Amsterdam Rehberi: “Amsterdam’da Bir Yerli Gibi Yaşamak”

Bir bisiklet satın aldı, çiğ ringa balığı yemeye başladı ve asla arkasına bakmadı. Hollanda'nın başkenti, artık onun evim dediği yerdi. Kentin rahat atmosferine, bisiklet yollarına ve bitmeyen atıştırmalıklarına bayılıyor.

Şehrin ortasından geçen romantik kanal...
0 129

Lonely Planet Localden Claire Bissell, eşinin yanına Amsterdam’a gitti. Bir bisiklet satın aldı, çiğ ringa balığı yemeye başlave asla arkasına bakmadı. Hollanda’nın başkenti, artık onun evim dediği yerdi. Kentin rahat atmosferine, bisiklet yollarına ve bitmeyen atıştırmalıklarına bayılıyor.

Amsterdam hakkında en sevdiğim şey… Bir başkent gibi hissettirmemesi. Meydan alanı çok düzenli ve bisikletime atlayıp şehrin diğer tarafında 30 dakika içinde geçebilmeyi seviyorum. Yaşamak için oldukça rahat bir yer ve insanların çoğu bisiklet kullandığı için merkez bölgeler trafik açısından sıkışık değil.

Güneş Amsterdam’ın meşhur kanalları üzerinde yükselirken © Standret / Shutterstock

Avrupa Gezi Notlarımız İçin Bu Linki İncelemelisinz

Kasabada arkadaşlarımlayken… Onları Arendsnest gibi bir bruin cafeye (brown cafe) götürürüm. Burada geleneksel barlar, koyu renk ahşap mobilyalar, loş ışıklandırma ve birçok antika eşya sanki eski zamanlardaymış gibi hissetmenizi sağlıyor. Bu sıcak ve samimi ortam, gezellig (konforlu anlamında Hollandaca bir tabir) hissini yaşamak için mükemmel bir yer; arkadaşlar, bir iki şişe bira ve birkaç parça acı kroket.

En sevdiğim alışveriş mekanı ise Amsterdam Noord’daki IJ Hallen. Bu aylık bit pazarı, Avrupa’nın en büyük pazarı ve açık alana taşan büyük bir depoda kuruluyor. Giysilerden buz patenlerine her şeyi bulabileceğiniz tezgahlarda dolaşarak saatlerce vakit geçirebilirim. Burada yok yok. Daha sonra, Amsterdam Merkezine ücretsiz feribotla geri dönmeden önce yakındaki Cafe Noorderlicht veya Pllek’de bir içki içiyorum veya bir öğle yemeği yiyorum.

Türkiye turları ve Türkiye gezileri için bu linklere gitmelisiniz.

Van Stapele Koekmakerij’deki lezzetli kurabiyeleri kaçırmayın © Claire Bissell / Lonely Planet

İkramlık kurabiyeler almak istersem… Daima Van Stapele Koekmakerij’ye gidiyorum. Singel ve Spuistraat arasındaki ara sokakta bulunan bu ufacık kurabiye dükkanı, tek bir şeyi en iyi şekilde yapmanın somut bir örneği. Genellikle kapının dışında bir sıra vardır ve bu şekilde ne zaman tatlı beyaz çikolatayla kaplı taze pişmiş siyah çikolatalı kurabiyeleri yiyebileceğinizi görebilirsiniz.

Şehrin en sevdiğim binaları ise… Amsterdam Okulu mimarisi tarzındaki binalar. Bu akım 1910-1930 yılları arasında yaygınmış ve art nouveau ile art deco mimarisinden etkilenmiş. Güzel tuğla binaların dekoratif pencereleri ve kapıları, fotoğraf çekme isteğimi arttırıyor. Şehrin her yerinde puantiye desenli binalar görebilirsiniz, ancak en etkileyici olanlardan biri 1912-1916 yılları arasında inşa edilmiş olan Het Scheepvaarthuis (şimdi Grand Hotel Amrâth).

İçinden Kanal Geçen Güzel Şehir “Birmingham”

Warung Mini Ceintuurbaan sağlıklı Surinam mutfağı hizmeti veriyor © Claire Bissell / Lonely Planet

Ucuz bir şeyler yemek istediğimde Surinam cafelerine gidiyorum. De Pijp’deki Warung Mini Ceintuurbaan en iyilerden biri ve oraya yakın bir yerlerde isem kendimi orada yemek yememe konusunda zor tutuyorum. Benim favorim ise sota çorbası (haşlanmış yumurta ve pirinçle servis edilen içerisinde rendelenmiş tavuk ve fasulye filizleri olan çeşnili bir et suyu.)

Şehrin dışına çıkmam gerektiğinde… Bisikletime atlarım. Düz tarım arazileri ve kanallar boyunca gezinmek, gerçek Hollanda’yı görmek ve gerçek huzurun tadını çıkarmanın en iyi yolu. Bazı turistik yerleri görmek isterseniz de, geleneksel balıkçı köyü Marken ve Zaanse Schans’ın tarihi yel değirmenlerine bisikletinizle kolayca ulaşabilirsiniz.

Türkiye yemek turları ve Türkiye kültür gezileri için bu linki incelemelisiniz.

Amsterdam, Butcher’s Tears de dahil olmak üzere mükemmel bir butik bira yeridir. © Claire Bissell / Lonely Planet

Amsterdam’da tipik bir cumartesi günüm… Tembellikle geçiyor. Yavaş bir başlangıçtan sonra, Bocca Coffee gibi bir yerde rahat bir kahvaltı veya kahve için dışarı çıkıyorum. Genellikle market alışverişimizi için Amsterdam Körfezi’ndeki Ten Kate Market’ten yapıyoruz. Küçük bir sokak pazarı ama çiçekler, sebzeler ve peynirler (Hollanda’nın olmazsa olmazı) satın alıp ve kendimizi bir parça taze kızartılmış kibbeling (marine edilmiş balık parçaları) ödüllendirmek için harika bir yer. Amsterdam Zuid’deki Butcher’s Tears gibi bir yerel bira işletmesinde arkadaşlarınızla geçirdiğiniz bir akşam buraya aşık olmanız için yeterli bir sebep.

Amsterdam ile ilgili bir şeyi değiştirebilecek olsambu tahmin edemediğimiz hava durumları olurdu. Bir bakıyorsunuz masmavi bir gökyüzü var, birkaç dakika sonra neden yanıma yağmurluk almadım diye lanet ediyorsunuz. Neyse ki, her zaman becerikli olan Hollandalılar, yağmur yağacağı zaman sizi uyaran Buienalarm (yağmur alarmı) adlı kullanışlı bir uygulama geliştirmişler böylece yolculuğunuzu buna göre planlayabiliyorsunuz. Tabii ki bazen bisikletinize binip, dişlerinizi sıkmak ve yağmurda pedal çevirmek zorunda kaldığınız zamanlar da oluyor.

Asya Gezi Notlarımız İçin Bu Başlığı İncelemelisiniz

Lonely Planet Yerel Claire (sağda) King’s Day kutlamalarının keyfini çıkarıyor © Claire Bissell / Lonely Planet

Sitemizde Yer Alan Tüm Gezi Notları ve Önemli Bilgilere Buradan Ulaşabilirsiniz

Yazının orijinalini Lonely Planet sitesinde okuyabilirsiniz.

Bu güzel çeviri ve düzenlemeler için yazarımız Özge Sertbaş‘a teşekkür ederiz.

Bu güzel yazı ilginizi çektiyse birde bu linke giderek incelemelerde bulunmak isteyebilirsiniz.

eyewitnessturkey

Kaynak Lonely Planet

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.