Antik Mayalıların Kan Akıtma Ritüeli


Antik Mayalıların Kan Dökücü Aletleri Mi Veya Yaygın Olarak Kullanılan Mutfak Bıçakları Mı? Arkeologlar Aralarındaki Farkı Nasıl Açıklıyor?

Kurban etme araçlarını tanımlayan yeni teknikler ritüel hakkındaki anlayışımızı perçinledi.

Arkeologlar uzun zamandır bulunan obsidyen bıçakları, kemik iğneleri ve hatta vatoz kuyrukları gibi Maya araçlarının kan akıtma ritüellerinde kullanıldıklarını sanmaktadırlar. Sorun, bundan emin olmanın güç olmasıdır. Araştırmacılar bölgenin genelinde obsidyen bıçakları buldular ve bunların birçoğu mutfak bıçakları gibi basitçe kullanıldıklarını göstermektedir.

Güney Mexico’daki Yaxchilan Maya şehrindeki Batı akropolü
Güney Mexico’daki Yaxchilan Maya şehrindeki Batı akropolü

Şimdilerde arkeologlar bu araçları tanımlamak için yeni teknikler kullanıyorlar – kan akıtmanın ne kadar yaygın olduğu konusunda anlayışımızı perçinleyicidir ve uygulamanın devam etmesi sosyal bağlamlar açısından iç görü sağlamaktadır.

New Hampshire’daki Keene State College’da arkeoloji profesörü olan James Stemp, kan akıtma pratiğinin Antik Mayalılara yardım ettiğine inanılan atalar veya tanrılarla bir diyalog aracı olarak kullanıldığını söylüyor.

Journal of Archaeological Science: Reports’da yayımlanan son çalışmasında yazar Stemp “Maya kralları ve kraliçeleri sık sık tanrılarının ve atalarının desteğini kazanmak için kan akıtma ritüelleri icra etmek zorundaydılar” diyor. “Her şeyin doğaüstü güçler tarafından kontrol edildiği bir dünyada Mayalılar meydana gelen olayların kontrolünü sağlamanın tek  yolunun doğaüstü güçlerle temas etme yetenekleri olduğuna inanıyorlardı.”

Ama her şeyin bir bedeli vardır ve tanrılar bunun karşılığını kanla aldılar. Bazen bu diğerlerini kurban etmek anlamına gelirken küçük kişisel bir bağış bir tutam et anlamına gelmekteydi.

Stemp “Çokça yaygın olan beden parçaları arasında kulak memesi, burun delikleri, dudaklar ve diller bulunmaktaydı. Erkeklerde daha çok penisten kan akıtıldığını biliyoruz” diyor. Piercing yapıldıktan veya penis dilimlendikten sonra kan elde ediyorlardı ki bunun yaşam gücünü içerdiğine inanılıyordu, pamuk veya başka bir materyalin içine konularak yakılıyordu. Stemp “Dumanın rüzgâr yoluyla gelmesi gibi Maya tanrıları veya ataları Maya’da görünecekler ve istedikleri her ne olursa olsun başarılı olmaları için onlara gereken bilgileri verecekler” diyor. Bu tanrılar daha çok bilinen bir ortamda “yılan biçiminde” ortaya çıkmaktaydılar.

Tarihçiler, bu bilgilerden bazılarının Maya sanatındaki tasvirler içeren panolarda yer aldığını belirtmektedirler. Stemp, taş oymalardaki “yılan biçiminin” doğaüstü dünyaya açılan bir kapı olduğu düşünülen, doğrudan ortaya çıkan tanrı başlarını tasvir ettiğini söylemektedir. Güney Mexico’daki günümüz Chiapas bölgesinde bulunan Yaxchilan’daki klasik döneme ait ünlü bir oyma, 7. yüzyılda bir antik Maya şehrinde elindeki asasıyla ve dikenli bir iple eşiyle birlikte tasvir edilen kraliçe Lady Xoc’u göstermektedir.

Lady K'abal Cook’u gösteren bir oyma, Kral Shield Jaguar II’nin eşi, elinde asa ve dikenli bir iple tasvir edilmiş. Oyma Mexico, Yaxchilan’da bulundu. British Museum’da sergileniyor.
Lady K’abal Cook’u gösteren bir oyma, Kral Shield Jaguar II’nin eşi, elinde asa ve dikenli bir iple tasvir edilmiş. Oyma Mexico, Yaxchilan’da bulundu. British Museum’da sergileniyor.

