New York’un Ortasında 2 Yüzyıllık Mezar Taşları Ortaya Çıkarıldı


Şehir arkeologlarının varlığından haberdar oldukları fakat tam olarak nerede bulunduklarından emin olamadıkları mezar taşları, bir su borusu kazısı esnasında keşfedildiler ve taşlar neredeyse iki yüzyıllıklar.

Şehir çalışanları New York’da Washington Square Park’ının altında iki büyük mezar odası keşfettiler ki bu, yaklaşık iki yüzyıl önce en az bir düzine insanın defnedildiği kalıntıları ortaya çıkardı.

newy york mezar

İlk oda, Şehir Tasarım ve İnşaat Bölümü(DDC) müteahhitleri tarafından Salı günü Green Village’ın göbeğinde, Park’ın doğu tarafında yapılan bir ana su borusu yenileme çalışmaları sırasında ortaya çıkarıldı. Çalışanlar sözleşmeli bir arkeolog çağırdı ve arkeolog tarafından kaldırım taşlarının sadece 1,2 metre altında yer alan mahzene yol açıldı.

İçeride kirli zemin üzerine saçılmış kemik parçaları, bel kemiği kalıntıları ve kafataslarıyla kemerli mahzen ortaya çıktı.

Bu odanın ilk keşfi aslında bir tekrardı;  Oda ilk olarak, 1965’de Elektrik Şirketi Con Edinson tarafından içeride 25 iskeletle bulunmuştu. Bu haftanın kazı çalışmalarına dek arkeologlar mezarın varlığından haberdardı ancak şirketin kötü kayıt tutma sisteminden dolayı tam olarak nerde olduğundan emin değillerdi.

‘Bizim ummadığımız, ikinci odaydı.’ DDC sözleşmeli arkeolog Alyssa Loorya Guardian’a bu açıklamayı yaptı. Loorya geçen perşembe günü, şehirle beraber bu tip projelerde çalışan bir şirket olan Chrysalis Archaeology ve meslektaşlarıyla ilk odanın biraz daha güneyinde yer alan başka bir ikinci oda buldu.

new york'da keşif

İlk zarar görmüş odaya nazaran; İkinci oda, en az birinin adı veya ölüm yılı tabutun üzerine cıvatalanmış plaketlerde yazılı bulunan 20 tahta tabut içeriyor. Hepsi 4 metre genişliğine, 8 metre uzunluğa ve 2 metre yüksekliğe sahip. İkinci odada tahta kapı, demir veya bakır menteşelere takılı çapraz çıtalarla odayı koruyor, görünüşe bakılırsa kilidi hiç bozulmamış.

DDC heyet üyesi Feniosky Peña-Mora, dikkatle ilerleyen arkeologlara ‘Gereğinden fazla hiçbir rahatsızlık çıkarmak istemiyoruz.’ dedi. Bu nedenle şimdilik odaya girme ve kemikleri oynatma gibi bir planları yok.  Arkeolojik alanlarda şehir yetkilileri, ölülere saygı adına mümkün olduğu an kalıntıları yerlerinde bırakmak zorundalar.

Ancak Peña-Mora biraz da lafı değindirerek ‘Park’ın altındaki Batıya doğru bakan mahzen kapılarının nereye açıldığı bile tam belirgin değil’ diye belirtti.

ahşap mezarlar new york

Şimdilik araştırmacılar, uzak bir mesafeden yüksek çözünürlüklü kameralar, teleskop lensleri ve kalıntılarla beraber tabutların üzerinde farklı açılar yakalamak için muhtemelen bir çubukla çalışmalarına devam edecekler.

‘Şimdiye değin elde ettiğimiz görüntülerle, 18 yılının başlangıcını çıkarsayabilmekteyiz.’ Diyor Loorya. ‘Tabiî ki de bundan daha fazlasını değil –henüz.’

Ayrıca yeterli derecede yüksek çözünürlüklü fotoğraflarla, arkeologların bir dizi biyolojik bilgi derleyebileceklerini ekliyor. ‘Yeterli çözünürlükte dişlerdeki aşınmaları, kemiklerdeki dikiş izlerini ve bunlara ilaveten yaş, cinsiyet ve hastalık göstergelerini görebilirsiniz.’

