Nereye Dergisi
Arkeoloji, Tarih, Gezi, Seyahat ve Yaşam Kültürü Dergisi

Venedik’te Keşfedilecek 16 Gizli Hazine ve Eşsiz Aktivite

Venedik’in sanatsal antik mirası ve sularla çevrili güzelliği dünyanın her yerinden turisti çekmektedir, fakat şehir yazın kalabalıktan adeta tıkanmış hale gelir. Yine de hala, gizli noktalara, aşınmamış yollara rastlamak mümkün. Bu yazının da amacı sizlere bu konuda rehberlik etmek.

0 760

Venedik’in sanatsal antik mirası ve sularla çevrili güzelliği dünyanın her yerinden turisti çekmektedir, fakat şehir yazın kalabalıktan adeta tıkanmış hale gelir. Yine de hala, gizli noktalara, aşınmamış yollara rastlamak mümkün. Bu yazının da amacı sizlere bu konuda rehberlik etmek.

Cantina Do Mori Şarap Evi

(Bar, Restoran, İtalyan, Şarap, Bira, Kokteyl, Pub Yemeği)

Büyük Kanal turistik odaklı ve pahalı çeşitli mekanlara ev sahipliği yapar. Eğer yerel hayata dahil olmak isterseniz Cantina Do Mori Şarap Evi tam size göre olabilir. Bu mekan o kadar geleneksel bir ambiyansa sahiptir ki masa bile yoktur. Yiyecek ve içecekler uzun ahşap bar masasında servis edilmekte. 1400’lerden beri burada olduğu söylenen mekanda, buranın sakinlerinin iddia ettiğine göre karizmatik Lothari Casanova arkadaşlarıyla sık sık burada takılırmış. Yiyecekler arasında Tramezzini’de (tütsülenmiş et ve peynirle doldurulmuş kabuksuz sanviçler) hafif kızartılmış enginar kalbine kadar uzanan geniş bir aralıkta aperatifler veya cichetti servis ediliyor. Tabii sıcak bir günde bu yiyecekleri şaşırtıcı derecede ferahlatıcı olan yerel, tatlı ve gazozlu kırmızı şarapla ıslatmadan olmaz.

Chioggia

(Mimari Nokta)

Kendinizi kalabalık bir Temmuz gününde Venedik’te bulur ve biraz dinlenme ihtiyacı duyarsanız hemen yakınındaki Chioggia size ihtiyacınız olan sakinliği sağlayabilir. Kemerli köprüler ve daracık kanallarıyla, kalabalık komşusunun daha az turistik bir versiyonu olan tipik bir balıkçı kasabasıdır. Adeta ticari zenginliği keşfedilmemiş olsaydı Venedik nasıl görünürdü sorusuna cevap gibi bir yer. Eğer daha sakinlik ve yerel yaşam arayışı içerisindeyseniz lezzetli deniz ürünü restoranlarıyla burası gezinizi daha iyi hale getirecektir.

Ca’ Zappa

(Mimari Nokta)

Lagünün güneyinde yer alan bu muhteşem villaya ulaşması zor olduğundan bir araba ile (yoksa kiralamalısınız) gitmeniz gerekir. Hollandalı bir göçmen tarafından 1925 yılında inşa edilen yapının beyaz cephesi tipik kırmızı çatı katı penceresi ve çatı saçağı ile sütunlu girişin üst kısmını süslemektedir. Yapı, lagünün bu kısmına fantastik bir peri masalı havası katmaktadır.

Libreria Acqua Alta

(Kitapçı)

Bu saklı kalmış ikinci el kitapçı dükkanı tam olarak rıhtımda bulunduğundan yağış mevsiminde su basması sorunu ile karşı karşıya gelmiş. Eksantrik Venedikli Luigi Frizzo’nun işlettiği dükkanda yüzlerce yeni ve eski kitap bulabilir, dükkanın kedisini sevebilirsiniz. Kitaplar eski gondollarda, kanolarda, küvet ve fıçılarda düzenli bir şekilde istiflenmiş. Sunulan İtalyanca ve Uluslararası yayınları okuyarak keyifli vakit geçirebilirsiniz. Elbette biraz zaman ayırıp bahçeye de çıkarsanız eski renkli kitaplardan yapılmış sağlam bir merdivenin yanında duran yapraklı bitkileri de görmelisiniz.

Malefatte Venezia

(Mimari Nokta)

Malefatte (ya da “kötü davranışlar”) Venezia, Santa Maria Maggiore Erkekler Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından üretilen ürünleri satan bir hapishane kooperatifi olan Rio Tera dei Pensieri tarafından yürütülen ve kar amacı gütmeyen bir bu girişim, mahkumlara eğitim ve profesyonel rehabilitasyon sağlıyor. Ayrıca, tişörtlerden deri defterlere, kanvas çantalara kadar çeşitlilik gösteren bu el yapımı ürünlerin fiyatları Venedik’teki diğer butiklere göre çok daha uygun.

