Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Orta Çağ Dünyasını Değiştiren 10 Cesur Kâşif

0 43

Kolomb ve Macellan gibi Keşif Çağı gezginleri artık herkesçe biliniyor. Öyle ki, onlardan önce yaşamış insanları dünyadan haberi olmayan, dar görüşlü varlıklarmış gibi hayal ediyoruz. Aksine, Orta Çağ’da uçsuz bucaksız yollar aşıp, Orta Çağ insanının dünyaya bakışını değiştiren pek çok gözü pek kâşif yaşamıştır.

10- Rahip Julian

Macarlar, M.S. 895 civarında Doğu Avrupa’dan kaçıp Karpat Havzası’na kadar gitmek zorunda kalmışlar. Ama dağların ardında bıraktıkları ana vatanlarını hiç unutmamışlar. Özellikle de, Avrupa’ya göç etmelerine neden olan Peçenek saldırısı sonucu gruptan ayrılan ve arkada kalan Macarlar’ın yasını tutmuşlar. 1235’te, Macaristan Kralı Bela, dört Dominikan rahibini kaybolan Macarların izini sürmeleri ve yitirdikleri vatanlarını bulmaları için doğuya seyahat etmekle görevlendirmiş.

Bu dört kâşiften yalnızca biri, Rahip Julian, tüm bu yolculuğu tamamlayabilmiş. Yazılarında araştırmalarına Kırım’dan başladıklarını, sonrasında Kafkasya’yı yürüyerek geçip Volga Nehri’ne vardıklarını anlatmıştır. Julian, Doğu Macaristanlıları işte orada, Magna Hungaria(‘’Büyük Macaristan’’) adını verdiği bölgede bulmuş. Ancak, Julian büyük bir tehdidin yaklaşmakta olduğunun da farkındaydı. Moğollar, Rusya’yı işgal etmekteydiler ve maalesef tam da Julian’ın beklediği gibi bu yenilmez güç Macaristan’a ulaşacaktı.

Julian, Avrupa’ya geri dönmüş ve Moğollar’ın yaklaştığı uyarısını yapmış, Doğu Macaristanlılarsa tarih sahnesinden bir kez daha silinmişler.

Dünyanın En Güçlü Pasaportuna Hangi Ülke Sahip ?

9- Gunnbjorn Ulfsson

Kızıl Erik’in Grönland’a yelken açan ve yerleşen ilk Viking olduğu herkesçe bilinir. Ancak Grönland’ı keşfeden kişi aslında o değildir. Bu onur, kendisinin bir akrabası olan Gunnbjorn Ulfsson’a aittir. Ulfsson, İzlanda’nın batısında bir yerin varlığını 10.yüzyıl başlarında keşfetmiştir.

Efsaneye göre, Gunnbjorn’un, İzlanda’ya seyahati sırasında fırtınanın etkisiyle gemisi rotasından çıkar. Denizin ortasında batıya doğru uzanan kayalık bir ada (küçük ve yerleşim olmayan bir ada) görür ve bu adanın devamında büyük bir kara parçası olduğu çıkarımını yapar. Ancak modern tarihçiler Gunnbjorn’un gördüğünü sandığı şeyin Grönland kıyılarının yansımasından kaynaklanan  bir ‘’göz yanılgısından’’ ibaret olduğuna inanmaktadırlar.

Her hâlükârda, Gunnbjorn gördüğü her neyse onun ardında büyük bir ada olduğu hakkındaki şüphesinde haklıydı. Bu yeni kara parçasına yerleşen kişi sonunda Kızıl Erik olmuş ve onun oğlu Leif de Amerika’ya yaptığı meşhur seyahatlere buradan çıkmıştır.

Veriler Teorisi Ve İskandinav Destanlarının Kahramanları

Viking Baskınlarının Gerçek Nedeni Çok Başkaymış?

8- Rabban Bar Sauma

Genellikle Doğu’nun Marco Polo’su olarak anılan Rabban bar Sauma, M.S.1220’de Çin’de, şimdiki Pekin şehri yakınlarında dünyaya gelmiştir. Hıristiyanlığın Nasturi mezhebine bağlı bir rahip olmuş ve sıkı bir dindar olarak nam salmıştır. Nihayetinde hac ibadetini yerine getirmek için Kudüs’e gitmeye karar vermiş, bunun içinse asya kıtasını aşması gerekiyordu. Bağdat’a kadar gelmiş, ancak Kutsal Topraklardaki savaş nedeniyle Kudüs’e gidememiş.

