Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Kayıp Bir Stelenin Hikâyesi: Tearos Kaynağında Dara Stelesi

İmparator Dara’nın düzenlediği seferler sırasında önemli bölgelere steleler yaptırdığı bilinen bir gerçek

0 139

İmparator Dara’nın düzenlediği seferler sırasında önemli bölgelere steleler yaptırdığı bilinen bir gerçek. Bu steleler, hem çivi yazısıyla ve hem de stelenin dikildiği diyarın harfleri ve diliyle yazıtlandırılıyordu. Bu stelelerden bir tanesi ise Bizim ülkemizde bulunuyor. Fakat 1829 yılındaki Rus işgali sırasında tahrip edildiğinden bugün bu stele ve yazıtı maalesef mevcut değildir. Bugün adı Kaynarca olan kasabanın adı 1920 yılına kadar Yene olarak anılıyordu. Eski İran hükümdarı Dara’nın M.Ö. 515 yılında, İskit Türklerine karşı çıktığı sefer sırasında konakladığı, bu su kaynağını çok beğendiği ve bunun üzerine buraya bir stele diktirdiği bilinmektedir. Eckhard Unger, Dârülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası’nın birinci cildinin 2.sayısında bu stele ilgili bilimsel incelemelerine yer verdiği bir makale kaleem almıştır. İşte o makale…

“Tearos” Kaynağında Dara “Stele”si(1)

İran hükümdarlarından “Hiestaies”in oğlu; “Dara” kablel-milat takriben beş yüz on dört senesinde Tuna’nın öbür tarafında bulunan “İskit”lere karşı sefer icra etmişti. Tuna’ya gitmek üzere “Trakya”dan geçerken “Tearos” ırmağına vasıl oldu. Bu ırmağın menbaına bir stele rekz ettirdi. Müverrih-i meşhur “Herodot” dördüncü kitabının seksen dokuzuncu babından doksan birinci babına kadar mufassalan bu steleden bahseder:

(146)   “Kral Dara, Bosfor Boğazı’ndan hareketle Trakya’yı baştan başa kat etti ve Tearos Irmağı’nın menbaına vasıl oldu. Orada üç gün kaldı. Tearos menbaı civar ahali tarafından “en iyi suya malik olan” diye tesmiye olunurdu. Bu suyun bilhassa uyuz hastalığına deva olduğu söylenirdi. Kaynakların adedi kırktan iki eksiktir. Hepsi aynı kayadan çıkar. Bazısı sıcak, bazısı soğuktur. Tearos menbaı “Pontos Euxeinos” sahilindeki “Apollonia” ve “Perinthos” civarındaki “Heraion” nehirlerinden ikişer günlük mesafededir. Tearos “Kontadestos” ırmağına Kontadestos “Agrianes” ırmağına, Agrianes “Hebros” nehrine, Hebros da Ainos şehri civarından denize dökülür.(2) Dara Bu menbaın kenarında bulunduğu müddetçe suyundan pek hoşlanıp buraya stele rekz ve üzerine bu kitabeyi hakk ettirdi. “Tearos menbaları diğer menbalara nispette en leziz suya maliktir. Ve bütün insanların en iyisi olan Hiestasies’in oğlu ve küre-i arz hükümdarı İranlı Dara bu menbaa geldi. Ve böylece oraya yazdı.”

Osmanlı Döneminde Kazısı Yapılan Hitit Şehirleri Yazımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

Edvar-ı atika edebiyatında Tearos’tan üç yerde daha bahsolunuyor. Lakin hiç birinde Herodot’tan fazla malumat verilmiyor. Dara’nın kitabelerinde Tearos ismini zikrettiğinden emin değiliz. “Nakş-ı Rüstem” kitabesinde yalnız İskitlerden, “Bisütun” kayasındaki üç lisan üzere muharrir-i kitabede bu sefere ait olan kısmı pek ziyade harap olmuştur. Tearos ismini bu harap olup silinen kısımda aramak lazım gelir.(3)

(147)   Tearos menbalarının mevkiini tayin için Herodot atideki malumat-ı mufassalayı veriyor: “Tearos: Agrianes yani Ergene Irmağı havzasında cereyan eder. Kontadestos vasıtasıyla Ergene’ye dökülür. Fakat Kontadestos Irmağı’nın mevkii şimdiye kadar tayin olunamadığı cihetle Tearos’un yalnız Istranca Dağları’nın cenub-ı garbisinden nebe’an ettiği tezahür eder.”

