İNCELEME: ESKİÇAĞ’DA BEKÂRET ANLAYIŞI


Bekâretle saflık, masumiyet ve temizlik arasında bir bağ kurulmaktadır. El değmemiş, tecrübesiz toy olmak, kadınlığın kalitesini yükselten bir değer olarak kabul edilmektedir. Kadına telkin edilen şey, bekâretinin “doğanın hükmünü kıracak” olan erkeğe saklamasıdır. Buna karşın erkekler için cinsel deneyim sahibi olmak, erkekliğin rüştünü ispatı anlamına gelmektedir. Tıpta ‘himen’ olarak adlandırılan bu zar, günlük dilde ‘kızlık zarı’ altında cinsiyetçi bir anlam da kazanmış ve böylece içeriğine toplumsal değer yargısı da yüklenmiştir. Asıl işlevi, ergenliğe kadar genç kızları dış dünyadaki enfeksiyonlara karşı korumak olan kızlık zarı ataerkil toplumlarda ayrımcılığı yerleştirilen bir tabu haline dönüştürülmüştür. Aslında, defioration denilen “kızlık bozma isteği”, erkek egosundaki sahip olma tutkusunun en hastalıklı tarafıdır. Kadın yıllarca koruduğu bekâretini, ilk ilişkisinde kutsal bir hediye gibi evlendiği ilk erkeğe vermelidir. Oysa erkek, ilk tecrübesini bir fahişe ile yaşayabilir. Toplumsal ahlak, erkeğin ilk cinsel ilişkisini, duygusuz bir devinim eşliğinde para karşılığında yapmasını bile doğal karşılarken, kadına evleninceye kadar beklemesini emretmektedir.

logo_main

Bekâret, sadece birey olarak kadına ait değil, bütün aileye ait bir değerdir. Dolayısıyla, kadınların bedenleri aile tarafından kontrol edilen sosyal bir olgu olmuştur. Kadınların bedenleri üzerindeki ataerkil kontrol, namus ve utanç kodlarıyla yeniden üretilmiştir.

tanricalar

Özellikle kadınların bekâretleri, ister evlilik içi ister evlilik dışı olsun, ilk cinsel ilişki sonrasında yitip gitmektedir. Evlenmeden önce cinsel bir birliktelik yapmasa bile, bir kez evlenmiş olan bir kadın, eşinden boşanması ya da eşini yitirmesi durumlarında bile, hiçbir zaman bakire bir kızla aynı statüde olmayacaktır. Buna ilişkin Ur-Namnu kanunlarının 7. Maddesinde, dul olarak evlenen bir kadın, boşandığında, kız olarak evlenen kadının 6. Maddede alacağı belirtilen tazminatın yarısını almaktadır.

6  “Eğer bir adam eşini (kız olarak aldığı) boşarsa 1 mana gümüş tartacaktır.”

7  “Eğer bir adam dul olarak aldığı kadını boşarsa yarısı kadar mana gümüş ödeyecektir.”

Bekaret kavramı, günümüzden binlerce yıl öncesi Eski Önasya toplumlarında da cinsellik açısından en önemli konulardan biri olmuş ve hukuk metinlerinde özel bir yer işgal etmiştir. Kanun maddelerinde, evlilik sözleşmelerinde, verilecek başlık paralarında bakire ve dul kadın arasındaki bedel farkı olduğu gibi, bekareti bozulan kızın da kirletilme bedeli hür ya da köle olmasına göre değişmektedir.

logo_main

Ur-Namnu kanununun 5. Maddesinde, bir adamın bakire kölesinin bikrini bir başka adamın bozması halinde, işlediği bu suça karşılık yalnızca para cezası ile cezalandırılmaktadır. Bu ceza türünden dolayı bakireliğin cinsel açıdan önemli bir değer olduğu anlaşılmaktadır.

5  “Eğer, bir adamın bakire kölesinin (bikrini) bir adam düşmanca bozarsa… O adamın 5 şekel gümüş tartacaktır (ödeyecektir).”

Aşağıda yer verilen Eşnunna kanununun 26. Maddesinde görüldüğü üzere, ana-babasına başlık parası verilen bir kızın, başkası tarafından bekâretinin bozulması halinde, cezası ölümdür.

26  “Eğer bir adam, bir adamın kızına başlık (parası) verirse ve bir başkası, anasına babasına sormadan onu zorlayıp bikrini giderirse, bir can davasıdır, ölecektir.”

Cinsel suçların eski çağlardaki cezalandırılmış biçimine bakıldığında, bu suçlar, adam öldürme suçunda olduğu gibi, yitirilmiş olan değerin bir daha yerine konulamayacağı türden bir eylem biçimi olarak algılanmaktadır. Bakireliğin bozulması da yine yerine konulamayan bir değer olarak görülüyor ki bu eylemi yapanlar da ölümle cezalandırılmaktadır.

31  “Eğer bir adam, bir (başka) adamın kadın kölesinin bikrini bozarsa 2/3 mana gümüş tartacaktır, kadın köle sahibinindir.”

kadin

Orta Asur kanun maddelerinde hem rızaya dayalı hem de tecavüz yoluyla bakireliğin bozulmasına ilişkin iki madde bulunmaktadır. 55. Ve 56. Maddelerden sadece 56. Maddeyi yazacağız detaylarını kitapta bulabilirsiniz.

56  “Eğer bir bakire kendini (isteyerek) bir adama verirse, adam (buna yemin ederse, karısına yaklaşmayacaklar. (karşılık olarak) bakirenin fiyatı olan gümüşüm üç katını kirleten ödeyecektir. Kızın babası istediği gibi hareket edecektir.”

Hitit kanunlarının 30. Maddesinde, evlilik sözleşmesi yapılan ancak, henüz kızla cinsel birlikteliği olmayan bir erkek, bu evlilikten vazgeçme haline kız tarafına verdiği başlığı alamayacaktır. Ancak, bakireliğin bozulması, yani erkeğin kıza sahip olmasından sonra erkeğin bu evlilikten vazgeçme hakkının olmayacağı sonucuna varılmaktadır.

30. Maddenin detaylarını yorumlanmasını Binnur Çelebi’nin Arkeoloji ve Sanat Yayınlarından çıkan “Eskiçağ’da Kadın” kitabında bulabilirsiniz. Günümüz Türkiye’sinde sürekli gündemde olan kadın tartışmasına birde eskiçağ tarihi çerçevesinde bakabilirsiniz. Sümer, Babil, Assur ve Hitit kanunlarında kadına yönelik cinsel suçlar vkitap-kapagi-eskicagda-kadine cezaların detaylıca yer bulduğu kitapta ayrıca Hitit hukukunda evlenme ve boşanma, eskiçağ dinlerinde kadın-ana tanrıçadan günahkâr kadına nasıl geçmiş onun izini sürebilirsiniz.

Kadının binlerce yıllık serüvenini okuduktan sonra günümüzde yaşananlara daha objektif bakacaksınız.

 

İnceleme: Tolga Candur

Alıntı Yapılan Kitabın Yazarı: Binnur Çelebi

satin_al_buton

 

 

ana-tanrica

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in