Birkaç yılını bir Ermeni manastırında geçirdikten sonra, İran’ın Moğol lideri, Rabban’a Avrupa’ya seyahat etmesini gerektiren diplomatik bir görev vermiş. Bu korkusuz rahip Konstantinopol’de iyi ağırlansa da, bazı Katolik papazları tarafından kâfirlikle suçlandığı Roma’da çok zor bir durumdan kıl payı kurtulmuş. Bir süre Fransa Kralı Philip’in yanında kalmış ve Bordeaux yakınlarındaki Atlantik Okyanus’una varmış. Burada ‘’Uzunbacak’’ lakaplı İngiltere Kralı Edward ile tanışmış.

İran’a başarıyla döndükten sonra, emekli olup Azerbaycan’da bir manastıra yerleşmiş. Tuttuğu gezi günlükleri, günümüz tarihçilerine büyülü bir Orta Çağ Avrupası tasviri sunmuştur.

Modern Yöntemler İle İpek Yolu Haritası Yeniden Şekilleniyor

7- Rubrucklı William

Avrupa’daki ilk Moğol istilasından sonra Avrupa liderleri, Muhteşem Han’a birçok elçi göndermişler, elçilerin uzun bir yolculuk yapmalarını gerekiyordu. Bu elçilerin en bilgini ise Rubrucklı Rahip William’dı. Aslında bir elçi olmamasına rağmen, kaza eseri Moğolistan’a gelmişti.

William,yedinci Haçlı Seferi sırasında Fransa Kralı XI. Louis’den on yıl önce Macaristan’daki Moğol istilasında esir düşen Hıristiyanlara yardım etmek amacıyla Filistin’den şimdiki Rusya’ya seyahat etmesi konusunda izin istemiş. Ancak Rusya’ya vardığında, Moğollar onu yanlış anlamış ve resmi bir elçi olduğunu düşünmüşler. Bu nedenle, onu Mongke Han’ın yanına, Moğolistan’a, göndermişler.

William, karşı çıkacak durumda olmadığı için Karakorum’un yolunu tutmuş. Burada Mongke ile konuşmuş ve Hıristiyan, Müslüman ve Budistlerden oluşan bir grubun münazarasına seyirci olmuş (Mongke kazananı belirleyene kadar herkes körkütük sarhoş olmuş).

1255 civarlarında Fransa’ya dönmüş ve burada seyahatini ayrıntılı olarak ve nükteli bir anlatımla kaleme almış (Budistlerle yaptığı dini tartışmalar da anılarında ayrıca önemli bir yer tutar ve şöyle sonlanır: ‘’Tercümanım çok yorulmuştu ve … beni susturdu’’). William, sağladığı birçok bilginin yanı sıra, Orta Çağ Avrupa’sını Budizmden haberdar etmiş ve haritacıları da Hazar Denizi’nin karalarla çevrili olduğu konusunda ikna etmiştir.

6- Afanasy Nikitin

Tverli bir tüccar olan Afanasy Nikitin, Orta Çağ’ın tartışmalı da olsa büyük bir Rus kâşifidir. İlk olarak 1466’da ticaret amacıyla Tver’den ayrılarak  Kafkasya’ya doğru yola çıkmış, ancak Volga yakınlarında saldırıya uğramış ve soyulmuştur. Aldığı maddi hasar sonucunda, başka fırsatlar yakalamak amacıyla İran üzerinden Hormuz’a gelmiş ve buradan gemiyle Hindistan’a geçmiştir.

Hindistan’a 1469’da varmış. Hindistan o dönemde Ruslar tarafından bilinmesede, Nikitin oraya uyum sağlamış ve Deccan bölgesi boyunca geniş topraklarda yolculuğunu sürdürmüş. Yerli Hint halkıyla, kendisine sürekli din değiştirmesini teklif eden onların Müslüman yöneticilerinden daha iyi anlaşmış. Yerel tapınakların ve dini ibadetlerin ayrıntılı tasvirlerini yapmış ve Kalikut’a ve Hindular, Budistler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir yer olarak tanımladığı Adem Tepesi’nin bulunduğu Sri Lanka’ya seyahat etmiş.

Nikitin, 1472’de memleket özlemine tutulmuş ve Tver’e geri dönmeye karar vermiş. Yol boyunca Etiyopya ve Umman’ı ziyaret etmiş, ancak Rusya’nın Smolensk şehrinde, pek sevdiği Tver’e az bir mesafe kala vefat etmiştir.

