Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Antik Yunanlıların Kanada’ya Yaptığı Yolculuk – Bölüm 2

Yunan göçmenlerin keşif amacıyla, zenginlerin ise dinsel sebeplerden dolayı, bu yolculuğa çıkmış olabilecekleri söyleniyor...

2 996

Araştırmacıların De Facie üzerine yaptıkları yakın okuma aynı zamanda coğrafyayı da işin içine katıyor. Metinde Plutarkhos yabancının yolculuk için başlangıç noktasını ve tahmini gidilecek mesafeyi de katıyor; böylelikle Liritzis ve çalışma arkadaşları bu bilgileri de hesaplamalarda kullanabiliyorlar. Örneğin, Plutarkhos Ogygia adasının ilerisindeki “büyük kıtadan” bahsetmiştir ve bu kıta İngiltere’nin batısından kadırgayla beş gün uzaklıktadır. Bir de Plutarkhos Yunan göçmenlerin “büyük kıtaya” Hazar Denizinin kuzey girişindeki Volga Nehri deltasıyla aynı çizgide ilerleyen bir koy vasıtasıyla ulaştıklarını yazmıştır. Google Earth yardımıyla Liritzis bu lokasyondan Atlantik’e kadar bir çizgi çekmiştir ve karşısında Saint Lawrence Körfezini bulmuştur. Liritzis bu varsayılan büyük kıtanın İrlanda, Azor Adaları ya da Cebelitarık Boğazı’na yakın yerler olabileceği gibi karşı önermeleri reddetmiştir. “Plutarkhos onların aynı coğrafi enlem ve paralelde bulunduğunu söyler. Azor Adaları ya da başka bir yerle alakası yok,” demiştir.

Yazının 1. Bölümü Tıklayınız

Liritzis Yunan göçmenlerin keşif amacıyla, zenginlerin ise dinsel sebeplerden dolayı, bu yolculuğa çıkmış olabileceğini söylüyor. Satürn’ün Boğa’ya girmesi onlar için önemliydi çünkü Titanların lideri ve Zeus’un babası olan Kronos ile ilgili astronomik olaylarla yakından ilgililerdi. (Bizim Satürn adıyla bildiğimiz gezegen, antik Yunanlarda Kronos adıyla bilinirdi.) Başka arkeologlar ise bu yolculuğun imkânsız olmasa bile mantıksız olduğu görüşündeler.

Şu sıralar Akdeniz’in doğusunda sualtı arkeolojisi üzerine çalışan, British Columbia Üniversitesi’nde (UBC) klasik arkeoloji profesörü olan Hector Williams antik Yunanların doğu Kanada’ya gidip gelmeleri fikri konusuna şüpheyle yaklaşan araştırmacılardan biri. Williams bir mailinde “Kolomb öncesi yanlışlıkla olmuş Atlantik geçişleri batı Avrupa sahilinde fırtınaya yakalanan antik Yunanlar ve Romalılar için imkânsız olmamakla birlikte, düzenli geçişlerin olduğuna dair hiçbir kanıt yok. Vikingler bile birkaç yıllık küçük bir yerleşmeden sonra Newfoundland’den vazgeçtiler,” diyor.

Antik Denizcilik İle İlgili Yazılara Buradan Ulaşabilirsiniz

Ünlü Antikythera enkazı dahil eski uygarlıklardan kalma gemi enkazlarını inceleyen, İsveç’teki Lund Üniversitesi’nde sualtı arkeoloğu olarak görev yapan Brendan Foley rapordaki çoğu savla anlaşmazlığa düştü. Foley bir mailinde “M.Ö. ilk yüzyıldaki Akdenizli denizcilerin Atlantik Okyanusu’ndaki akıntılar hakkında bir fikirleri olması ya da Atlantik Okyanusu’nda yollarını bulabilmeleri için gerekli olan yön/seyir teknolojisi ve bilgisine sahip olmaları imkânsız.” Çürüttüğü birçok önermeden biri ise Yunan denizcilerin bu yolculuğa çıkma sebebi. Liritzis ve çalışma arkadaşları raporlarında Yunanların Newfoundland’i altın ararken bulmuş olabileceklerini ortaya atıyorlar; Plutarkhos büyük kıtadan dönen yabancıların altın kupalar içinde malzemeler getirdiklerini söylüyor. Ama Foley’nin dikkat çektiği nokta ise o bölgede çıkarılan altının kapalı kömür ocaklarında üretilen bakır cevheri üretimi sonucu oluşmuş olması. Bölgede antik teknolojiyle çıkarılabilecek altın miktarı oldukça az. Foley içinde altın bulunan Helenistik bulguların Newfoundland’den gelmiş olduğunu kanıtlayacak bir analiz olmadığını söylüyor.