İkinci mühim nokta Tearos menbalarının Dara’nın yolu üzerinde bulunmasıdır. Bu yol ise Çerkes köy’ün şimalinde saraydan bed’en ile Vize, Tekke Çiftlik, Pınarhisar, Yene, Üsküpdere, Kızılcık tarikiyle Kırkkilise’ye giden caddedir. Bu yol Istranca Dağalrı’nın en alçak eteklerinde ve dağların istikametine muvazi olarak temadi eder.(4)

Herodot diğer mühim bir ciheti tasrih ederek diyor ki: “Tearos menbaları Apollonia ve Heraion şehirlerinden ikişer günlük mesafededir.” “Pontos Euxeinos” yani Karadeniz Apollonia’sı Bulgaristan’da Burgaz Körfezi’nin cenup sahilindedir. Hal-i hazırda ismi “Tirebolu”dur.(5) Heraion şehrinin mevkii ise henüz tamamıyla tayin edilememiştir. Herodot’a göre Perinthos’a yakın olması lazım gelir. Kurun-ı atikanın son zamanlarında “Herakleia” namını alan Perinthos şimdiki “Marmara Ereğlisi”dir.(6)

Berlin’den Eski Bir Heykel Yazımızı Mutlaka Okumalısınız

Herodot’un verdiği bu son malumat diğerleriyle tevafuk etmektedir. Nihayet elde mevcut olan bütün bu malumat ile haritada Tearos menbalarının mevkiini arayacak olursak(7) Pınarhisar’ın garbında, Istranca’nın cenubunda ve Dara’nın yolu üzerinde bulunan “Yene” kasabasına tesadüf ederiz.

Herodot, Tearos menbalarını tasvir ederken atideki malumatı dahi veriyordu: “Irmağın otuz sekiz menbaı olup hepsi aynı kayadan nebe’an eder. Bunların bazısı (148) sıcak bazısı soğuk suya maliktir. Bu su bazı hastalıklara devadır.” Bu son malumata istinaden bazı ulema Tearos menbalarının Pınarhisar civarında olduğuna kanaat getirmişlerdir. “Spiegel(8) Pınarhisar’dan gelen Simir dereyi Tearos zannediyor. Spiegel’in bu zannı Pınarhisar’a kadar seyahat eden General Jochmus’un(9) seyahatnamesine müstenit olduğu fikrindeyim. Jochmus’a bir Bektaşi “Pınarhisar kaynaklarının en büyüğünün yanındaki havzın kenarında çivi şeklinde eski Suriye hattıyla yazılı bir taş bulunduğunu ve bu taşın Tekke Çiftliği’nde “Binbir Oklu Ahmed Baba” türbesinin yanında bina edilen bir tekkenin hin-i inşasında istimal edildiğini” söylemişti. Maateessüf 1829 muharebesi esnasında Tekke Çiftliği Ruslar tarafından tahrip edildiğinden mezkur taş bulunamamış ve üzerindeki yazıların Dara’nın kitabesi veyahut bilahare yazılan Türk veya Arap hututu olduğu anlaşılamamıştır.(10) Forbiger(11) (Deara) veyahut (Dera) namındaki ırmağın eski Tearos olduğunu iddia ediyor. Cramer(12) Tearos ırmağının Kontadestos olduğunu zannediyor.

Tomaschek(13) ise Pınarhisar’ın şimal-i şarkisinde bulunan (Karyonero) Soğucak Köyü’nün yanından geçen ırmağın Tearos olduğunu beyan ediyor. Fakat benim fikrimce bu civarda ismi Tearos’a müşabih bir ırmak veya kasaba mevcut değildir.

“Tomaschek”in şu fikri dahi calib-i nazar-ı dikkattir: “Tearos kelimesi Sanskrit lisanındaki “Çaru” kelimesinden alınmıştır. Bu kelime hoş, aziz manasınadır. Halbuki (149) Dara bu ırmaktan bahsederken bu sıfatları istimal ettiği tahattur edilecek olursa Tearos isminin Dara tarafından verildiği tezahür eder.