Şimdiye dek ilk odanın eklem yerlerinden kopmuş iskeletleri arasında 12 kafatası sayıldı fakat yine de her iki odadan olan görüntülerin işlemi henüz tamamlanmadı.

Günümüzde yapraklarla örtülü, üniversite binaları ve barlarla çevrelenmiş ve büyük kemeri ve süs havuzuyla tanınan Manhattan’ın uç kısmı, Washington Square Park’ın bulunduğu düzlük arazi, 19. Yüzyılın ilk başlarında bir mezarlıkmış. Bağımsızlık Savaşı’ndan hemen sonra arazi, New York’un herhangi bir törensiz ya da mezar taşsız gömülen yoksul ve suçluları için ayrılmış toplu gömü yeri olarak hizmet etmiştir.

Loorya, mezarlık 1826’da yerle bir edilmeden ve bir geçit alanı ilan edilmeden önce, kilisenin bu araziye komşu arsalar satın aldığını belirterek şimdilik takımının odaların tarihini 19. yüzyılın başındaki bu zaman zarfında dayandırdığını söyledi.

new york arkeoloji

Sadece birkaç yıl öncesinde, bu yer Sarıhumma Salgını kurbanlarının son dinlenme yeri  olarak da kullanılmıştır. 1800lerin başında, şehrin kanun koruyucuları kiliseleri alana yakın arsalar iddia etmeleri için zorlayarak hiçbir kilisenin ölüsünün Grand Street’in altına gömülmeyeceğine karar vermişlerdir. Loorya, Park’ın altına ya da çevresine ne kadar insan gömüldüğü hakkında hiçbir tanımlayıcı belgenin bulunmadığını söylüyor.

İnsan kalıntıları ve mezar taşları periyodik olarak New York ve çevresinde ortaya çıktılar. Bazıları şehrin altında binlerce insan ölüsü bulunduğunu tahmin etmektedir. Kalıntılar en sonunda kaldırılmış olsa da Bryant Park da benzer şekilde 19. Yüzyılda toplu gömü yeri olarak kullanılmıştır.

‘Washington Square Park arsasına sahip en muhtemel kilise, 18. Yüzyıl sonlarında İskoç Presbiteryenlerden ayrılan bir dinsel örgüt olan Cedar Street Presbiteryen Kilisesidir.’diyorLoorya  ve ‘Fakat Kilisenin hiçbir resmi kaydı bulunmamaktadır.’ diyerek araştırmacıları belki papaz şehrin kuzeyine taşındığında,  elinde kişisel kayıtları tutuyor olabilmesi umuduyla başbaşa bırakıyor.

‘Aslında olayların bir akış diyagramı gibi zaman çizelgesini oluşturmaya başladık, böylece diyagramı deneyeceğiz ve izleyeceğiz.’ diyor Looyra .

‘CSI(Kanıt Peşinde) gibi’ diyor Peña-Mora espiriyle ve ciddyetle ekliyor, ‘ Şuandan itibaren bunun 100 yıl ya da 50 yıl sonra tekerrür etmemesinden emin olmak bizim sorumluluğumuzdadır.’

Bölüm konuşmacısı Shavone Williams, DDC’nin, alanı araç ve yayalara kapattığını ve projeyi kazıya uyumlu hale getirmek için tekrar düzenlediğini belirtti. Bu bölüm ve araştırmalar yalnız mezarlığın kuzey sınırını biliyor fakat güneyini bilmiyorlar ki bu da sokağın altında başka bir mezarın daha olabileceği anlamına geliyor.

Loorya alanın önemli olduğunu söyledi ve yapay dokunun ve gömülerin şehrin altında özellikle güneyde, Manhattan’ın daha eski çevresinde genel olarak iyi saklanmış şekilde yayıldıklarını ekledi. Örneğin South Street Limanı yıllardan beri bir arkeolojik alan olarak görülüyor ve Çalışanlar, Dünya Ticaret Merkezi kalıntılarında bir 17. yüzyıl gemisi kalıntılarını buldular.

Loorya, ‘ Kamu Hizmetlerinin çok büyük müdahalelerine rağmen, metro yapımında bile yine de ya rahatsız edilmiş ya da edilmemiş materyal boşluğunu bulduk’ diyor.

 

Haber Düzenleme: İpek Metehan

Kaynak: The Guardian

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in