Daha da ileri giderek Foley Yunanların bu kadar mesafeyi o kadar sürede kat edebilmeleri için saate yaklaşık 18 kilometre (10 deniz mili) gitmeleri gerektiğini söylüyor. Liritzis ve çalışma arkadaşları Plutarkhos’un bahsettiği mesafeleri (mesela İngiltere ve İzlanda arası) kat edebilmek için Yunan denizcilerin 9.7 deniz miline ulaşmış olmaları gerektiğini savunuyorlar. Bulgularına göre okyanusun başka yerlerinde denizciler ortalama 3 deniz miline ulaşabiliyorlardı.

Amerika’nın Keşfi ve Kolomb Öncesi Dönem Yazımız İlginizi Çekebilir

İlgili Yazılar

Slovenya’daki Jožef Stefan Enstitüsü’nde bir fizikçi olup aynı zamanda Yunan kadırgaları üzerine incelemeler yapmış olan Rajmund Krivec gemilerin hızlarının farklı kürek çekme biçimlerine, gemi tayfasının kuvvetine ve okyanusun durumuna bağlı olduğunu söylüyor. “Burada önemli olan uzun süre tutturulmuş üst hızdır,” diyor. Nispeten sakin olan Akdeniz’de Krivec’e göre gemiler üç ya da dört deniz miline bile ulaşmış olabilir. Okyanusta çok daha yavaş hareket ederlerdi.

Araştırmacılar raporlarında Yunan denizcilerin kendilerini Kuzey Amerika’ya ulaştırabilecek bir rota izlemiş olabileceğini savunuyorlar

Eğer antik Yunanlar gerçekten Kanada’ya ulaştıysa, Krivec’e göre, bu İngiltere ya da İrlanda’ya niyet edilmiş yolculuklarda yanlış giden bir şeylerin sonucuydu. Yunan araştırmacılar bu yolculukların gerçekten yapıldığına dair sağlam bir kanıt olmadığını kabul ediyorlar; ama zaten amaçları disiplinler arası yaklaşımlar ve bilimsel kanıtların yardımıyla bu ihtimali göstermekti. Yazdıklarına göre, “Antik Yunanların İskandinavya veya Yeni Dünya’ya adım atmış olmaları henüz arkeolojik destek bulamıyor, ama böyle bir hipotezin varlığı önermeler ve bu önermeleri destekleyen astronomik, coğrafi ve deniz bilimsel faktörlerle biçimlendirilmiş durumda.

Liritzis antik Akdeniz uygarlıklarının Amerika’yı ziyaret ettiğini ortaya atan ilk kişi değil. İngiliz yazar Gavin Menzies tartışmalara neden olan kitabı The Lost Empire of Atlantis’te benzer bir iddiada bulunuyor. Efsanevi kayıp şehir Atlantis’in M.Ö. 2600 – M.Ö. 1000 yılları arasında Girit Adasında yaşayan bir Tunç Devri toplumu olan Minos uygarlığına ait olduğunu savunuyor. Ama çoğu klasik arkeolog Menzies’in fikirlerini, Minoslu denizcilerin Amerika’ya ulaştığı iddiası dahil, reddediyor.

Antik Sırlar Başlığımız İlginizi Çekebilir

Bazı arkeologlar şu an İsrail, Suriye ve Lübnan topraklarındaki antik Fenikelilerin de Kuzey Amerika’ya ulaştığını meydana attı. Yunan tarihçi Herodot, tarihin babası, Fenikelilerin Afrika etrafını gemiyle dolaştığını iddia ederek uzun mesafeli gemi yolculukları fikrini güçlendirdi. Ama çoğu tarihçi bunu ve diğer Kolomb öncesi Kuzey Amerika göçlerini – en azından bilerek yapılmış olanları – arkeolojik kanıt yoksunluğu sebebiyle reddeder. UBC’deki Williams Liritzis ve çalışma arkadaşları tarafından ortaya atılan bu yeni teorinin akla Atlantis efsanesini akla yatkın hale getirmek için sarf edilmiş onca çabayı getirdiğini söylüyor.

Sonuç olarak, uzmanların bu iddiaları; sadece keşfedip macera aramanın değil, aynı zamanda maceraperest insanların söylediklerinin satır aralarını okuyarak istismar etme isteğinin de Batı uygarlığının kendisi kadar eski olduğunu gösteriyor.

Yazının 1. Bölümü İçin Tıklayınız

Çeviri: Sena Yılmazkarasu


Kaynak Hakaimagazine

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

2 Yorumlar
  1. servet hakan diyor

    amerika kıtasına antik devirlerde gidildiğine ilişkin belirtiler var kanıtlanabilir mi bilemem ..Bence atlantis efsanes amerika kıtası aslında atlantik okyanusuda ismini atlantis kıtasından alıyor Amerika kıtası..Amerika kıtasına fenikeliler ,antik Mısırlılar,Romalılar,vikingler…Gitmiş olsalarda kalıcı olamamışlar Amerika kıtası o dönem için epey uzak ve zor

    1. Editör diyor

      yorum için teşekkürler

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More