Stelenin rekz edildiği mahalli taharri zımnında Müze-i Hümayun müdüriyet-i aliyyesinin vüsatatıyla 29 Haziran ila 6 Temmuz 914 tarihine kadar Kırkkilise – Pınarhisar – Vize – Çerkesköy caddesi üzerinden bir seyahat icra ettim.

Osmanlı Döneminde Yapılan Alişar Höyük Kazılarını Yazdık. Mutlaka Okumalısınız.

Bu cadde Saray civarında Istranca Dağları’nın eteklerine temas ve anlara mütevaziyen imtidat eder. Saray’dan Vize’ye kadar yol birçok menbalara malik, geniş, feyyaz bir vadiyi takip eder. Şark tarafta dağlar gittikçe yola yaklaşır. Nihayet uzun bir tepe vadiye doğru uzanır. Eski Trakya’nın payitahtı olan (Bιζύռ) Vize şehri ve kalesi bu tepenin üzerinde mebnidir. Cadde tepenin son kısmından mürur eder. Birçok kaynakların nebe’an ettiği ve mutat çeşmelere malik olan bu tepe Herodot’un tavsif ettiği otuz sekiz kaynaklı kayaya pek benzer. Hal-i hazırda bu civarda sıcak su menbalarına tesadüf olunmuyorsa da evvelce buralarda böyle menbaların dahi mevcut olduğu fakat bilahare kuruduğu rivayet olunur. Mamafih Vize’deki menbaların hiç biri abide rekzini istilzam edecek derece haiz-i ehemmiyet değildir.

Anna suyunun geçtiği vadide yolumuza devam ettiğimiz takdirde Vize’den bir saatlik mesafede yeni caddenin tahminen otuz metre sol tarafında izi görülen eski bir yolun kenarında “Karpuzkaldıran” tesmiye olunan büyük bir kaynak vardır. Kaynak suni bir havzın ortasındadır. Havzın çevresinin dörtte üçü daire şeklindedir. Diğer kısmı suyun akması için açık bırakılmıştır. Havzın kutru 1.65 metre olup etrafında gayr-ı muntazam geniş, daha yüksek tabii bir havz meydana gelmiştir. Eski havzın sathı yenisine nispeten 57 santimetre alçaktır. Eski havz ise 17 santimetre suyun altındadır. Çünki suların getirdiği kum ve taş yavaş yavaş kaynağın zeminini yükseltmiştir. Havzın civarındaki tarlada bir süvari irae eden kabartma taş mevcut olduğunu seyahatten avdetim esnasında söylediler. Bu süvari (Trakya süvarisi) namı verilen şekilde olması muhtemeldir.(14)

(150)   Cadde, Istranca Dağları’ndan bir diğerinin üzerine vasıl olmak üzere Anna Vadisi’ni terk etmezden mukaddem şimal-i şarkide diğer bir vadi ile birleşir. Caddeden yarım saat mesafede “Mega Ayazma” namında bir ayazma vardır. Burada yalnız temelleri dağa itka eden bir divarı baki olan müstatilüş-şekl bir bina bakayası mevcuttur. Taşlar birbirine harçla bağlandığından bu binanın nispeten yeni ve belki Bizans devrine ait olduğuna hüküm verilebilir. Her ne kadar binanın dahilinde iki kaynak varsa da bunlar şayan-ı ehemmiyet değildir.

Cadde yarım saat kadar daha takip edildikte şimal-i şarkide diğer bir vadiye daha rast gelinir ki burada caddeden yarım saat mesafede (Karyonero) köyü vardır.

Yene (Tearos) kaynağının garp kısmı.

Fakat bu vadideki kaynaklar caddeye iki saatlik mesafededir. Binaenaleyh Dara’nın stelesini burada aramak mevzu bahis olamaz.

Bundan sonra cadde Karaağaç deresinden geçerek Tekke Çiftliği’ne yükselir. Burada da çiftliğin dahilinde suni ve murabbaüş-şekl bir havz dahilinde küçük bir kaynak vardır. Türbe müstesna olmak üzere tekke gerekse yolun şimalinde ve diğer tarafında olan çiftlik harabe halindedir.

