Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Modern Yöntemler İle İpek Yolu Haritası Yeniden Şekilleniyor

0 4

Marco Polo, Büyük İpek Yolu’nun geniş doğu-batı ticaret yollarını baştanbaşa geçmeden yaklaşık 5000 yıl önce, göçebeler bu Trans-Asya etkileşim ağlarının temellerini oluşturmaya başlamıştı.

“Modelimiz, göçebe yayla çobanlarının uzun vadeli hareketlilik stratejilerinin mevsimlik göçlerden yaz çayırlarına götüren kalıcı güzergâhlar oluşturduğunu gösteriyor. Bu durum Asya dağlarının diğer tarafıyla etkileşim içinde evrilen “İpek Yolu”nun coğrafyası ile önemli ölçüde uyumludur” diyor St. Louis’teki Washington Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi Michael Franchetti. 

Bir toplam “akış birikimi” modeli, İç Asya dağlık bölgelerindeki eski İpek Yolu bölgelerinin yaklaşık yüzde 75’inin, eski Orta Asya göçebelerinin büyük ihtimalle sürülerini büyük yaz otlaklarına taşımak için kullandıkları yollara (kırmızı renkte gösterilmiştir) denk düştüğünü bulmuştur.

Nature (Doğa) dergisinde yayınlanan bu çalışma uydu analizi, beşeri coğrafya, arkeoloji ve Coğrafi Bilgi Sistemleri’ni (CBS) birleştirmektedir. Çalışmadaki modelin sürüleri en iyi dağ otlaklarına ve sonra da onları bu otlaklarlardan geriye taşımak için en uygun yollar olarak simüle ettiği yollar, İç Asya yaylalarının diğer tarafındaki Eski İpek Yolu bölgelerinin yüzde 75’ine denk düşmektedir.

Modelin yenilikçi yaklaşımı olan çayır-merkezli yolları izleme yöntemi bilinen pek çok İpek Yolu bölgesine alternatif yollar önermektedir. Ayrıca, Çin’de Dunhuang’ın güneyindeki Tibet Platosu’na keşfedilmemiş bir koridor da dâhil olmak üzere, daha önce tanımlanamayan ve az araştırılmış diğer olası önemli İpek Yolu patikalarının yüksek çözünürlüklü haritalandırmasını da sağlamaktadır.

Pastoralist Katılım Modeli’nin bu animasyonunda yer alan değişken çizgiler, çobanların yüksek çayır otlaklarından (beyaz gölgeleme) bir dizi alçak ova alanına (daha koyu gölgeleme) inerken kullandıkları tahmin edilen rotaları göstermektedir. En çok seyahat edildiği öngörülen güzergâhlar kırmızı renktedir.

Bağlantı Kurmak

Bir yüzyılı aşkın bir süredir, pek çok kişinin dünyanın en karmaşık antik kara ticaret sistemi olarak gördüğü İpek Yolu  – 1877’de Alman kâşif Baron von Richthofen tarafından türetilen bir terim – onun nasıl oluştuğunu daha iyi anlamak isteyen modern tarihçi ve arkeologların ilgisini çekmiştir.

“Antik kentlerin, kasabaların, tapınakların ve kervanların duraklarının yerleri, bu geniş ağ boyunca uzun süredir karşılıklı etkileşimlerin ana noktalarını uzunca tanımlamıştır. Ancak birçok rotasını belirlemek çok daha zor olmuştu” diyor Franchetti. Ona göre, “sonuç olarak, binlerce yıl boyunca tüccarların, rahiplerin ve hacıların İç Asya yaylalarında dolaşmak ve yaylaların diğer tarafıyla etkileşim kurmak için kullandıkları ayrıntılı yollar hakkında pek az şey bilinmektedir.”

Göçebe bir çoban sığır sürüsünü Kazakistan dağları etekleri boyunca götürürken

Bilim adamları önceleri İpek Yolu ticaret koridorlarını büyük yerleşimler ve ticaret merkezleri arasındaki en kısa ve “en düşük maliyetli” yolları modelleyerek ortaya çıkarmışlardı. Bu bağlantı kurma yaklaşımı, kolay seyahat edilebilen kurak ovalar ve açık çöllerin arasındaki doğrudan güzergâhlar ile ticaret merkezlerini ilişkilendirmek açısından alçak alanlarda mantıklı gözükmektedir. Ancak Frachetti, engebeli dağlık bölgelerdeki göçebe çobanların geleneksel bir şekilde yer değiştirmediklerini ileri sürmektedir.