Sant’ Andrea Adası

(Doğa, Mimari Nokta)

Turistler cam eşya dükkanlarını görmek için Murano’ya, rengarenk evleri görmek için Burano’ya ve doğal güzellikler için Torcello’ya akın ediyorlar. Ancak çekici Sant’ Andrea gözden kaçar. Şehri düşmanlardan korumak için yapılmış olan 17.y.y.’dan kalma bir yıkık kaleye ev sahipliği yapan bu yerin geri kalan kısmı bitki örtüsü altında kalmış ve dağınık durumdadır. Diğer yandan Sant’Andrea’nın bu dağınık yerlerinde bulunan harabelerin tepesi, lagün ve eşsiz şehir manzarasına sahip mükemmel bir piknik yeridir.

Sant Francesco del Deserto

(Mimari Nokta)

Ziyaretçiler tarafından sıklıkla gözden kaçan diğer bir ada da Burano ve Sant’ Erasmo arasında yer alan ve sessiz bir manastıra ev sahipliği yapan San Francesco Adası’dır. 4000 selvi ağacının bulunduğu, cenneti andıran manastır bahçesinde uzun bir yürüyüş yapmak kaçınılmaz fakat Ortaçağ’dan kalma manastırı da ziyaret etmeyi unutmamak gerekir. Ziyaretçilere rehberlik eden münzevi bir keşiş, 1220’de buraya gelen Aziz Francis’in hikayesini anlatır. Efsaneye göre, Aziz yere sopasını dikmiş ve sopa bir çam ağacına dönüşmüş ve sonrasında kuşlar şarkı söylemek için ona doğru akın etmişler.

 

Sant Francesco della Vigna

(Mimari Nokta)

Şehrin doğu ucundaki eski tersanelerin de ötesindeki konumundan dolayı bu kilise kalabalık sezonun en yoğun olduğu dönemde bile boş olur. Yapımına Doç Andrea Grittin’in emriyle, İtalyan heykeltıraş ve mimar Sansovino tarafından 1534’te yapımına başlanan cephesi, 1572’de Palladio tarafından tamamlanmıştır. Rönesans Dönemi iç mekanı olarak geniş ve havadar olmakla beraber Antonio da Negropontes’in Tahttaki Meryem ve Bebek İsa freski gibi zarif fresklere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu eserde portakal ağaçlarıyla çevrili bir gül çardağının içinde oturan muhteşem narin yüzlü Meryem’in gözleri dizlerinin üzerinde tehlikeli bir şekilde dengede duran çıplak bebek İsa’nın üzerindedir.

İlgili Yazılar

Efsanevi La Fenice Tiyatrosu

(Tiyatro)

Dünyanın en prestijli tiyatrolarından biri olan La Fenice, Gioachino Rossini, Vincenzo Bellini, Gaetano Donizetti ve Giuseppe Verdi’nin operalarının dünya prömiyerlerine sahne olmuş. 1792’de kurulan tiyatro İtalyanca’da Zümrüdanka anlamına gelen La      Fenice ismini alarak geçirdiği iki yangından kurtulmayı başarmış ve adının hakkını vermiş.1996’da yaşanan son yangın dünyada şok etkisi yaratmış ve yedi yıl süren yeniden inşa süreci 90 milyon Euro’ya mal olmuş. Bazı eleştirmenler yeni tasarımın modernleşmesi gerektiğini savunmuşlarsa da restore edilen tüyatro eskisinin birebir aynısı olmuştur.

Osteria Al Bacca

(Restoran)

Bacca, sessiz bir kanal olan Canal delle Capuzine boyunca o kadar arada kalmış bir yerdeki buraya tesadüfen denk gelmek imkansız gibi. Dışarıda asmalarla kaplı bahçesinde birkaç masa var ya da kışın ahşap panelli yemek salonunda rahat bir yer bulabilirsiniz. Şehrin en eski osterialarından biri olan bu restoran siyah kalamar mürekkebi ile pişirilmiş spagettiden midye ve ızgara levreğe kadar mükemmel deniz ürünleri sunmaktadır. Restoran sahibini iyi bir ruh halinde yakalarsanız, sizi tango müziği eşliğinde restoranın etrafında arabası ile gezdirebilir.

