Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Homo Naledi’nin Beyni İnsana Özgü Özellikler Gösteriyor

0 0

Araştırmacılar, gizemli hominidlerin sosyal duygu ve iletişimle ilgili sinirsel özellikler gösterdiğini söylüyor.

New Orleans – Küçük bir beyin büyük bir evrimin kanıtı olabilir. İnsan cinsinde şaşırtıcı bir fosil türü olan Homo naledi‘yi bir düşünün. İki antropolog, 20 Nisan’da düzenlenen Amerikan Fiziksel Antropologlar Birliği toplantısında, bir şempanzenin beyninden sadece biraz daha büyük olan Homo naledi’nin beyninin insana özgü temel sinirsel özellikler gösterdiğini belirtti.

Beynin özellikleri, Broca alanına denk düşen kısmı ve günümüz insan beyninin sol ve sağ bölümleri de kapsıyor. Sol bölümde tipik olarak konuşma ve dil özellikleri söz konusu.

Indiana University Bloomington’dan yeni bulguların sunumunu yapan Shawn Hurst, “Görünüşe göre Homo naledi’nin beyni sosyal duygu ve gelişmiş iletişimi destekleyecek ölçüde evrime uğramış. Dilin dâhil olduğunu kesin olarak söyleyemiyoruz” dedi. Broca alanına yakın ön beyin bölgelerinde empati, gurur ve utanç gibi sosyal duygular bulunur. Hurst, eski Homo türlerinde grup içi etkileşim karmaşıklaştığında sosyal duygular ve sözlü iletişimin kurulmasını sağlayan sinirsel kapasitenin geliştiğini düşünüyor.

Bilim insanları H. naledi’nin Afrika’nın güneyinde ne kadar zaman önce yaşadığını bilmiyor. Eğer bazı araştırmaların (SN: 8.6.16, p. 12) öne sürdüğü gibi H. naledi 2 milyon hatta 900.000 milyon yıl önce yaşamışsa, insana özgü beyindeki gibi dil ile ilgili bölüm varsa bu çok şaşırtıcı olur. Homo‘da dil için kapasite en fazla son yüz bin yıl içinde geliştiği düşünülüyor.

Hurst, Johannesburg’da bulunan Witwatersrand Üniversitesi antropologlarından ve H. Naledi kâşiflerinden Lee Berger’in bu türlerin tahmin edilen yaşı ve birkaç hafta içinde bulunan yeni fosilleri hakkında açıklama yapacağını söyledi.

Columbia Üniversitesi’nden Hurst ve Ralph Holloway liderliğindeki bir ekip, beyin yüzeylerinin içinin sanal dökümleri(kalıbını) çıkarmak için bir kaç tane H. naledi’nin yarım kafatasının bazı bölümlerini lazerle taradı. Bir kalıp; bireyin canlıyken sahip olduğu kafatasının duvarlarında bulunan beyin yüzeyinin detaylarını ve şeklini başarıyla şekillendirir.  Bu tür beyin izlenimleri her zaman açık değildir, yorumlaması tartışmalara yol açabilir.

Hurst, yarım bir H. naledi kafatasında bugünkü insanlarda bulunan dil ile ilgili iki oyuğun tespit edildiğini söyledi. H. naledi’nin beyni aynı zamanda oyukların birleştiği noktayı büyük bir ölçüde kaplayan kıvrım katlarına da sahipti. Bugünkü insan beynindeki Broca alanında da benzer kıvrım katları bulunuyor.

İlgili Yazılar
1 216

Hurst ayrıca, insanların ön beyin bölgesinin şeklinin yaşayan gorillerinkinden ve en az 700.000 ila 1 milyon yıl öncesine dayanan insana ait fosillerden büyük ölçüde farklılık gösterdiği ekledi.

Holloway, H. naledi‘nin aynı zamanda ön beyin kadar olmasa da beynin arka bölgesinin de insana özgü özellikler gösterdiğini söyledi. Bu analiz, diğer iki yarım H. naledi kafatasının kalıbına dayanılarak yapıldı.

Holloway, H. naledi’nin beyninin arkasındaki diğer özelliklerin ve çıkıntıların daha çok sol tarafta yoğunlaştığını söyledi.  Bugünün insanının beyninde aynı sol taraflı eğilim, sağlaklıkla (sağ elle tutma) alakalıdır.

Geçmişte, Tallahassee’da Florida State Üniversitesi antropologlarından Dean Falk ve Holloway, beynin arka tarafında bulunan ana oyuk dâhil fosil kalıplarının özelliklerini nasıl yorumlayacakları hakkında çelişkiye düşmüştü. Falk; Hurst ve Holloway’in sunumundan sonra, Falk H. naledi’nin beyninin insana özgü olmayabileceğini dile getirdi.

Sunumdan hemen sonra, Hurst ve Falk, Broca alanını gösteren yarım bi rH. naledi’nin beyin yüzeyinin kalıbı üzerinde ortaklaşa çalıştıkları için farklı görüşlerini öne sürerek başa baş bir tartışma yaşadılar. Çok önemli bir istisna dışında, fosilin sinirsel kurulumu hakkında uzlaştılar. Falk, “Önde bulunun iki oyuğun Broca alanının karşılığı olup olmadığı hakkında şüpheliyim” dedi. Eğer haklıysa, Hurst tarafından ortaya atılan H. naledi günümüz insanına o kadar da benzerlik göstermiyor. Falk, yeni kalıplarla daha yakından çalışmayı ve onları diğer insansı fosillerle karşılaştırmayı planlıyor.

NEANDERTALLERİN YAM YAM OLDUKLARINA DAİR KANITLAR NETLEŞTİ

ENDONEZYALI “HOBBİTLER”İN HOMO ERECTUS İLE İLİŞKİSİ BULUNAMADI

İNSAN DOĞUMUNUN EVRİMİ: 1 MİLYON YILDIR YAPIM AŞAMASINDA OLAN İNANILMAZ BİR HİKAYE

Çeviri: Buket Nur Ekim

Kaynak: sciencenews

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.