“İpek Yolu’nun etkileşim yolları asla durağan değildi ve kesinlikle dağlarda da değildi. Asya’yı bir uçtan bir uca geçen kervanlar çeşitli faktörlere göre yönlendirilirdi, ancak dağlardaki rotaları büyük olasılıkla dağ hareketliliğinde bilgi sahibi ve stratejik olan göçebelerin izlediği tarihsel olarak kökleşmiş yollardan doğdu ve gelişti.”

İç Asya’nın masif dağları boyunca, sıcak ve kurak alçak bölgelerde yaşayan ayrışmış vaha toplumlarıyla bölgenin dağ göçebelerini ortak bir çevresel sorun birleştirmişti: alçak bölgelerdeki çayırları kuru ve çorak hale getiren sıcak yazlar. Buna karşılık, göçebe çobanlar başarıya ulaşmak için tüm dağ koridoru boyunca benzer bir strateji geliştirdiler: sürüleri daha yüksek rakımlara gütmek ve böylece otlak-solduran yaz sıcağından kaçmak.

Bu teoriyi test etmek için, araştırmacılar yüksek verimli otlak hareketliliğini, mevsimsel olarak yararlanılabilen çayırların yönlendirdiği “akışlar” olarak simüle eden bir model tasarladılar. Model, hesaplamalarında İpek Yolu konumları kullanılmadan oluşturulmuş olmasına rağmen çizdiği yollar University College London Arkeoloji Enstitüsü’nde önde gelen İpek Yolu araştırmacısı Tim Williams tarafından bağımsız olarak derlenen, bilinen İpek Yolu konumlarıyla kayda değerbir coğrafi çakışma göstermektedir.

İpek Yolu’nun Boyutları. Kırmızı renk karayolunu mavi ise denizyolunu işaret ediyor

Vadilerden Geçen Yollar

Mekânsal Analiz, Yorumlama ve Araştırma (SAIE) laboratuvarını yöneten Frachetti, dünya genelinde göçebe çobanların kültürlerini ve eski ticaret ağlarını incelemiştir. Özbekistan, Kazakistan ve diğer Orta Asya ülkelerindeki kazılara öncülük etmiştir.

Franchetti’nin saha çalışması, bu toplumların binlerce yıla yayılan kıtalararası bağlantıları olduğunu belgelemektedir. Vadilerden geçen antik yollara kadar izlerini bulabildiği bu olgu, bir kez kökleştikten sonra esas bir ağ oluşturmuş ve bu da İpek Yolu’na dönüşmüştür.

İpek Yolu’nda Bir Kervan, 1380
İlgili Yazılar
1 216

Bu teorinin doğruluğunu kanıtlamak epeyce zordur çünkü İpek Yolu’nun ana koridoru, İç Asya’nın en uzak dağ sıralarından bazılarından geçmektedir: Kuzey Afganistan’daki Hindikuş; Tacikistan’daki Pamir; Kazakistan’daki Jungar; Kırgızistan ve Kazakistan’daki Tien-Şan (Tanrı Dağları), Çin’deki Xinjiang(Sincan)ve Kazakistan, Rusya ve Moğolistan’daki Altay Dağları.

Yaklaşımı normalde akarsuların, nehirlerin ve diğer nehir havzaları arasındaki su çekilmelerinin akışını simüle etmek için kullanılan CBS ve Uzaktan Algılama araçlarının yaratıcı bir uygulamasına dayanmaktadır. Hidrolojik uygulamalarda, “akış birikimi” suyun yerçekimi ile daha alçak yüksekliklere çekilmesi gibi bilinen özelliklerini temel alır. Böylelikle akışın beslenmesiyle daha büyük akarsuların ve nehirlerin ağlarına doğru nasıl yönlendiğini gösteren hesaplamalar da yapılabilmektedir.

Frachetti yerçekimi yerine otlakları koyar. Asya’nın dağlık koridorunda 4.000 kilometrelik geniş kesitinde,  verimli otlak kalitesinin mevsimlik göçebe çobanların akışını nasıl yönlendirdiğini hesaplamak için akış birikimi algoritmasını kullanır.

