Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Miken Savaşçının Mezarı Medeniyetin Kapısı Olabilir…

0 22

Cincinnati Üniversitesi Ekibi Bronz Çağı Hazinesi ve Silahlarıyla Dolu Bir Savaşçı Mezarı Keşfetti

Mezarın zemininde yetişkin bir erkeğin iskeleti yatar, sırt üstü verilmiş, solunda silahları, sağında ise serveti uzanıyordu. Başı ve göğsü yanında fildişi kabzası altınla kaplı bronz bir kılıç vardı. Altın kabzalı hançer ayakları altındaydı ve daha bir çok silah adamın bacakları ve ayakları dibinde bulundu.

bronz çağı savaşçı

Altın fincanlar göğsü ve gövdesi hizasında yatıyordu ve boynunun yanında harika bir şekilde korunmuş, 2 ucuyla altın bir kolye duruyordu. Sağ tarafından başının çevresine doğru yüzlerce boncuk vardı; atik, ametist, jasp, kantaşı ve altın. Hemen yanında 4 altın küpe, 1 gümüş kupa, bronz kâseler,  testi ve kaplar bulundu.

Yukarıda anlatılanla, Cincinnati Üniversitesi uluslar arası araştırma takımının ilk başta Bronz Çağı’na ait bir bölgeyi kazmaya başlamasıyla bu yaz keşfedildi. Takım çok zengin ve korunmuş bir mezarı keşfetti. Bronz Çağı savaşçısının mezarı MÖ 1500 yılına uzanıyor. New York Times gazetesinde bu keşif için şöyle bir başlık kullanıldı: ‘Ployslu Savaşçının Mezarı Medeniyetin Kapısı Olabilir’

Bu keşif öyle sıradışıydı ki Mcmicken Fen Edebiyat Fakültesi Klasikler Bölümü’nde görevli kıdemli araştırma asistanı şöyle kouştu: 3500 yıl öncesine uzanan varlıklı Miken savaşçısının mezarı son 65 yıl içinde Yunanistan’da keşfedilen en önemli tarih öncesi zenginlik görüntülerinden biridir.

Stocker, Yunan Arkeoloji Bölümü Başkanı Carl W. Bleagen ve Jack Davis ile birlikte mezarın ortaya çıkarılması konusunda ekibe liderlik etti. Ekip Cincinnati Üniversitesi destekli bu girişimle Homeric efsanesine bağlı büyük ve karmaşık bir yer olan Nestor Sarayı olarak bilinen Bronz Çağı merkezinin tarihi ve tarihi öncesini keşfetmeyi amaçlamıştır. Bu saray MÖ 1200 yıllarında bir dönemde yangın dolayısıyla tahrip olmuştur, fakat yine de Yunanistan anakarasında en iyi korunmuş Bronz Çağı sarayıdır. Uluslararası Arkeoloji Müzesi müdürü Carl Blegen Nestor Sarayınıın kalıntılarını 1939 yılımda bulunan bu yer Homer’in ‘Odysseia’ destanında bir varış noktasıdır, Stocker şöyle açıklar: “Bu son keşif Homer’in Ilyada destanında Yunan güçlerini yöneten efsanevi Kral Nestor’un mezarı değildir. Babası, Nealus’un mezarı da değildir. Bu leşif daha önemli olabilir çünkü bu savaşçı Nestor ve Nealus’un zamanından yaklaşık 200 ya da 300 yıl öncesinde yaşamıştır. Yani Yunanistan’ın bu bölgesinin Girit adasına yaklaştığı ve Avrupa’nın ilk gelişmiş medeniyetini oluşturduğu dönem için bu savaşçı önemli bir figür olabilir.

