Mumyada Antibiyotiğe Dirençli Genler Bulundu


Araştırmacılar, And Dağları’nda bulunan ve 11. yüzyıla ait olduğu saptanan mumyada antibiyotiğe dirençli genler keşfetti.

Bulgular, antibiyotik direncini ortaya çıkaran gen mutasyonlarının 1000 yaşındaki bakteride doğal yollardan meydana geldiğini ve doğrudan aşırı antibiyotik kullanımı ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.

peru mumya

Uluslararası bir bilim adamı grubu, And Dağları’ndaki soğuk iklimin sonucu olarak mumyalaşanlardan günümüze kalanların mikrobiyomlarını inceledi.

İnka imparatorluğu’nun tarihi başkenti olan Cuzco’da bulunan mumya, günümüz itibariyle İtalya’da Floransa Üniversitesi’ne bağlı Antropoloji ve Etnoloji Müzesi’nde muhafaza ediliyor.

Discovery News’in raporuna göre; Pisa Üniversitesi’nde tıp ve paleopatoloji tarihi profesörü olan Gino Fornaciari, çalışma arkadaşları ile birlikte mumyanın üzerinde otopsi yaptı. Cenin pozisyonuna getirilen mumya, sarılı halde bir sepetin içine kondu.

Araştırmacılar, mumyanın vücudunun 18 ile 23 yaşları arasında ölmüş olan bir kadına ait olduğunu tahmininde bulundu.

Mumyalanmış olan kalp, yemek borusu ve kalın bağırsak(çok büyük miktarda dışkı içeren), anormal seviyede genişlemiş durumdaydı ve Trypanosoma cruzi adlı protozoa parazitinin neden olduğu hayati tehlike de teşkil eden kronik Chagas hastalığının belirtilerini gösteriyordu.

Kaliforniya Politeknik Eyalet Üniversitesi’nde profesör olan Raul Cano öncülüğünde yürütülen, Kaliforniya, Porto Riko ve İtalya’dan gelen araştırmacıların oluşturduğu uluslararası grup ise, yaptığı araştırmalarda mumyanın kalın bağırsak ve dışkılarındaki bakteri DNA’larını tümüyle sıralamayı başardı.

Bu araştırmalarda grup, 1992 yılında Fornaciari tarafından farklı methodlar ile ortaya konan Chagas hastalığı teşhisini, bulduğu Trypanosoma cruziye ait bol sayıda DNA ile onaylamış oldu. Araştırmaların konusu olan kadının, ileri kalp hastalığı, megakolon ve megaözofagusu olmasına rağmen bir süre hayatta kalmayı başardığı ortaya çıktı.

Bu teşhis ise kadının muhtemelen ilaçlar ve hatta koka yaprağı ile tedavi edildiğini ortaya koyuyor.

mumyalar

Mumya mikrobiyomunun incelenmesi aynı zamanda Clostridium difficile gibi; ishal, kalınbağırsak iltihabı başlangıcı ve rahim ağzı kanserine yol açan ve cinsel yollardan bulaşan bazı insan papilloma virüslerine (İPV) sebebiyet veren bazı bakteri kaynaklı hastalıkların da varlığını ortaya çıkardı.

Düzeltilmiş T cruzi, modern parazitin modern formlarından daha ilkel dururken, günümüz virüsüne ise %98 ile %99 arasında bir oranda benzerlik gösteriyordu.

Bununla birlikte araştırmacılar, fosfomisin ve vankomisin gibi modern geniş spektrumlu antibiyotikler ile tedavi edilebilecek birçok antibiyotiğe dirençli genin etkisiz olduğunu saptadılar.

Araştırmacılar, “özellikle vankomisin 50 yıldan fazla süre önce kullanıma girdi ve vankomisine dayanıklı genler bu zamana kadar esas olarak bu antibiyotiğin fazla oranda kullanımı ile bağdaşlaştırılıyordu.” diye açıkladı.

Ancak, mumyanın bağırsak mikrobiyomu, antibiyotiğe dirençli genlerin bu bileşimlerin iyileştirici kullanımlarını artırdığını gösteriyor.

 

Haber Düzenleme: Candaş Buzcu

Kaynak: ptinews

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in