Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Mezardan Çıkan Yüzükler Yeni Bir Düşünceyi Harekete Geçiriyor

0 29

Yüzüklerin Efendisi: Tunç Çağı mezarındaki olağanüstü buluş, Yunan tarihinde yeni bir düşünceyi harekete geçiriyor

Cincinatti Üniversitesi araştırmacıları, Tunç Çağı savaşçısına ait mezarı, 3,500 yıldan fazla dokunulmamış, muhteşem bir dizi mücevherat, silahlar ve zenginlikler ile dolu, açtıkları zaman, uzmanlar ‘bir yaşam keşfi’ olarak bu keşfi karşılamışlardır.

Yunanistan’ın güneybatısında, bir Yunan savaşçısına ait mezarda bulunan ayna, Cincinatti Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir kazıda çıkartılan dört ayna yüzükten birisini tutan tanrıça sahnesini işaret ediyor. Resim: Cincinatti Üniversitesi
Yunanistan’ın güneybatısında, bir Yunan savaşçısına ait mezarda bulunan ayna, Cincinatti Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir kazıda çıkartılan dört ayna yüzükten birisini tutan tanrıça sahnesini işaret ediyor. Resim: Cincinatti Üniversitesi


‘Bir yaşam keşfi’
Geçen mayıs, Stocker ve Davis diğer CÜ personal uzmanları ile birlikte, Yunanistan’ın güneybatısında bulunan eski bir liman şehri olan Pylos’un yakınlarında, kazı yaparken, garip bir şekilde bozulmamış bir mezara rastlamışlardır.

İçerisinde, milattan önce 1500 yılları arasında gömülmüş 30’larında güçlü bir Miken savaşçısı ya da rahip olduğuna inanılan birinin iyi korunmuş kalıntılarını Pestor Sarayı’nın yanındaki arkeolojik kazının yanında keşfetmişlerdir.
Homeros’un ‘Odesa’sında ölümsüzleştirildiği gibi, milattan önce 1800’lerde yangın yüzünden büyük idari merkez tahrip olmuştu; fakat bu iyi korunmuş kalıntılar duruyordu. 1939’da, CÜ Üniversitesi’nde arkeolog Carl Blegen, bilinen en eski Yunan yazı formu, Lineer B ile yazılmış kil tabletlerini, Miken kalıntıları arasında bulmuştur.

Kazı, Ege dünyasında bir sahil tapınağı tarafından toplanmış üzerinde özenle giydirilmiş beş kadın figürü bulunan, bilinen ikinci en eski altın mühür yüzüğünün keşfine olanak sağlamıştır.  Resim: Cincinatti Üniversitesi
Kazı, Ege dünyasında bir sahil tapınağı tarafından toplanmış üzerinde özenle giydirilmiş beş kadın figürü bulunan, bilinen ikinci en eski altın mühür yüzüğünün keşfine olanak sağlamıştır. Resim: Cincinatti Üniversitesi

Eski Gizemin kapısını aralamak
Savaşçının mezarında Minoalılar, Pylos’un güneydoğusunda bulunan Girit adasında, kültürel olarak Mikenliler’e baskın bir medeniyet, tarafından yapılmış eserlerin önemli bir kısmı bulunmuştur. O halde, Yunanistan’dan biri öylesine büyük bir hazineyi nasıl toplayabilmişti? Araştırmacılar şaşkın.

Uzun zamandır devam eden bir teoriye göre, Griffin Savaşçısı’nın, daha sonra Miken olarak adlandırılan, döneminde ganimetlerin Girit’te Yunan olmayan Minoalar tarafından alınmış veya çalınmış olabileceği düşünüldü.

‘’Mezar, Mikenliler, Minoalılar’ı fethederken oradaydı ve orada geniş baskınlar olduğunu biliyoruz; bizim mezarın tarihinden kısa bir süre sonra da, Minoa-Girit, Mikenliler’e düştü. ’’ diye açıklıyor Stocker.

Lakin Stocker ve Davis, savaşçının mezarında bulunan eserlerin, eski medeniyetler arasında sadece ganimet paylaşımından çok daha büyük bir kültür paylaşımı olduğunu gösterdiğini söylüyorlar.

Savaşçının mezarında bulunan altı fildişi taraktan birisi.
Savaşçının mezarında bulunan altı fildişi taraktan birisi.
İlgili Yazılar
1 252

Sıradışı yüzükler arasından açığa çıkan tarih
Araştırmacılar, çokça ayrıntılı, Minoa tasviri taşıyan dört altın mühür yüzüğünün keşfini, Miken ve Minoa arasındaki en iyi kültür etkileşimi örneklerinden birini gözler önüne serdiğini ve eski Yunan topluluğunu daha canlı resmettiğini söylüyor.
6 Ekim’de ilk kez araştırmacıların üçünü açıklayacağı yüzükler, birçok altından kâğıda sarılmış, Minos sanat ve din kültüründen başka yerlerde görülen ikonografik referanslar belirtmektedir.