Eskiçağ Medeniyetlerine Ait Açığa Çıkarılmış 10 Esrarengiz Harita

İlgili Yazılar
1 254

5- Li Da ve Chen Cheng

Li Da ve Chen Cheng, 1410’larda Orta Asya’da tehlikeli bir keşfe çıkan Çinli iki hadımdılar. Li Da, daha önce Asya’ya iki seyahatte bulunduğundan, daha tecrübeli bir gezgindi. Ancak bu sehayatler hakkında yazmadığı için çok tanınan biri değildi. Tuttuğu günlük sayesinde, her ne kadar daima Li Da’nın gölgesinde kalsa da, övgüyü alan asıl kişi Chen Cheng olmuştur.

Bu iki hadım, 1414’te İmparator Yongle adına diplomatik bir görev için yola çıkmışlar. 50 gün boyunca çölde yolculuk etmişler, çorak arazilerin ortasında dünyanın ikinci en alçak basınç noktasını da görmüşler, Tian Shan dağlarına da tırmanmışlar. Tuz bataklıklarından geçmişler ve Seyhun Nehri’ni geçerken atlarının çoğunu yitirmişler. Sonunda, 269 gün sonra Herat’a varmışlar, Sultan’a hediyelerini sunmuşlar ve eve geri dönmüşler. Şaşırtıcı bir şekilde, Li Da bu yolculuğu iki kere daha yapmış, ancak ikisinden de hiç yara almadan dönmüştür.

4- Pordenonelu Odoric

13.yüzyılın başlarında, Fransiskan rahipleri Doğu Asya’da varlık gösterebilmek adına çalışmalar başlatmışlar. Pekinli ilk Katolik Rahibi olan Montecorvinolu John ve Çin ve Hindistan’ı dolaşmış Giovanni de’ Marignolli gibi misyonerleri görevlendirmişler. İçlerinden belki de en iyi gezgin Pordenonelu Odoric’ti.

Odoric, İran’da bir müddet kaldıktan sonra, Hindistan’a, oradan da gemiyle şimdiki Endonezya’ya geçmiş. Burada Java, Sumatra ve muhtemelen de Borneo’yu dolaşmış. Çin’e vardığında Pekin’i merkez alarak üç yıl boyunca gezilerine devam etmiş (özellikle Hangzhou’dan etkilenmiş). Sonrasında Tibet’in Lhasa kenti üzerinden geri dönüş yoluna koyulmuş.

İtalya’ya döndükten sonra, hasta yatağında biyografisini yazdırmış (bu da hayat hikayesinin Tibet’ten sonra neden aniden sona erdiğini açıklıyor). 1331’de Udine’de ölmüş.  Hatıraları, muhtemelen umduğu kadar olmasa da, oldukça ilgi görmüş. İsimsiz biri bu hatırları içine komedi unsurları ve fantastik canavarlar ekleyerek tekrar yazmış ve ‘’Sir John Mandville’in Seyahatleri’’ adıyla yayımlamış, kitap o dönem en çok okunan kitaplar arasına girmiş.

HRİSTİYANLIKTA HAC VE HACILIK KAVRAMI (Bölüm 2)

Hristiyanlık’da Hac ve Hacılık Kavramı Nasıl Ortaya Çıktı

3- Naddodd ve Gardar

Bilgin Ari efsanesine göre, İzlanda’yı keşfeden ilk Viking, Faroe adalarında oturan Naddodd adlı bir yerliymiş. Fırtına yüzünden gemisiyle geldiği bu yere ‘’Kar ülkesi’’ adını vermiş. Bu kaza sonucu yapılan keşfin ardından, Gardar Svarsson adlı bir İsveçli de aynı adayı keşfetmiş ve İskandinavya’ya dönüp bu keşfini anlatmadan önce kışı bu adada geçirmiş. Gardar’ın cesareti ve Naddodd’un fırtınadan sağ çıkması sayesinde, Vikingler hemen İzlanda’ya yerleşmiş ve oradaki torunları günümüze kadar gelmiştir.

Tuhaf olansa, efsanelerde İzlanda’yı keşfeden ilk Avrupalıların Naddodd ve Gardar olmadıklarının ısrarla belirtilmiş olmasıdır. Ari’ye göre, Papar adı verilen İskoç veya İrlandalı rahipler, İskandinavlar gelmeden önce İzlanda’da inzivaya çekilmiştiler, ancak ‘’adayı kâfirlerle paylaşmak istemedikleri için’’ kısa süre sonra arkalarında ‘’İrlandaca kitaplar’’ bırakarak ayrılmışlardır. Tabii, Ari bunları 250 yıl sonra yazmış ve Papar’ın varlığını kanıtlayacak bulgular oldukça zayıf olmakla birlikte, okuyucuların değerlendirmesine kalmıştır.

