Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Homo Naledi’nin Benzeri Görülmemiş Beslenme Düzenini Dişleri Ele Verdi

0 15

Bilim adamlarının 2015’de tamamen yeni bir insan türünü yani Homo naledi’yi keşfetmeleri büyük bir heyecan yaratmıştı. O zamandan beri, onlarla ilgili gittikçe daha fazla şey öğreniyoruz. Örneğin, bu yılın başında, araştırmacılar bu türün 335,000 ila 236,000 yıl öncesinde bir zamanda yaşamış olduğunu ortaya çıkardı.

Şimdi ise ben ve meslektaşlarım, insan soy ağacına yeni katılan bu büyüleyici türün davranış ve beslenme düzeni hakkındaki ilk kanıtları sunmaktayız. Amerikan Fizik Antropoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırmamıza göre, onlar Güney Afrika’daki insan türlerinden oldukça farklı bir beslenme düzenine sahipler.

Genç yaşına bakılırsa Homo naledi, insanlarla doğasını paylaşmış olabilir ki bu da kapladığı ekolojik alanla ilgili ilginç bir tartışmayı alevlendiriyor. İskeletlerin korunması da oldukça ilginç – bunu ilk tanımlayan araştırma ekibi, onların ölülerini mağaraya kasıtlı olarak yerleştirdikleri sonucuna vardılar.

Dişler yalan söylemez. Resim: Ian Towle

Kırıkların Haritalandırılması

Araştırmamızda, bu türlerin ağız ve dişlerini inceledik. İncelenen türlerle yakından ilişkili olan diğer tüm türlere göre daha fazla diş kırığı ya da daha yaygın kullanımı ile çentik kaydedildi. Çentiklerin boyutu, sayısı ve konumu geçmiş popülâsyonların beslenme düzeni ve davranışlarına yönelik bize bilgi sağlamakta. Çentiğin ölümden önce mi yoksa sonra mı oluştuğunu kolayca anlayabiliriz; kırılmanın görüldüğü yakıcı bir yüzeyde daha fazla aşınma olmuşsa bu, çentiğin kişi hayattayken oluştuğu anlamına gelir.  Ön dişlerdeki çentikler, sebebin kültürel davranışlarla ilgili olabileceğini gösteriyor (Dişlerin alet olarak kullanılması gibi.) Tam tersine, daha çok arka dişlerde ve dışarıdan ziyade dişlerin arasındaki bölgelerde bulunan küçük çentikler ise beslenmeye alakalı bir nedene işaret ediyor.

Homo naledi’de, dişlerin %40’ından fazlası etki görmüştür ki bu çok yüksek bir oran. Ancak, bu çentikler dişlerin üzerinde eşit olarak yayılmamış. En çok kırılan dişler, yarısından fazlasında en az bir çentik ve çoğunda da küçük küçük birçok çentiğin bulunduğu arka dişler. Bununla birlikte, %30’undan fazlasında bir ya da daha fazla çentiğin bulunduğu ön dişler, diğer türlere oranla hala daha çok etkilenmiş durumda. Bu sonuçlar, Homo naledi’nin düzenli olarak küçük ve sert nesneler çiğnediğini gösteriyor. Daha doğrusu, kırıkların çiğneme dışındaki herhangi bir işlemden kaynaklanması mümkün değil çünkü dişlerin arasındaki bölgeler en fazla etkilenen bölgeler.

Bir dişteki çentik örnekleri. Resim: Ian Towle

Bu sonuçları bir bağlama koyarsak, Homo naledi Australopithecus africanus’tan 2 kat daha fazla, Paranthropus robustus’tan ise 4 kat daha fazla yontma oranına sahip ki bunlar (hala beslenme düzenlerinin neyden oluştuğu konusunda birçok tartışma olmasına rağmen) genellikle sık sık sert yiyecekler yediği düşünülen 2 ayrı insan türüdür. Bu zıtlık, sırasıyla dişlerinin %10’unun ve %5’inde çentik bulunan goriller ve şempanzelerle birlikte, yaşayan büyük maymunlarla kıyaslandığında daha da belirginleşiyor. Dahası, Homo naledi’deki küçük küçük birçok çentik (bazen bir dişte 5’den daha fazla çentik görülebiliyor) incelenen karşılaştırmalı örneklerdeki hiçbir türde bulunmuyor ki bu da bu türün benzeri görülmemiş bir beslenme düzeni olduğunun güçlü bir kanıtı.

İlgili Yazılar
1 250

Homo naledi’ye en benzeyen oranlarda ve şekilde çentiklere sahip olan tür ise dişlerinin %25’inde kırık bulunan Babunlardır. Çentiklerin büyük bir kısmı, büyük miktarda kum ve diğer sert cisimlerin tüketilmesi de dâhil olmak üzere yem aldıkları ortamdan kaynaklanıyor. Yaşayan Inuit ve Aborijin Avustralyalıların yanı sıra diğer gruplardan ölen insan fosilleri de dâhil olmak üzere, modern insanların bazı örnekleri Homo naledi’ye benzer çentik oranlarına sahip. Ancak, bu çentik şekilleri oldukça farklı – modern insanlarda en çok kırık ön dişlerde görülüyor. Benzer kırık şekillerine sahip birkaç arkeolojik örnek, Homo naledi’deki çentiklerin beslenme düzeniyle ilgili olduğu ve dişlerini alet olarak kullanmadıkları sonucunu destekliyor.

Bir diğer ilgi çekici bulgu ise şöyle ki; İncelenen diş türlerine bakılmaksızın Homo naledi’nin sağ dişlerinde sol dişlerine göre daha fazla çentik bulunuyor (Sağ: %50, sol: %38). Bu da Homo naledi’nin solak olduğunu ve böylece ağzının sağ tarafına daha fazla besin koyuyor olduğunu bize düşündürtebilir. Fakat aynı zamanda, bu bir tarafı diğerinin üzerinde çiğneme eğilimi ile de ilgili olabilir. Daha fazla örnek ortaya çıktıkça bu ilişki daha yakından incelenebilir.

Peki, Ne Yiyorlardı?

Bu araştırmanın sonunda Homo naledi’nin kumla yüzeye bağlı olan köklü ve çiğ bitkiler gibi belli besinleri yeme konusunda muhtemelen uzmanlaşmışlardı. Ancak bir diğer ihtimal ise şöyle; tohum ya da fındık türü gibi özellikle küçük ve sert besinleri yiyorlardı ve bir şekilde bu sert besinleri küçük parçalara bölüyor veya kesiyorlardı.

Şu an için, Homo naledi’nin küçük ve sert nesnelerin büyük bir bölümünü tüketmesiyle bu zamana kadar incelenen diğer fosil insan türlerinden çok daha farklı bir beslenme düzenine sahip olduğu kesin. Bu dişlerin mikroskobik incelenmesi ve dişlerdeki bitki kalıntılarının araştırılması bu diş kırıklarının kesin nedeni hakkında kanıtlar sunabilir. Umarız ki, en sonunda bu büyüleyici türün en gizemli sırlarından bazılarını ortaya çıkarabiliriz.

Homo Naledi Hakkında Herşey

Çeviri: Özge Sertbaş

Kaynak: phys.org

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.