Hayalet Turları

(Mimari Nokta)

Geceleri dışarı çıkıp bu Hayaletler ve Efsaneler adlı yürüyüş turlarına katılarak şehrin geçmişteki hayaletlerini keşfedebilirsiniz. Rialto Köprüsü’nde toplanıp rehberler eşliğinde gizli Venedik’i, sessiz kanallarda ve terk edilmiş meydanlarda gezin. Rehberler size altı sürükleyici hayalet hikayesi ve şehir hakkında az bilinen gerçekleri anlatacaktır. Issız arka sokaklardan oluşan bir labirentte kanlı cinayetlere tanık olan yerlere gideceksiniz. Fakat merak etmeyin, ne de olsa hepsi geçmişte kaldı. Öyle değil mi?

Bir Venedikli ile Taze Makarna Yapın

(Aile Aktivitesi)

Herhangi bir Venedikli’nin veya İtalyan’ın size söyleyeceği gibi taze makarna gibisi yoktur ve yapımı düşündüğünüzden daha kolaydır. Bu üç saatlik aşçılık dersinizde bu sevilen İtalyan yemeğinin inceliklerini öğreniyor olacaksınız. Ömür boyu uzmanlığı ve yemek pişirme tutkusu ile ev sahibi Lorenzo, yerel Rialto Pazarı’ndan taze malzemeler tedarik ediyor (sadece makarna değil). Kalamar mürekekkpli ravioli, risotto ve tiramisu yaparken prosecconuzu yudumlayabilirsiniz. Her şey hazır olduğunda arkanıza yaslanıp mükemmel bir müzik eşliğinde samimi bir akşam yemeğinde kendi yaptıklarınızın yadını çıkarabilirsiniz.

Adaları Ziyaret Edin

(Doğa)

Venedik çevresindeki lagün, her biri kendine özgü bir havası olan muhteşem adalarla doludur. Murana ve Burana sırasıyla cam üfleme ve dantel yapımı gibi el sanatlarına ev sahipliği yapan en bilinen şehirlerdir. Peki neden sahil adası Lido’ya veya Venedik Lagünü’ndeki en eski kilisenin bulundupu Torcello’ya göz atmıyoruz? Eğer yazın başında buralardaysanız bir tarım adası olan Sant’ Erasmo’daki Enginar Festivali’ne katılabilirsiniz. Sonbaharda ise ada, nefis tatlı şarap olan Şıra Festivaline ev sahipliği yapıyor. En güzeli ise bu yerlere toplu taşıma ile gidilebiliyor olması, kesinlikle tur gruplarından kaçacaksınız…

Kendi Venedik Maskınızı Tasarlayın

(Alışveriş)

Sırıtan, kaşlarını çatan, garip yüz ifadeleri yapan karnaval maskeleri şehrin her köşesindeki dükkan vitrinlerinden bakan Venedik simgeleridir. Bu turda, bir sanatçı eşliğinde maskelerin yapıldığı atölyeleri gezebilir kendi maskenizi yapıp yanınızda götürebilirsiniz. 50’den fazla farklı model arasından maskenizi seçip, akrilik boya ile boyayabilir, sonra altın ve gümüş dokunuşları, payet, kurdele ve tüylerle süsleyip kendi tasarımınızı yapabilirsiniz. Akrilik boya çabuk kuruduğundan maskenizi takmak için çok beklemenize de gerek yok.

Yerel Pazarlardan Yiyecek Alışverişi Yapın

(Alışveriş)

Kaldığınız yerde mutfağınız olacak kadar şanslıysanız, kendinize bir iyilik yapıp cumartesi sabahı kalkıp Rialto Pazarı’na gidin ve deniz ürünlerinden alın. Böylece kendinizi Venedik’teki günlük yaşamın içine dahil etmiş olursunuz. Pazarda muhtemelen, istiridye seçimi konusunda pazarlık yapan ciddi yaşlı teyzelere, alışverişten sonra içki içmek için buluşan arkadaşlara ve ustalıkla kalamar kesen balıkçılara rastlayacaksınız. Ayrıca, Campo Santa Margherita’nın güney ucunda bulunan, ürünlerinin bir kısmını Veneto’daki yerel çiftliklerden getirten manava da uğrayın.

Zanaatkarlardan Alışveriş Yapın

(Alışveriş)

Evinize götürmek için bir parça Murano cam takısı, kağıt hamurundan bir maske veya Venedik suluboya resmi almak isterseniz orijinal ve benzersiz parçaları emeğiyle yaratanlardan satın alarak onlara destek olduğunuzdan emin olun. Çünkü şehrin pek çok yerinde sömürü koşullarında üretilen ucuz ürünler alınıp satılıyor. Orijinal ürünler elbette daha pahalı ancak daha adil. Dolayısıyla turistleri soymak isteyen kişilerden değil gerçek zanaatkarlardan alışveriş yapın.

Çeviren: Ayşegül Atalay

Bizi takip edin ve paylaşın
error0
fb-share-icon
Tweet 20
fb-share-icon20
Kaynak theculturetrip

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More