89 Yaşındaki ‘Büyükanne Lena’ Tek Başına Dünyayı Dolaşıyor

2- Tudelalı Benjamin

Hayatıyla ilgili tek kaynak yazdığı gezi günlüğü olduğu için Tudelalı Benjamin hakkında çok az bilgi vardır. Benjamin bir Yahudiydi, İspanya’nın Tudela şehrinden 1160 civarlarında yola çıkmış ve seyahatlerinin kaydını tutmuş. Barcelona ve Güney Fransa’daki yolculuklarının ardından, Roma’da biraz kalmış ve ardından güneye, Konstantinopol üzerinden Yunanistan’a gitmiştir.

Kutsal Topraklara gitmek için Konstantinopol’den gemiyle Filistin’e ve Suriye üzerinden Bağdat ve İran’a geçmiştir. O dönemdeki yazılarında Sri Lanka ve Çin’den bahsettiği görülse de, tasvirlerinin kurmaca olduğu ortaya çıkmıştır. Öyle ki, tarihçilere göre, Benjamin Basra Körfezi’nden öteye geçememiştir.

Benjamin’in tarihçiler için önemi gittiği her yerde karşılaştığı Yahudi topluluklarından bahsediyor olmasıydı, çünkü bu konu kendisinden sonraki gezginler tarafından da ele alınmamıştı. Yazıları halen gizemli Orta Çağ’ın en iyi gezi günlükleri niteliğindedir.

1- Ibn Battutah

Orta Çağ gezginlerini anlatıp da kendi döneminin ve belki de tüm zamanların en büyük gezgini Ibn Battutah’tan bahsetmemek mümkün değildir. Orta Çağ kâşiflerinin çoğu ticari, diplomatik ya da dini nedenlerle seyahat etmişler, ancak Ibn Battutah’ın tek motivasyonu içindeki seyahat aşkıydı: o doğuştan turistti. Öyle ki, buhar makinesinin icadına kadar onun kat ettiği kadar yolu başka kimsenin kat etmediği iddia edilir.

Varlıklı bir Faslı ailenin çocuğu olan Ibn Battutah, genç yaşta hac yapmak için Mekke’ye gönderildi. Aslında oraya kadılık mesleğini edinebilmesi için gönderilmiş, ancak bu seyahat merakını uyandırmış. Eve geri dönmek yerine Orta Doğu’yu boydan boya dolaşmış. Ardından gemiyle Doğu Afrika kıyılarına ve şimdiki Tanzanya’ya gitmiş.

Parası azalınca, Delhi’ye gitmeye karar vermiş, çünkü oradaki Sultan’ın oldukça cömert olduğunu duymuş. Türkiye üzerinden Kırım, Konstantinopol ve şimdi Rusya topraklarında kalan Volga Nehri’ne gitmiş. Sonunda Afganistan’a varmış ve Hindikuş Dağları’nı geçip Hindistan’a gitmiş. Buradaki Sultan onu hediye yağmuruna tutmuş ve kendisinden diplomatik bir görev için Çin’e gitmesini istemiş.

Maalesef, yolda soyulmuş, savaşın ortasında kalmış ve gemi kazası geçirmiş; hâliyle Sultan’ın Çin hükümdarına gönderdiği tüm hediyeleri de yitirmiş. Delhi’ye dönmekten çok korktuğu için birkaç yıl boyunca Maldivler’de saklanmış, ardından Sri Lanka, Bengal ve Sumatra’yı gezerek 1345 civarında Çin’e varmış.

İki yıl sonra Orta Doğu’ya döndüğünde, kara vebanın bölgeyi kasıp kavurduğunu görmüş ve hemen Fas’a geri dönmüş. Kısa bir İspanya gezisinden sonra, son büyük seyahatine çıkmış, Sahra Çölü’nü geçip Mali İmparatorluğu’nu keşfetmiş. 1353’te, Fas’a geri dönmüş, anılarını yazmış ve tarih sahnesinden silinmiş.

Doğum İzninde Dünya Turu…

Dünyanın En Meşhur 10 Şehir Meydanı

Gezi ve Seyahate Dair Bir Bakış

Çeviri: Züleyha KOL

Kaynak: listverse ‘’10 Daring Explorers Who Changed The Medieval World’’

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.