Michel Wal yüzyılın ortalarında Mayalılara karşı pek çok zulüm yaptığı bilinen Yucatan piskoposu Diego de Landa, Relation of the Things of Yucatan isimli kitabında diğer korkunç detayları rapor etmiştir:

 

“Bazen kendi kanlarını kurban ediyor, kendilerini adamalarının bir izi olarak kulaklarını çevresinden şeritler halinde kesiyorlardı. Diğer zamanlarda yanaklarını veya alt dudaklarını deliyorlardı, tekrar bedenlerinden parçalar kesiyorlar veya daha çok acı çekmek için dillerini çaprazlama deliyorlar ve içerisinden saplar geçiriyorlardı, sonra “s” şeklinde yara izi yaptıkları organlarının gereksiz kısımlarını kesip atıyorlardı. Bu, tarihçilerin bahsettikleri Hintli erkeklerin sünnet uygulamalarını çağrıştıran bir gelenekti.”

 

Stemp, kan akıtma pratiklerinin 20. yüzyılın başlarında geleneksel bölgelerde yaşayan bazı Mayalılar arasında benzer şekilde devam etmiş olduğunu söylemektedir. Fakat bu sıradan bir mesele değildi, obsidyen bıçakların ve diğer geleneksel aletlerin belirli kullanım modellerini araştırmada ve kan akıtmak için kullanıp kullanılmadıklarını belirlemede arkeologlar için sorun teşkil ediyordu. Stemp’in bunu anlamak için bu araçların yeni birer replikalarını kullanmaya ve onların nasıl çalıştığı görmeye ihtiyacı vardı.

Kendi başına bu işe girişmek pek de harika bir fikir gibi görünmüyordu. “Aklım başımdan gitti” diyor. “Ama bir şeylerin korkunç bir şekilde yanlış gideceğinden korktum.”

O ve Northern Arizona University’den Jaime Awe’nin de dâhil olduğu diğer araştırmacılar bu yüzden her ihtimale karşı domuz derisi üzerinde deneme yapmaya karar verdiler. Bu aletleri kullanarak kan akıtma teknikleri performanslarından sonra güçlü mikroskoplar kullanarak bazı örnekler keşfettiler. Daha sonra bu örnekleri gerçek obsidyen bıçaklarının üzerindeki kalıntılarla karşılaştırdılar ve bazı eşleşmeler yakaladılar.

İlk olarak daha çok M.S. 600 ila 900 yıllar arasındaki geç klasik döneme tarihlenen batı Belize’de toplanmış olan bıçakları incelediler, ne aradıklarını biliyorlardı. Bıçakların tıpkı  Handprint Mağarası -mağaraların yeraltı portalları olduğu düşünülmektedir- veya mezar çevreleri gibi Mayalılar için ritüel öneme sahip yerlerde bulunmasından dolayı arkeologlar bunların her gün kullanılan mutfak bıçakları olmadıklarından çoktan emindiler. Fakat insan kanı akıtmak için kullanılan bıçakların yüzeyindeki hafif aşınmalar hayvan kurban edilen diğer ritüellerde kullanılan aletlerden ayrılmaktadır. Bunlar genellikle kemik gibi sert dokuları kesmelerinden kaynaklanmaktadır.

Smithsonian’s National Museum of the American Indian’da Karayip, Orta Amerika ve Meksika arkeolojisi küratörü olan Antonio Curet, kopya olan ve testten geçirilen bıçaklarda bariz izler görülmekteyken zaman alması ve özel ekipman gerektirmesi sebebiyle birçok araştırmacının bu yöntemi tercih etmediğini belirtmektedir. Curet “Bu dumanı çıkan bir silah değil” diyor; fakat gerçeğine yakın sonuçları elde etmede arkeologlara yardımcı olan başka bir kanıt dizi sağlayabilmektedir.

Stemp, böylece yeterli sayıdaki bıçağın sahip olduğu tekniği belirlemeyi ummaktadır ve diğer kan akıtmaya yarayan aletler Maya dünyasının farklı bölgelerinden elde edilenlerle analiz edilebilirler. Bu araçlardan yeteri kadarı farklı bölge ve zaman periyotları arasında bulunursa arkeologlar sosyal karışıklıklar döneminde kullanımdan kalkan veya kullanımı sona eren her türlü uygulamayı keşfetmeyi başarabilirler. Curet buna inanıyor. “Bununla değişiklikleri tespit edebilirsiniz” diyor. Bu güçlü yöntemlerin bir kanıtı olabilir.

Sonuç olarak, Maya dünyasının gizemli kayboluşundan kısa süre önce 10. yüzyılın sonlarına doğru ortadan kalkan bu uygulama bazı şüpheler barındırmaktadır. Stemp “Kan akıtma, Maya uygarlığının çöktüğü zamana yakın bir dönem olan klasik dönemin son zamanlarında epeyce artmıştır” diyor. “Belki kendilerini çevreleyen dünyalarının dağıldığını fark ettiler ve çıldırmışçasına çevrelerindeki tanrılarla iletişim kurmaya çalıştılar.”

 

Çeviri: Bünyamin TAN

Haber: Joshua Rapp Learn

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in