Yola devam edildikte Tekke Çiftliği’nden üç çar-yek mesafede Pınarhisar’a vasıl olunur. Burada kasabanın kadim Bizans Kalesi vardır ki şimdi bundan yalnız müdevver-i esas kule, nim-i müdevver bir küçük kule ve dört köşe bir ev kalmıştır.

Jochmus’a göre Dara stelesinin kaidesi Pınarhisar’ın en büyük kaynağında bulunuyordu. Fakat bu kaynağın telvis edilmemesini temin için 1914 senesi ilkbaharında üzeri örtülüp bir bina inşa edildiğinden kaidenin taharrisi mümkün olamıyordu. Mezkur menbaın havzı müstatilüş-şekl olup sekiz metre tul ve dört metre arza maliktir. Fakat menbadan çıkan derenin arzı ancak 1.13 metredir. Kasabada bu menbadan gayrı iki küçük kaynak daha mevcuttur.

Yene (Tearos) kaynağının şark kısmı 

Her ne kadar Pınarhisar kaynakları haiz-i ehemmiyet ise de bunlardan daha cesimleri vardır. Şimal-i garbi istikametini alan yolumuza devam edildiği takdirde Pınarhisar’dan bir saatlik mesafede üç meşhur kaynağa malik olan “Yene” kasabasına vasıl olunur. Bu kaynaklar Dara’nın takip ettiği caddenin tamamıyla kenarındadır. Büyük Kamara tesmiye olunan en büyüğü çift (152) menbadır. Etrafı gayr-ı muntazam bir müseddes şeklinde divar ile muhattır. Bu müseddesin tul-ı azamisi 11.20 metre arz-ı azamisi 10,20 metredir. Sathı seviye-i arzdan 97 santimetre alçaktır. Bu rıhtım yirmi beş santimetre aşağıda bulunan diğer bir rıhtım üzerine inşa edilmiştir. Eski rıhtım suyun şimdiki sathından 15 santimetre aşağıdadır.(15) Karpuzkaldıran kaynağında vaki olduğu gibi burada da suyun sathı yükselerek eski rıhtımı örtmüştür. Edvar-ı atikada kaynak iki kısma ayrılmıştı. Bugün en ziyade suya malik olan garp kısmının arzı 1.54 metredir. Bu kısım 1.75 metre tulunda 1.05 metre arzında yekpare bir granit taşıyla mesturdur. Garpta rıhtımın divarı maksim olmayıp münhanidir. Ve derenin arzını tedricen darlaştırır. Kaynağın bu kısmı diğerinden 1.20 metre tul ve 47 santimetre arza malik olan bir taş ile ayrılmıştır. Şark kısmının eski havzının arzı 4.18 metredir. Şark divarı garp divarı gibi dereyi tedricen darlaştırdığından evvelce havzdan çıkan derenin arzı yalnız 4,50 metre imiş. Hal-i hazırda ise yeni havzdan çıkarken derenin arzı 7,50 metredir. “1” numaralı fotoğrafta görüldüğü vechle derenin arzı menbaın ehemmiyeti hakkında bize bir fikir verebilir. Kaynağın suyu gayet temiz ve lezizdir. Bu hassa-i fevkalade bir abide ile taltife sezadır. Ve filhakika öyle olmuştur. Edvar-ı atikada daha ziyade suya malik olan şark kısmının şimal rıhtımının ortasında bir stele kaidesi vaziyet-i asliyesinde olarak mevcuttur. Bu rıhtım dokuz

İlgili Yazılar
1 252
Yene (Tearos) kaynağının planı.

(153) taştan mürekkeptir. Ortadaki taş diğerlerinden daha dardır. Fakat havza doğru dört santimetre tulunda bir çıkıntı teşkil eder. Taşın üzerinde, vaz olunacak stelenin mihverini sokmak için 14 santimetre tul, 11 santimetre arz ve 7 ila 8 santimetre umkunda bir delik mevcuttur. Şimdi mevcut olmayan stelenin mihverinin bir parçası el-haletü-hazihi deliğin içindedir. (Kaidenin bulunduğu mahal 1 ve 2 numaralı resimlerde beyaz ve sivri bir taş ile gösterilmiştir.) Kaidenin tulu 69 santimetre, arzı 40 santimetre, sahnı 20 santimetredir. Kaide ve şimal rıhtımını teşkil eden diğer taşlar garp kısmını setreden yekpare taş müstesna olmak üzere kilsidir. Zaten – her yerde olduğu gibi – arzın teşekkülat-ı kilsiyeye malik olması böyle cesim kaynakların meydana gelmesine sebep olmuştur.

