meryem’in ölümü ise hiçbir kayıtta yok ancak onu da betimlemeleri gerektiğini fark ederler ve yaparlar. Bu on ikinin templonda yer alması 9.yüzyıldan itibarendir. Evlerde de günlük ibadeti yapmak için ikonlar bulunmaktadır. Ev halkı ikonaların önüne kandil ve ya mum koyarak günlük ibadetlerini icra ederler.

Laodigitria Kilisesi İkonaları / Selanik

İkona sanatı 13-14.yüzyılda önem kazanmış Selanik ve İstanbul ikona merkezi haline gelmiştir. Sanatsal ve kalite bakımından önemli örneklerdir.

15. yüzyılda Osmanlı Hanedanı’nın İstanbul’u ele geçirmesinden dolayı ikona merkezleri Balkanlar’a adalara ve Girit’e taşınmıştır. Rum ekolü başlamıştır.

16. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul eden Ruslar 16. yüzyıldan itibaren ikona yapında söz sahibi olmaya başlıyor. 16. yüzyılın sonlarında Stroganov ailesinin himayesinde ikona sanatçıları toplanır ve ikona okulu açılır. Bu dönemden sonra Rus ekolü başlar. 17. -18. yüzyılda kuyumculuğun gelişmesi ile altın ve gümüş kaplamalı ikonlar ortaya çıkar ve ticarette büyük önem kazanır.

19. ve 20. Yüzyılda ikonalar üretilmeye devam eder ikonalar manastırlar için ticaret ve geçim kaynağı halinde hala kullanılmaktadır.

Yazımızın İkinci Kısmı Olan Yapım Teknikleri ve Betimlenen Sahneler Yazısına Buradan Ulaşabilirsiniz

İkonaların Yapım Teknikleri Ve Betimlenen Sahneler – Bölüm 2

Makalenin Yazarı Anıl Nural‘a paylaşımından dolayı teşekkür ederiz. Anıl Nural’ın sitemizdeki diğer yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynakça

Başeğmez 1989 Ş.Başeğmez; İkonalar, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul,1989

Ostorgosky 2011 G. Ostorgosky, Bizans Devlet Tarihi, Türk Tarih Kurumu, çeviren Profesör Doktor F. Işıltan, Ankara 2011

Tevrat 2003

İncil 2001

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.