Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Yılbaşı Nedir? Noel Nedir? Antik Kökenleri Nereye Kadar Uzanır?

Türkiye’de her Yılbaşı öncesinde yapılan bir tartışma var: Yılbaşı’nı kutlayalım mı, kutlamayalım mı?

0 308

Bu güzel ve oldukça sade şekilde yazılmış metini Prof. Dr. Bülent İplikçioğlu kaleme aldı ve onun izniyle sitemizde yayınlanmaktadır. Bülent beyin sitemizde yayınlanan diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Türkiye’de her Yılbaşı öncesinde yapılan bir tartışma var: Yılbaşı’nı kutlayalım mı, kutlamayalım mı? Bunun nedeni, elbette, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede Yılbaşı’nın Noel’le karıştırılarak bir Hristiyan geleneği gibi görülmesi.

Bu Yazı İlginizi Çektiyse Mutlaka Bunları da İncelemelisiniz:

Yeni Yılın Antik Kökenleri

Noel’in Şamanizme Dayanan Geçmişi

Noel; Hristiyan Dünyası’nda, çoğunlukla 25 Aralık’ta kutlanan, Hz. İsa’nın doğum günüdür. Kutlamalar “Kutsal Akşam” ya da “Kutsal Gece” denilen 24 Aralık akşamında başlar ve 26 Aralık akşamına dek sürer. Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks kiliseleri 6 Ocak’ı Noel olarak kabul ederler. Noel, Hristiyanlar’ın kiliselerde ayinlerle ve aile içinde “huşu içinde” kutladıkları, öyle gürültü-patırdı yapılmayan, “en kutsal bayramı”dır, diyebiliriz. Hristiyan vatandaşlarımızın bu bayramına Hristiyan olmayan vatandaşlarımızın saygı duyduğuna hiç şüphem yok elbette bu arada. Noel’in dünyada Hristiyan olmayanlar tarafından da geliştirilmiş, “hediye alıp-verme” üzerinde yoğunlaştırılmış bir başka versiyonu da var tabi. Bu hediye alıp-verme konusu ve bununla bağlantılı olan “Noel Baba” (Aziz Nikolaos) ise, 19. Yüzyılda Amerika’da çıkmış ve dünyaya yayılmış, Aziz Nikolaos’un ticari bir görünümünden başka bir şey değildir.

Yılbaşı ise, Noel’den çok farklı ve hikaye Antik Roma’yla ilgili:

İlgili Yazılar
1 252

Roma’da yıl, önceleri, Bahar’ın başlangıcı sayılan 1 Martius’ta (Mart) başlıyor ve devletin 1 yıllığına en yüksek mülkî ve askerî amirleri olarak seçilen iki konsül bu günde görev başı yapıyorlardı. M.ö. 154 yılı Aralık ayında, bir Roma eyaleti olan İspanya’da isyan çıktı. İsyanı bastırmakla görevli ordunun başında M.ö. 154 yılı için seçilmiş ve halen görev başında olan konsüllerin bulunması gerekiyordu elbette. Fakat bu iki konsülün görev sürelerinin bitmesine 2 aydan biraz fazla kalmıştı. Bir sonraki yıl olan M.ö. 153 yılı (M.ö olduğu için geriye doğru saymamız gerekiyor) için önceden seçilmiş yeni konsül çifti 1 Mart’ta göreve başlamak zorundaydı çünkü. Roma Senatosu işbaşındaki konsüllerin görev sürelerinden çok az bir bölümün geriye kaldığını dikkate alarak ve bu nedenle İspanya’daki isyanı bastırmak için gönderilecek orduda ortaya çıkacak, komutada değişikliğin yaratacağı sorunu önlemek için, M.ö. 154 yılı Aralık ayında halen görev başında bulunan konsülleri değil de, 1 Mart 153’te göreve başlayacak olan yeni konsülleri görevlendirdi. Bu olayın üzerinden 1 yıl geçti. Yine Aralık ayına gelindiğinde Roma Senatosu ikinci bir karar verdi: Roma’da Yılbaşı bundan böyle 1 Ianuarius (Ocak) olacaktı. Böylece M.ö. 154 yılı 10 ay sürmüş ve bir sonraki yıl olan M.ö. 153 yılı 1 Ocak’ta başlatılmış oldu.

Roma Takvimi’ndeki “Eski Yılbaşı” 1 Mart; Osmanlı devletinde de 1678’den sonra maliye işlemlerinde kullanılmaya başlamış; 1 Mart malî yılın başlangıcı sayılmıştır (“Rumî Takvim”). Türkiye’de Cumhuriyetin ilânından sonra “Miladî Takvim”in kullanılmaya başlamasıyla yalnızca malî yılbaşı 1 Mart olarak kalmış; bu uygulamaya 1982’de son verilerek, malî yılbaşının da 1983’ten başlayarak 1 Ocak olması kabul edilmiştir (bu nedenle Türkiye’deki 1982 Yılı bütçesi, Roma’daki düzenlemeye benzer biçimde, 10 aylık bağlanmıştır).

Yani, 1 Ocak’ın bugün de Yeni Yıl’ın ilk günü olması, sadece, Roma Takvimi’nde bir vakitler yapılmış bir düzenlemeyle ilgilidir ve bu düzenlemeden 153 sene sonra doğacak olan Hz. İsa’nın doğumuyla (Noel) hiçbir ilgisi yoktur. 1 Ocak, ayrıca, sadece bir ayın ilk günü olmasının dışında hiçbir mevsimsel özellik taşımayan, kışın ortasında sıradan bir gündür. Toplumumuzda Noel’le ilişkilendirilmesinin nedeni, Hz. İsa’nın tesadüfen 1 Ocak’a yakın bir tarihte doğduğunun kabul edilmesidir.

Bu nedenle, Yılbaşı kutlamalarının herhangi bir kişinin “doğum günü kutlaması”ndan hiçbir farkı yoktur. Nihayet, her yeni yıl herkes için yeni bir doğum gününün olduğu bir yıldır. Yılbaşını herkes istediği bir biçimde kutlayabilir ya da buna gerek görmeyebilir (doğum gününü de herkes kutlamaz). Ama, kutlayanları “Hristiyan adeti”ni uygulamakla suçlamak; bunu protesto etmek için bazı televizyon kanallarının 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gecede – dinî bir neden olmasa da – dinî yayına ağırlık vermelerinin akla uygun hiçbir tarafı yoktur. Bu olsa olsa bilgisizlikle ilgilidir.

Sitemizde Yayınlanan Tüm Tarih Araştırmalarına Buradan Ulaşabilirsiniz

Yazı: Prof. Dr. Bülent İplikçioğlu

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.