Şimal rıhtımın taşları garptan şarka doğru ve suyun tahtında 2 santimetreden 15 santimetreye kadar alçalır. Bunun sebebini rıhtımın şarktaki dört taşının altından gelen suların itikalatı neticesi olsa gerektir. Kaidenin ve mihverin deliğinin kısa dal’ları rıhtımın kenarına muvazidir. Stelenin, Dara’nın Süveyş Kanalı’nda bulunan diğer steleleri misilli yüksek ve üstü müdevvir bir levhadan ibaret olması muhtemeldir. Stelenin dahi kaidesi gibi dar tarafı kaynağa müteveccih olup esas olan iki levhadaki kitabe yan taraflardan suhuletle kıraat edilebilir. Bu iki levhadan dahi garba müteveccih olanının daha mühim olduğu zannındayım. Çünki mihverin deliğinin vaziyetinden anlaşıldığı vechle stele şark cihetine üç santimetre daha yakın olduğundan ehemmiyetli kitabe garp taraftaki levhada olması lazım gelir.

Bosfor Boğazı’ndaki Dara stelesinde kitabe Yunan hurufatı ve hatt-ı mıhi ile yazılı olduğunu Herodot rivayet ettiğinden bizim kitabemizin de bu iki yazı ile yazılmış olması muhtemeldir.

Yene kaynağının Tearos kaynağı olduğunu ispat için atideki bazı emarat daha mevcuttur: Bugün Yene ahalisi büyük kaynağın sularının Tuna’dan geldiğini iddia ederler. Hicretin 1066 senesi Şevval’inde ve miladın 1656 senesi Ağustos’unda Yene hisarı ziyaret eden Evliya Çelebi der ki:(16) “Buradan yine şimale giderek “Yene Hisar” kalesine geldik. Kostantin tekfurun binasıdır. Kalesi bir yalçın kaya üzerinde vaki olup şekl-i muhammeside ve şeddadi bina bir küçük kaledir. İçinde abadani yoktur. 679 tarihinde Hüdavendigar Gazi bunu Rumlardan almış ve o zamandan beri kalesi harap-abad kalmıştır. Kayadan bir kaynak suyu çıkar ki güya şarab-ı (154) kevserdir. Bu suyun Tuna’dan geldiği muhakkaktır. Çelebi Sultan Mehmed zamanında Tuna’ya saman ve kömür dökülünce bu pınardan samanlı ve kömürlü su çıkmış. Camii, bir küçük hamamı, mescitleri, mutat ve mükellef hanları, birkaç dükkanları, bağları, bağçeleri vardır. Kırkkilise sancağı hükmünde niyabettir. Buradan şimale doğru giderek Kırkkilise kasabasına geldik.”

Yene Hisar, Yene ve Pınarhisar’ın birleşmesinden mütevellit olması muhtemeldir. Zaten bu hata Evliya Çelebi’nin tavsifiyle ispat olunabilir. Çünki tasvir olunan kaynak “Yene” kaynağına fakat kale ise Pınarhisar kalesine benziyor. Diğer taraftan “Yene”de kale yoktur.

Seyyah Viquesnel(17) dahi “Yene” menbaının Tuna ile münasebetinden bahsediyor. Şüphesiz ki bizim asrımıza kadar gelen bu rivayet Dara’nın Tuna seferinden kalma bir hatıradır: Dara Tuna nehr-i cesiminin mevcudiyetini biliyordu. İskitlere karşı yapacağı sefer için birçok Yunanlıları Tuna üzerinde köprü yapmağa göndermişti. Binaenaleyh Dara’nın Tearos stelesinde Tuna’yı zikretmiş olması pek mümkündür. Hiç olmazsa – Herodot’a nazaran – İskitlere karşı yapılan seferden bahsetmişti. Dara’nın ise bütün kitabelerini ve kendi lisanı ve yazısı ve bulunduğu memleketin lisanı ve yazısı ile yazdığını bildiğimiz cihetle Yene kitabesinin de hatt-ı mıhi ve Yunan hurufatıyla yazıldığına emin olabilir. Halbuki eskiden beri “Yene”de ikamet eden Rumlar eski Yunan kitabelerini okuyabilirler. “Yene” stelesinde dahi Tuna’dan bahsedildiğini gördüklerinde bu nehir ile “Yene” kaynağı arasında münasebet mevcut olduğuna zahip olabilirler.

