HİTİTLER’DE ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ

HİTİTLER’DE ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ

Geçmişteki toplumların ölü gömme geleneklerinin incelenmesi o toplumların dini inanış ve öteki dünya tahayyüllerini anlamamıza yardımcı olur. Hitil

Eskiçağ’da Tıp Uygulamaları (Bölüm 2 Hititler)
Hititler’de Din, Ritüel, Tıp ve Kehanet -Bölüm 3-
Eski Ahit’te (Tevrat) -Hititler-

Geçmişteki toplumların ölü gömme geleneklerinin incelenmesi o toplumların dini inanış ve öteki dünya tahayyüllerini anlamamıza yardımcı olur.

Hitiler’de hem yakarak hem gömerek gömü işlemleri yapılmıştır.  Bunu hem filolojik belgelerden, hem arkeolojik verilerden kesin olarak biliyoruz. Bu bilgiler bize Hititlerin manevi dünyasını anlamamıza ve sosyolojik olarak bir bakış açısı kazanmamıza yardımcı olur. Eski Hitit dönemine tarihlenen birkaç mezar artık bilinmektedir. Bunlar; Boğazköy ve Yazılıkaya arasındaki Osmankayası; Ankara’nın 65 km kadar batısındaki Ilıca; geç Frig başkenti Gordion; Çorum’un Kuzeyindeki Büget; Afyon yakınlarındaki Seydiler ve Yanarlar; Maşat Höyük yakınlarındaki Kazankaya. Yerleşim alanının dışında görülen bu mezarların yanı sıra Hititler’in ölülerini yerleşim içlerine de gömdükleri Boğazköy’de yapılan kazılarda evlerin içerisinde ve yakınlarında açığa çıkarılan gömütlerden anlaşılmaktadır.  Söz konusu bu mezarların veya mezarlıkların tamamı Hitit halklarına ait olduğu anlaşılmaktadır.  Hitit İmparatorluk Dönemi mezar sayısı azdır. Ve bulunan mezarlar sıradan halka ait mezarlardır. Dönemde bulunan diğer uygarlıklardan Mısır ve Miken uygarlıklarında görülen zengin buluntularla donatılmış kral mezarlara henüz rastlanılmamıştır. Sadece Ankara’nın Haymana ilçesinde yer alan Gavurkale’nin Hitit metinlerinde geçen bir krala ait mezar olabileceği düşünülmektedir.  Bu alan teraslanmış bir tören yoluyla, bir tepenin üstünde yer alan ve kiklop duvarla güçlendirilen, yaklaşık 36,5 metrekarelik bir platoya ulaşılmaktadır.  Burada uzun zaman önce soyulmuş bir mezar odası vardır.

Arkeolojik veriler Hitit halkının ölülerini hem ceset halinde (inhumasyon) hem de yakarak (kremasyon) gömdüklerini ortaya koymaktadır. Bunu kanıtı ise; Osmankayası ve Ilıca mezarlıklarında ceset gömme ve yakarak gömme mezarlarının bir arada bulunmasıdır.

hitit-mezarlari

Gömmeyi tercih eden aileler için, ölülerin bedeni, dokunulmadan toprak mezara konulurdu. Gömülere, genellikle, deniz hayvanı kabukları, küçük çanak çömlek gibi mütevazı, sıradan görünüşlü mezar hediyeleri eşlik ederdi. Bu armağanların kalitesi ve yapısından Osmankayası mezarlığının Hattuşaş’ın sıradan insanlarına ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mezarlarda, çoğu kez, hayvan-sığır, koyun, domuz ve eşekle bazen de at- kemikleri de bulunmuştur. Bunlar, muhtemelen, ölenin onuruna verilen şölende kurban edilen hayvanların kalıntılarıydı. Ancak mezarlarda bulunmaları, tıpkı öteki dünyadaki çayırları için kraliyet harasından krala verilen hayvanlar gibi, ölenin yeni yaşamında ona eşlik etmek için konulmuş olduklarını gösteriyor olabilirdi.

Osmankaya’sı dışında, örneğin Gordion’da, sadece gömme uygulamasına rastlanmıştır. Gömmede kullanılan basit toprak mezarlarla taş lahit mezarlar dışında, ölülerin bedenleri başları güneydoğuya bakacak şekilde, sıkıştırılmış pozisyonda, şimdi Yunanca pithos terimiyle adlandırılan büyük kavanozlarla yerleştirilirdi. Mezar eşyalarının kalitesinden, taş lahit mezarların üst sınıfa, pithos mezarların ise alt sınıfa ait olduğu anlaşılmaktadır.

Tüm bunların dışında kral ve kraliçelerin bedenlerinin, değişmez bir biçimde, yakılmak üzere odun istifinin üzerine konulduğu anlaşılmaktadır.

M.Ö. II. bin yıl Anadolu’sunda görülen ölü gömme gelenekleri ile ilgili bilgiler veren Hitit metinlerini, cesedin yakılması işlemi ve kral ya da kraliçenin heykeline odaklanmak suretiyle gerçekleştirilen ritüeller olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Ritüellerin temelinde genel olarak libasyon törenleri, hayvan kurban edilmesi ve ölü yemeğinin yenmesi vardır. Kral ya da kraliçenin ölümünün ardından yapılan törenlerin anlatıldığı metinlerin, Eğer Hattuša’da kral ya da kraliçenin tanrı olacağı büyük bir fenalık-büyük bir bozulma olursa, şeklinde başlaması, geride kalanlar açısından kral ya da kraliçenin ölümünün büyük bir bozan ve felaket olarak algılanması ile açıklanmaktadır.

“Ağaçların yakılmasından çıkan dumanla sabah sisi birbirine karışır. Şafak vakti, Anadolu platosunun sert, sert soğuk havasında istenç dışı titreyen kadınlar ölü yakmak için yığılmış odunların kömürleşmiş kalıntıları arasında hala için için yanan közlerin üzerine ellerindeki kaplarından bira, şarap ve valhi-içkisi dökerek dolaşırken, sağda solda hayelet gibi buhar kümeleri yükselir. Enkazın içinde ölen kişinin kararmış kemiklerini araştırırlar. Her kemik bulunduğunda, bir maşayla, dikkate alınır ve temizlenmesi için bir kâse yağın içine daldırılır. Maşa ve kâse, saflığın metali olan gümüştendir. Kemikler kaptan alınır ve en iyi kalitede bir keten kumaşa sarılır.”

Kömürleşmiş kalıntılar, Büyük Hatti Kralı’nın kalıntılarıdır. Onların toplanması, onun bu dünyadan öbürüne geçtiğini gösteren ayrıntılı seremonilerin bir parçasıdır.

mezarlik

Kralın ölümünde, kraliçenin ölümündeki gibi, göçüp gidenin ölümlü kalıntıları tam olarak dinlenmeye bırakılana kadar 14 gün cenaze ayinleri yapılır.

Kıbrıs’da Bulunan İskeletlerde Ameliyat İzlerine ve Cerrahi Alet Kitine Rastlandı

Kaynak: Gonca Tutuk Gül’ün  yazısının tamamı için academia sitesini ziyaret edebilirsiniz.

COMMENTS

DISQUS: 0
15000onon