  • Birinci yüzük, geçen sonbahar, kazının tamamlanmasından sonra ortaya çıkmıştır ve bir spor ya da atletik hüner gösteriminde kelimenin tam anlamıyla boğanın üzerinde sıçrayan matadorları anımsatan sıçrayan bir boğa sahnesi göstermektedir. Minos tasvirlerinde de yaygın bir motiftir.
  • İkinci yüzük, Ege dünyasında en geniş yüzük olarak bilinir ve bir sahil tapınağı tarafından toplanmış üzerinde özenle giydirilmiş beş kadın figürü gösterir.
  • Üçüncü yüzük, bir dağ çukurunun tepesinde değnek tutan etrafı iki kuş ile çevrili, tanrıça olduğu düşünülen bir kadın figürünü gösteriyor.
  • Ve sonuncu yüzük ise, elinde ayna ile, üzerine kuş tünemiş yüksek arkalıklı bir tahtta oturan bir tanrıçaya, boğa boynuzu sunan bir kadını gösteriyor.

Minos stili yüzüklerin, Miken savaşçısına ait mezarda bulunmasının keşfi, araştırmacıların kafasını yoruyordu: Mikenler, Minoslardan aldıklarını ve tasvirlerin arkasındaki düşünceleri anlamış mıydı?

Mezardaki eserler dikkatlice incelendikten bir yıl sonra, şimdi Davis ve Stockerevet diyor.

Davis,  insanların, etkileyici bir kaçak ile birlikte gömülmüşKarasakal’ın hazinesi gibi bu mezarda bulduklarını da hazine olarak gördüklerini, bu süreç içerisinde çoktandır Yunanistan’daki insanların bu yüzüklerin dini ikonografisini anladıklarını düşündüklerinive onların zaten Girit adasındaki dini düşüncelere inandıklarını söylüyor.

Araştırmacılar, hem yüzüklerde, hem de Minos tasvirlerinde görülen kültürel ve dinsel motiflere değinmektedir.

  • GriffinSavaşçısı’nın bacakları üzerinde bulunan ayna, elinde ayna ile oturarak tasvir edilmiş tanrıça ile ilişkilendirilebilir. Aynanın mezarda yerleştirildiği yer, araştırmacıların teorilerine göre, Mikenliler için özel bir anlam taşımaktadır, ve yarım düzine tarağın olması da, savaşlardan önce saç taramanın ritüel bir uygulama olduğu ileri sürülmektedir.
  • Minoalılar için kutsal bir sembol olan boğa, Mikenliler’in tasvirlerinde de görülebilir. Üçüncü halkada, boynuzlu değnek tutan bir tanrıça öne çıkarken, dördüncü halkada, tanrıçaya boğa boynuzunun sunuluyor olması öne çıkıyor. Ve ayrıca boğa tasviri birinci halkada da karşımıza çıkıyor. Davis ve Stocker, Griffin Savaşçısı’nın boynuz değnekle gömülmüş olmasının tesadüf olamayacağını ve değneğin güç ve otoritesini temsil ettiğini söylüyor.

Zamanla yakalanan fotoğraf karesi

Davis ve Stocker, araştırmacıların, önümüzdeki yayınlarda keşfetmeyi plandıkları, bu takımlar ve daha fazlası, Minos çalışmalarının, Yunanistan’da ilk kez önem kazanmaya başladığı geçiş zamanında doğan Miken inanç sistemini anlamaya yönelik yeni kapılar açacaklarına dair söz verdiklerini söylüyor.

Miken medeniyetinin oluşumunda ortaya çıkmış, inançlara, düşüncelere ve ideolojiye ulaşmanın zorluğu sıklıkla toplumun elit kişileri için Mikenliler tarafından yapılan mezarlar ile birleşiyor. Yine de, Miken’deki diğer mezar kazılarından daha değerli ganimetler elde edilirken, mezarlarda birçok ölü bedenin bulunuyor olması, hangi eşyanın hangi beden ile neden birlikte gömüldüğünü belirlemeyi güçleştiriyor.

‘’Bir fotoğraf karesi var burada, zamanla yakalanmış, bu savaşçının etrafına yerleştirilmiş eşyalar ile birlikte. Buna dışarıdan bir bakış açısı ile bakamayız fakat içten bir bakış açısı ile neden ve nasıl onları mezara yerleştirdiklerini hayal edebiliriz.’’ diyor Davis.

 

Çeviren: Gülnihal Kafadar

Kaynak: phys

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.