Bundan başka “Yene”den sonra Kırkkilise’ye kadar yola yakın ve haiz-i ehemmiyet bir menba mevcut değildir. Herodot’un Tearos menbaalrı hakkındaki tavsifi Vize, daha doğrusu Istranca’nın eteklerindeki bütün tepeciklere tevafuk edebilir. Fakat kaynağın asıl mevki-i coğrafisi “Yene”dir. Diğer taraftan burada civarda eşi bulunmayan cesim bir çift kaynak vardır. Edvar-ı atikada bu kaynağın bir steleye malik olduğu mevcut olan kaide ile müspettir. Artık bir dereceye kadar emin olarak diyebiliriz ki “Yene”deki cesim kaynak Dara tarafından güzel bir stele ile tezyin edilen Tearos kaynağıdır.

Eckhard Unger

Çeviri ve Düzenleme: Bünyamin Tan

 Makalenin Künyesi: “Tearos” Kaynağında Dara “Stele”si, Eckhard Unger, Dârülfünun Edebiyat Fakültesi, Dârülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası, İstanbul, 1332 / 1916, Cilt: I, Sayı: 2, Sayfa: 145-154.

1 “Stele” kelimesinin Türkçe muadili olmadığı ve bu kelime aynen bütün ilim lisanlarında istimal edildiği cihetle biz dahi kullanacağız. Stele kelimesi bugün “irtifaı arzından ziyade olan bir levha” manasını ifade edip başlı başına bir abide teşkil eder. Tearos menbaı hakkında yazmış olduğum diğer bir makale Yahrbuch des K. Deutsch Arch. Inst. 1915. Arch. Anzeiger S. 1. f. Mecmuasında neşrolunmuştur.

2 Agrianes, “Ergene”; Hebros dahi Meriç nehridir.

3 F. H. Weissbach, Keilinschriften der Achämeniden,Vorderasiatische Bibliothek Band III Leipzig 1911 S 150, 72-75.

4 Viquesnel: Voyage dans la Turquie d’Europe 1854, Atlas Tafel 1; Tf. 18 Fig. 1 und 19, auch bei: G. V. Hochwächter, mit den Türken in der Front Berlin 1913, Karte 2 und 3.

5 Pauly-Wissowa, Reallexicon II 113 und C. Jirecek Arch. epig. Mitt. aus Oest. Ung. X (1886) S. 162.

6 Pauly-Wissowa VII 429 Nr. 7.

7 Viquesnel, Atlas Tafel 1.

8 Spiegel: Erânische Altertumskunde 1873 Band II S. 343 Anm. 2.

9 A. Jochmus: Journal of the Royal Geographical Society XXIV (1864) S. 43.

10 Weisbach: Grundriss der iranischen Philologie Bd. II S 63 und Prasek: Dareios I. (Der alte Orient XIV Heft 4) S. 29.

11 Forbiger: Handb. d.alt. Geogr. 2. Aufl. 1887, Bd. III S, 735, Anm. 5.

12 J. Cramer: Geographical and Historical Descript. of ancient. Greece, Vol. 1 S. 317.

13 Tomaschek: Sitz. Ber. d. Wiener. Ak. Phil.-Hist. Kl. CXX VI II Heft IV. S. 97.

14 Thrakischer Reiter.

15 Suyun balada gösterilen irtifaı Haziran evahirinde yani suların nispeten az olduğu bir mevsimde ölçüldüğü dahi nazar-ı dikkate alınmalıdır.

16 Evliya Çelebi, Cilt 5, Sahife 79, 315 senesinde Dersaadet’te tab olunmuştur.

17 Viquesnel: Voyage dans la Turquie d’Europe S. 286, 303.

Diğer Arkeo-Nostalji Yazılarımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.