Dolayısıyla, mezarda 30-35 yaşlarında ölmüş olan çok güçlü bir savaşçı, ya da bir kral hatta bir tacir ya da akımcı yatıyor olabilir fakat her kim ise daha sonra o bölgeyi zenginleştiren Mikan kültürünün orada bulunmasına yardımcı olmuştur.

altın savaşçı

Bölgenin Potansiyel Değeri

Ekip mezarı Nestor Sarayı bölgesinde çalışırken buldu. Bronz Çağı’nda sarayın ve yöneticilerinin batı Yunanistan’da 500.000 nüfusluk halkı nasıl kontrol altında tuttuğu konusunda ipuçları bulmaya çalışıyorlardı.

Davis, mezarın nasıl güç merkezi haline geldiğini ve bu gücün ne zaman başladığı gibi sorulara cevap verebileceğini belirtti.

İlgili Yazılar
1 250

Mezarda bulunan objelerin çoğu Girit Adası yakınında yapılmış olup, MÖ 15.yüzyılda Yunanistan’da belirsiz olan güçlü bir Minos tarzı ve tekniği sergiler.

Mücevherlerin ve Silahların Değeri

Mezarın içindeki objelerin maddesi savaşçının zenginliğinin güçlü bir göstergesidir. Stocker şöyle bir ifade kullanmıştır: “Mezardan çıkarılanların içinde seramik objeler olmamamsı şaşırtıcı bir gerçektir. Bulunan bütün kupalar, testiler ve kaplar bronz, gümüş ya da altındır. Görünen o ki savaşçı sıradan seramiği tutmaya tenezzül etmemiştir. Yukarıda bahsedilen altın topuzlu kılıç ve silahın yanında, mezarda bronz silahlar, bir metre uzunluğunda bir kılıç, bir kaç hançer ve mızrak başını içerir.

Bu silahlarla birlikte, bir erkek gömüsünde u kadar çok mücevherle karşılaşılması, açıkça ‘kadınsı’ süs eşyalarının olması, ölümden sonra varlıklı kadınlar ile birlikte olacağı inancı olduğunu göstermektedir.

Keşfedilmemiş Bölge

Mezarın başarılı kazı çalışmaları takımın bu saha çalışmasında ilk günde Mayıs 2015’de gerçekleşti. Direkt olarak mezarın 4 duvarından ilkiyle karşılaştılar.

Davis işe çukur açarak başladıklarının ve ilk başta bir evin kalıntıları ile karşılaşmayı beklediklerini belirtti. Mezar 1,5 metre derinliğinde 1 metre genişliğinde ve 2metre uzunluğunda ölçüldü. Kazının büyük çoğunluğu Cincinnati Üniversitesi yüksek lisans öğrencileri Stocker ve Alison Fields tarafından gerçekleştirildi çünkü yapılı olmayan bedenleri ile mezar içinde daha kolay ve dikkatli çalışabilmelerine olanak sağladı.

Sırada Ne Var ?

Stocker ve Davis bu korunmuş mezarı keşfetmenin iyi bir şans eseri olduğunu söyledi. Ayrıca bu sır gün yüzüne çıkmaya devam edecek. Cincantin Üniversitesi ekibi ve diğerleri eserler  üzerinde detaylı olarak çalışmakta ve tüm eserler Yunanistan’da kalacak. Şuan Güney Afrika’da Witwaterstand Üniversitesi’nde görev yapan, önceden Cincinnati Üniversitesi antropologu olan Lynne Schepartz iskelet ile araştırmayı sürdürecek.

Çalışma Partnerleri ve Destek

Kazı, Cincinnati Üniversitesi aracılığı ile American School of Classical Studies at Athens sponsorluğunda Yunan Kültür Bakanlığı’nın izni ile yapılmıştır. 2013 yılında Cincinnati Üniversitesi araştırması Institute for Aegean Prehistory, Loıse Taft, Phocion Potaminos, James H. Ottaway Jr, Robert McCabe ve Dina Mccabe gibi bağışçılar tarafından desteklenmiştir. Ayrıca Davis ve Stocker ekipleri adına Yunan Kültür Banklığı’na teşekkürlerini sunmuşlardır.

Haber: Sena Erkan

Kaynak: heritagedaily

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.