Asya Coğrafyası Çalışma Alanı (renkli) ve Asya’daki Başlıca İpek Yolu Şehirlerinin Konumları

İran, Hindistan, Rusya, Moğolistan ve Çin’in geniş bölümlerini kapsayan çalışma alanı, bir kilometrelik karelere bölünmüştür. Her bir kare çok spektralli uydu görüntüsünde tespit edilen bitki örtüsünün yansımasına dayanan otlak verimliliği için sayısal bir derecelendirme almıştır. Yüksek dağ çobanlarının en uygun hayvan otlatma alanları peşinde takip ettikleri ve onları muhtemelen alçak yerleşimlere doğru çeken yolları hesaplamak için CBS yazılımı kullanılmıştır. En muhtemel güzergâhlar, yüksek otlaklar üzerinden en büyük birikimli akışı olan yollar olarak tanımlanmıştır.

Frachetti’nin daha önceki araştırmalarında bulmuş olduğu gibi, göçebeler amaçsızca dolaşmazlar. Göçmen çobanların dağlardaki hareketi coğrafyanın yerel bilgisine dayanmaktadır ve çimenli meraların mevsimsel verimliliği gibi çevresel faktörler tarafından yönlendirilir. Pek çoğu, göçlerini neredeyse yıldan yıla tekrarlanan küçük düzenli bir yörünge ile sınırlandırmaktadır.

Franchetti’nin akış modeli, esas yayla çayırlarının boyut ve dağılımlarında zamana göre değişimi kapsamaktadır. Ancak aynı zamanda dağ meralarının geniş coğrafyasının son birkaç bin yılda büyük ölçüde değişmediğini de ileri sürmektedir. En iyi otlatmayı hedefleyen yollar, nesiller boyunca benzer mevsimsel göçleri hayata geçiren göçmenler tarafından çok iyi biliniyor olsa gerektir.

500 tekrarın üstünde (kabaca 20 neslin eşdeğeri) simüle edilen hareketlilik modelinin değiştirilmesiyle iyi tanımlanmış, ot-merkezli hareketlilik kalıpları ortaya çıkmıştır. Güzergâh oluşturma süreci dinamik olarak gösterildiğinde küçük otlak-tabanlı yolların küçük dere ve akarsular gibi, zengin çayır bölgelerinde birleşip göçebe hareketliliği nehirlerioluşturduğu görülür.

Eski İpek Yolu Karayolu

Engeller değil, Kanallar

Bu çalışma, bir yandan İpek Yolu’nun erken gelişimi ile ilgili Frachetti’nin teorilerine geniş bir destek sağlarken, Orta Asya dağlarında eski toplumsal katılım yapılarını ortaya çıkarmayı hedefleyen gelecek araştırmalar için de bir yol haritası da hazırlamaktadır.

Ayrıca, medeniyetleri karşı karşıya getiren büyük zorlukların üstesinden gelmek üzere katılımın ve bağlantı kurabilmenin önemi hakkında dersler de vermektedir.

Frachetti’ye göre,

“Bu model, bu engebeli dağların bölgesel toplulukları tecrit eden büyük engeller olmadığını, aksine komşu toplumların aralarında uzun süredir devam eden bağlantıları destekleyen ekonomik ve siyasi katılım türleri için kanal görevi gördüğünü ortaya koymaktadır.”

“İpek Yolu bağlantısının olağanüstü boyutunun kanıtladığı medeniyetin en büyük başarılarının çoğunlukla bağlantının norm olduğu çevrelerde organik olarak ortaya çıktığı; bu tür yerlerde tecridin bir felaket formülü anlamına geleceğini göstermektedir. “

İspanyol Ticaret Gemilerinin Büyüleyici Hikayesi

İpek Yolu: 8500 Yıllık İpek Üretiminin Kanıtı Lüks Kumaşa Yeni Bir Tarih Dokuyor

Farklı Kültürlerde Hazır Cevap Bilge “Nasreddin Hoca”

Çeviri: Zeynep Atademir

Kaynak: ancient-origins “Did Nomads and their Herds Carve Out the Silk Road?

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.