Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Antik Kültürlerin Güneş Tutulması Algısı: ‘Tanrılardan Gelen Bir Mesaj Mı?’

Birçok antik kültür güneşe bir tanrıymış gibi taptı; Mısırlılar Amun-Ra’ya, Antik Yunanlar ise Helios’a taptı. Japonya’nın antik toplumları ise güneşi tanrıça Amaterasu olarak gördüler

0 1.346

Kabul edelim ki bir güneş tutulmasına şahit olmak unutulmaz ve sihirli bir andır. Aynı zamanda dünyadan gözlemleyebileceğimiz en güzel doğal hadiselerden biridir.

Günümüz toplumunda, her birimiz bir güneş tutulması – veya ay tutulması – olduğunda tam olarak nelerin gerçekleştiğini biliyoruz. Ancak binlerce yıl önce – hatta belki de on binlerce yıl önce – insanlar bu muhteşem doğal olaylarına çok farklı bir gözle bakıyorlardı. “Bunlar tanrılardan gelen bir çeşit mesaj mı? Yoksa bunlar dünyanın sonunun geldiğine dair işaretler mi? Ya da bu doğal olaylar bir kehanet mi?” diye sorular sordular.

Antik Dönem Kehanetlerini Merak Ediyorsanız Tıklayınız

Güneş Tanrısı ve Antik Toplumlar

Birçok antik kültür güneşe bir tanrıymış gibi taptı; Mısırlılar Amun-Ra’ya, Antik Yunanlar ise Helios’a taptı. Japonya’nın antik toplumları ise güneşi tanrıça Amaterasu olarak gördüler.

Önce “tutulma” kelimesine bakalım. Tutulma kelimesi (İng. eclipse) Antik Yunancada “terk etme” anlamına gelen bir deyişten türemiştir. Işığın anlık kaybolması, sanki güneş dünyayı terk etmiş gibi bir izlenim bırakıyordu; bu dramatik olay kötü şeylerin olacağının bir habercisiydi. Bu fikir dünya üzerinde birçok toplum tarafından doğru olarak görülüyordu, ama aynı zamanda her biri bunu kendilerine farklı bir biçimde uyarlamışlardı.

Düşünün ki; binlerce yıl önce dünya üzerinde yaşıyoruz ve gökyüzünde yanan bir meteor görüyoruz, veya güneşin birkaç saniyeliğine yok olarak dünyayı kapkaranlık bırakmasına şahit oluyoruz. Bunlar o zamana göre çok heyecan veren olaylardı ve insanlar bunları cennetten, tanrılardan bir mesajmışçasına kabul etti.

Antik astronomiye ve insanların bu olayları nasıl algıladığına bakarsak görürüz ki bu insanlar kuyrukluyıldızlar, meteorlar, ay ve güneş tutulmaları gibi doğal olaylardan korkuyorlardı. Antik Çin’de güneş ve ay tutulmaları bir sonraki imparatorun seçimiyle ilgili işaretler olarak algılanıyordu. Aynı zamanda bu insanlar, güneş tutulmalarının gökteki bir ejderhanın güneşi yiyip bitirmesinden dolayı oluştuğuna inanıyorlardı. Ay tutulmalarında da bu ejderhanın aya saldırdığına inanıyorlardı. Çince’de, tutulma için kullanılan kelime “shi” aynı zamanda “yemek yemek” anlamına da gelir.

İlgili Yazılar

Tarih Araştırmalarımız İçin Tıklayınız

Farklı Antik Kültürler

Norveçliler güneş ve ayın Sun ve Mani kardeşlerin kişileşmiş halleri olduğundan eminlerdi. Efsanelerine göre, bu erkek kardeşler gökyüzünü uçan bir araçla arşınlayıp bir günün ve mevsimin ne kadar süreceğine karar verirlerdi. Onlar güneşi ve ayı canlı kılan güçlerdi ve dünyanın doğal düzeninin vazgeçilmez bir parçasıydılar. Bu iki kardeş gökyüzünden geçerlerken, antik Norveçliler onların Sköll ve Hati adlı kurtlar tarafından kovalandıklarını düşünürlerdi. Bu kurtların güneşi ve ayı sürekli yakalamaya çalıştıklarına ve sonunda mutlaka yakaladıklarına inanılırdı. Biri kurtlar tarafından yakalanınca da tutulma gerçekleşirdi. Dünyada yaşayan herkesin kurtları korkutup güneşi ve ayı kurtarma umuduyla bol bol gürültü çıkarması gerektiğine inanılırdı. Garip bir biçimde, antik Çinlilerin bir tutulma esnasında tutulan kaydında “Güneş yem oldu” şeklinde bir betimleme bulunur. Bu doğu ülkesinde tutulma sırasında güneşi ve ayı yiyen ejderhayı korkutup  kaçırmak için davul çalmak ve gürültü yapmak bir gelenekti.

Astronomide çok iyi olan antik Mayalar bu göksel olaylara büyük önem verdiler. Hatta göksel cisimlerin hareketlerinin günlük yaşamlarında ve genel olarak kültürlerinde büyük bir etkisi vardı. Antik Mayalar için gök cisimlerinin hareketleri tanrıların iletişim kurma biçmiydi, bu yüzden bir güneş tutulması herkes için çok sarsıcı bir olaydı. Güneş tutulmalarına “chi ‘ibal kin” yani “güneşin yenmesi” diyorlardı ve bu olayı tahmin etmek için gerçekten çaba gösteriyorlardı. Genel olarak bakarsak Norveçliler, antik Çinliler ve Mayalar; her biri güneşin ve ayın bir şey tarafından yendiğini düşündüler. Mayalar da böyle bir olaya karşı hazırlıklı olmak istediler.

Antik Sırlar Hakkında Bütün Yazılarımızı Buradan Okuyabilirsiniz

Güneşin yendiğini sanan başka bir topluluk da doğal olaylara yaratıcı hikayeler uyduran antik Hindulardı. Onlara göre, fani olan Rahu ölümsüzlüğe ulaşmak istedi. Ay ve Güneş de bu günahı şikayet etmek için Visnu’yu çağırdı. Sonunda Visnu Rahu’nun kafasını kopardı. Ancak Rahu güneş ve aydan intikam almak için onları gökyüzünde kovalayıp durdu. Hatta bazen de yakaladı. Bir güneş tutulması gerçekleştiğinde, Rahu’nun güneşi yiyip yok ettiğine inanılırdı. Ama Visnu kafasını kestiği için güneş Rahu’nun kafasının olması gereken yerden yeniden doğardı.

Güneş Tutulmaları Hakkında Tüm Yazılarımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

Çeviri: Sena Yılmazkarasu


Kaynak Ancient-Code

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More