Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 6

0 18

ANTİKÇAĞ TEMEL BİLİMLERİ VE BUNLARIN TÜRKİYE’NİN ARKEOLOJİK DOKUSU İÇİNDEKİ YERİ
(Devam ediyor. – Bağlantıyı daha iyi kurabilmek için aynı isim altındaki diğer paylaşımları okumanızı da tavsiye ederim)

Türk üniversitelerinde Antikçağ temel bilimlerinin bağımsız bir biriminin ve devlet bünyesinde bir “Arkeoloji Enstitüsü”nün bulunmayışı ve dolayısıyla uluslararası olarak kendini kabul ettirmiş yayın organlarının olmayışı, herşeyden önce bu alanlarda bilgi birikimini engellemekte, zaten çok az sayıdaki Türk bilim adamlarının etkinliklerinin de sınırlı kalmasına, büyük özverilerle yaptıkları uluslarası düzeydeki bilimsel etkinliklerin de yabancı dergilerde ve yayın organlarında yayımlanmasına yol açmaktadır. Bu ise, Türkçe’de ilgili alanda bilimsel terminoloji üretimini engellediği gibi, Türk üniversitelerindeki mevcut Eskiçağ Tarihi, Klasik Filoloji ve Klasik Arkeoloji bilim dallarının ya durağanlaşmasına ya da dışa bağımlı bir işlev göstermesine yol açmaktadır. Sonuçta, ne Türk dili, ne Türk bilimi ne de Türk toplumu, ülkenin sahip olduğu alabildiğine zengin Tarih ve Arkeoloji potansiyelinden yeteri kadar zihinsel dinamizm alamamaktadır.

Bu durumun müzelere yansıyan somut meslekî sonuçları ise daha da düşündürücüdür: Türkiye’deki hemen her müzede yüzlerce, hattâ binlerce Hellenizm ve Roma çağlarına ait epigrafik-nümismatik buluntu sergilendiği ya da depolandığı ve çevre bu tür buluntularla dolu olduğu halde, bu müzelerde uluslararası düzeyde yetişmiş tek bir (!) Epigrafi veya Nümismatik uzmanı bulunmamaktadır. Bu durum, eser ile eserden sorumlu eleman arasında olması gereken organik ilişkiyi kesmekte; bu yüzden müzelerde Epigrafi ve Nümismatiği içeren bilimsel etkinlik, en çok ihtiyacı duyulmasına rağmen, sıfır (!) düzeyde kalmaktadır. Uzmanlık alanı dışındaki işlerle görevlendirilen müze elemanları ise, motivasyonlarını yitirmekte ve giderek “vasıfsız devlet memuru” durumuna düşmektedirler. Kısaca, Epigrafi ve Nümismatik bilim dallarının üniversite öğretim programlarında bağımsız bir birim çerçevesinde yer almayışı, bu temel bilimlerle doğrudan ilişkili diğer bilim dallarında ve kurumlarda, gerek akademik, gerekse meslekî öğretim ve araştırmanın büyük ölçüde kısıtlı kalmasına, hattâ niteliklerini yitirmesine yol açmaktadır.

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 1

İlgili Yazılar
1 252

Şu halde üniversitelerde söz konusu temel bilim dallarının ve kadrolarının bir an önce bağımsız bir biçimde kurulmasında ve bir “Türk Arkeoloji Enstitüsü“nün devlet bünyesinde ihdas edilmesinde, üniversitelerde bağımsız bir şekilde kurulacak olan bu dalların akademik etkinliklerinin yanı sıra, çevrenin antik karakteristiğine uygun meslekî öğretime de ağırlık vermelerinde büyük zorunluluk ve aciliyet vardır. Bu sahada gerek müzelerde, gerekse sahayla ilintili çalışan diğer kurumlarda (örneğin belediyeler, orman işletmeleri, gümrük daireleri ve sınır kapılarında) büyük bir uzman eleman açığı bulunmaktadır.

Bu bakımdan üniversitelerde Epigrafi ve Nümismatik temel bilimlerinin bir arada temsil edildiği bağımsız birimlerin kurulması için ihtiyaç gösterilmesi ve talepte bulunulması çok yerinde olacaktır.

[DEVAM EDECEK..]

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 5

Prof. Dr. Bülent İPLİKÇİOĞLU

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.