Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

İsrail Kıyısında Bulunan Gizemli Geminin Sırrı Çözüldü

0 17

“Akka kulesi enkazı” 50 yıldan fazla süredir araştırmacıların ilgisini çekiyor.

1966 yılında uzaktan algılama teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen ilk arkeolojik deniz araştırmasında İsrail’in kıyısında bir enkaz tespit edildi.

Araştırmacılar bugüne kadar enkazın nereden geldiği hakkında hemfikire ulaşamadılar. Zaman geçtikçe gizem perdesi aralanamadı.

Enkaz; İngiliz bir takımla çalışan, Haifa Üniversitesi Recanati Deniz Çalışmaları Enstitüsü kurucusu, İsrail’de deniz arkeolojisi öncüsü olan Dr. Elisha Linder tarafından bulundu.

Araştırmacılar, 1799 yılında Napolyon Bonapart donanmasınının Akka limanına girişini önlemeye çalışan İngilizler tarafından batırıldığını düşünüyordu. İngiliz arşivinde bulunan, savaşa katılan İngiliz askerlerine ait olduğunu iddia edilen bir harita İngilizlerin aynı konumda bir gemi batırdığını gösteriyor ve araştırmacılar tahminlerinin doğru olduğuna inanıyordu.

Fakat, yıllar sonra yeni detaylarla beraber şüpheler de gün yüzüne çıktı. Mesela, Bonapart’ın Akka’ya kara yoluyla gittiği öğrenildi. Yani, hiçbir gemiyi batırmasına gerek yoktu.

Üstelik, enkazın daha sonraki bulguları geminin tahmin edilenden daha küçük olduğunu ortaya çıkardı. Gemi; 45 metre değil, 25 metreydi ve büyük ihtimalle bir ticaret gemisiydi.

Araştırmacıların hâlâ herhangi bir tahminini destekleyen bilimsel bir kanıtı yoktu.

Fakat bu durum, bir öğrencinin Haifa Üniversitesi’nden Dr. Deborah Cvikel ve Yaacov Kahanov, Tel Aviv Üniversitesi’nden Dr. Dana Ashkenazi, Ben-Gurion Üniversitesi’nden Prof. Adin Stern ve Frankfurt Üniversitesi’nden Dr. Sabina Klein gibi profesörlerin denetimi altında yakın zamanda yaptığı bir çalışmayla değişti.

Çalışma, enkazdan ilk bilimsel kanıtı ortaya çıkardı.

Gemide bulunan bir çivi
Gemide bulunan bir çivi
İlgili Yazılar
1 250

Enkazın içinde çoğu geminin gövdesine gömülmüş, diğerleri de geminin içine dağılmış 100’den fazla çivi bulundu.

Geminin içinde iki farklı tip çivi bulundu. Bazıları 10 santimetreyken diğerleri yaklaşık 6,5 santimetreydi.

Bu iki tip çivi; pirinç yoğunluğu testi, X-ışını kullanılarak yapılan kimyasal bileşimlerinin araştırıldığı floresans spektroskopisi testi, metal dökümün, mikro yapının ve çivilerin çeşitli parçalarının yapılarını tespit etmek için ışık mikroskopu ve tarayıcı elektron mikroskopu kullanılan optik gözlem, izotop analizi gibi testlere tabi tutuldu.

Araştırmacılar, son yaptıkları testte enkazdan aldıkları iki çiviyi ve yeni iki metal çiviyi ne kadar derine gideceklerini görmek için farklı tahtalara çaktılar.

Bu son test birçok detayı gün yüzüne çıkardı. Çivilerin mikroyapısı ve yapısında bulunan silikon, çivilerin kum döküm tekniğiyle üretildiğini kanıtladı.

Araştırmacılar, aynı zamanda metal alaşımın içinde yüksek miktarda çinko ve başka maddeler de buldular.

Yapılan izotop analizi çivilerin nerede üretildiği hakkında ipucu verirken, çivilerin bileşimi ve sertliği imalat sürecini ortaya çıkardı.
Araştırmacılar tüm bulguları bir araya getirip şu sonuca vardı: Çiviler, İngiltere’den getirilen ham maddelerle büyük ihtimalle Avrupa’da bir dökümhanede üretildi.

Araştırmacılar, “Araştırma bulguları ışında, geminin 19. yüzyılın ilk yarısında bir zamanda Akka kıyısında batmış Avrupalı bir ticaret gemisi olduğuna inanıyoruz” dedi.

Bulgular Metallography, Microstructure ve Analysis dergilerinde yayınlandı. Uluslararası Metaluji Derneği, araştırmacılara Buehler Ödülü’nü layık gördü.

YÜRÜYÜŞE ÇIKAN BİR KİŞİ 3500 YILLIK MISIR MÜHRÜ BULDU

 

Çeviri: Buket Nur Ekim

Kaynak: jpost

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.