Gizemli Rosetta Taşı 218 Yaşına Giriyor: Peki Rosetta Taşı Neden Bu Kadar Özel?


Tam olarak 218 yıl önce bugün, 19 Temmuz 1799’da Mısır Rosetta’daki Fransız birlikleri, üzerine üç antik metin oyulmuş çarpıcı bir siyah taş ortaya çıkardılar: iki Mısır hiyeroglifi ve bir Yunanca metin.

###Rosetta Taşı Hakkında En Detaylı İncelemeyi Nereye Dergisi 2. Sayısında Yayınlanmıştır. Hemen Okumaya Başlayabilirsiniz.

Şimdilerde Rosetta Taşı olarak bilinen taş, Mısır hiyerogliflerini deşifre etmede anahtar rol oynayacaktı. Ayrıca İngilizce dilinde bir yer de bulacaktı: Bugün, “Rosetta Taşı” terimi için bilimsel dergi veri tabanında yapılan bir arama, Mısır eseri üzerine araştırmalardan çok, terimin birçok metaforik kullanımını ortaya çıkarıyor. Tıbbi görüntülemeden tutun da, kara deliklere, içlem dinamik programlamaya (bir algoritma terimi) çeşitli konular, bir dönüm noktası arayan umutlu araştırmacılar tarafından “Rosetta Taşı” olarak tanımlanmıştır. [Cracking Codes: 5 Ancient Languages Yet to Be Deciphered]

Peki, Rosetta taşını bu kadar özel kılan nedir? Hiç şüphesiz içerdiği mesaj değil. British Museum koleksiyonları sayfasına göre, keşif, M.Ö 196’da V. Ptolemy’nin taç giyme töreninin birinci yıl dönümünde, bir hükümdar olarak başarısını onaylayan bir rahip konseyi tarafından geçirilmiş bir kararnamenin yer aldığı daha büyük bir levhanın parçasıydı. Bütün bunlardan ziyade, taşı önemli yapan şey, kararnamenin nasıl yazıldığıydı: İlk önce Mısır hiyeroglifleriyle, sonra Demotik (Mısır’da halkın kullandığı dil), ve nihayetinde yeniden antik Yunancayla.

Tekrarlayan metinler, 1922’de bir Fransız bilim adamı olan Jean-François Champollion’un hiyeroglifleri deşifre edebilmesini sağladı; bununla birlikte bir yığın antik Mısır metni araştırmaya açık hale geldi. Ani bir dönüm noktasının anahtarları olarak Rosetta Taşlarının metaforlarının aksine, bu neredeyse 20 yıl süren ve özen isteyen bir süreçti.

Rosetta Taşı 1802’den bu yana British Museum’da sergileniyor

Nasıl Keşfedildi

Rosetta Taşını keşfeden kişi bir Fransız subayı olan Pierre François Xavier Bouchard’dı. O ve askerleri taşı, Rosetta’daki Fort Julien’i (Rashid olarak bilinen bir liman şehri) genişletmek için bir duvarı yıkarken fark ettiler. Birlikler, Napolyon’un Mısır Seferi’nin bir parçasıydılar—ki bu süreçte Napolyon ülkeyi geçici olarak fethetmişti ve kendilerine çok yabancı topraklarda çalışmaya hevesli kalabalık bir bilim insanı topluluğunu getirmişti —

Mısır’daki Fransız hakimiyeti zayıflamaya başlayınca—İngilizler bölgedeki kendi nüfuzlarını korumak için karşı birlikler gönderdiler— Mısır eserlerin mülkiyeti, iki sömürge gücü arasında düğüm noktası haline geldi. 1801’de Fransız General Jacques-Francois de Menou, İskenderiye’de kaldı ve Fransız elinde kalmasını sağlamak için Rosetta Taşı’nın kişisel mülkü olduğunu iddia etti. Fransızların eseri İngilizlere bırakmak yerine onu yok edebilecekleri yönünde tehditler ve söylentiler vardı.

Sonuç olarak, taş ve diğer eski eserlerin devri, İngiliz ve Fransızlar arasında müzakere edildi ve Fransız seferini sona erdiren İskenderiye Kapitülasyonu şartlarına göre, Rosetta Taşı İngilizlerin elinde kaldı. Şubat 1802’de İngiltere’ye ulaştı ve Haziran ayında British Museum koleksiyonunun bir parçası haline geldi.

Taşı Deşifre Etmek

Yunanca, Ptolema döneminin idari dili olarak bilinirken, günlük yazımda demotik kullanılmış ve papazların mektuplarında hiyeroglif kullanılmıştır. Ki, akademisyenler başından beri, taşın aynı bilgiyi üç farklı alfabede naklettiğinden eminlerdi. Rosetta Taşını okurken karşılaştıkları ilk görev demotik dili çözmekti; o zamanlar sadece eski Yunanca tercüme edilebilirdi. 1802’de İsveçli araştırmacı  J.H. Akerblad, birkaç demotik kelimeyi modern Kıptîce ile karşılaştırarak çözdüğü bir çalışma yayınladı. İngiliz bilim adamı Thomas Young, 1814-1818 yılları arasında, kodun bir kısmını yavaş yavaş kırmaya başladı. Ve Ptolemy’nin ismini deşifre etmeyi başarmıştı. Bazı hiyerogliflerin anlamlarını ortaya çıkarabilmişti fakat metnin daha geniş anlamda nasıl işlediğini anlayamıyordu.

O sırada, Mısır bilimciler her bir hiyeroglifin tek bir kelimeyi temsil ettiğini düşünüyorlardı. Aslında, Rosetta Taşı deşifresinin ortaya çıkaracağı üzere, bazı hiyeroglifler kelimeleri yada fikirleri temsil ederken, diğerleri sessiz harfleri temsil ediyordu. Bazı semboller her iki işlevi de yerine getiriyordu ve bir kelime olarak mı yoksa bir ses olarak mı okunmaları gerektiği içeriğe bağlıydı.

Dönüm noktası, taş bulunduğunda 9 yaşında olan Champollion’un çalışmaları sayesinde gelecekti. Champollion antik Mısır dili üzerine araştırmalarını yayımlamaya başladığında sadece 16 yaşındaydı. 1814’de Champollion, İngiliz Kraliyet Topluluğu’na yazarak, basılı gravür üzerinde çalıştığından yazının tam olarak görülmediğini söyledi ve taşın bir kalıbını istedi. (ancak alamadı, o yıllarda İngiliz ve Fransızlar diplomatik açıdan iyi ilişkiler içinde değillerdi)

Bununla birlikte, Champollion sorun üzerinde çalışmaya devam etti. Sadece Rosetta taşını  kullanmadı; meslektaşlarından metnin parçalarını da topladı. Yavaş yavaş, Rosetta Stone’daki ve diğer metinlerin üzerindeki kartuşları (kraliyet isimleri) kullanarak, hiyerogliflerin iki unsurun bir karışımı olduğunu anlamaya başladı: Kelimeleri taşıyan semboller ve ses taşıyan semboller. Yeğeni Aime Champollion-Figeac, Champollion’un keşfi yaptığı gün kardeşinin ofisine koşarak “yaptım!” diye bağırdığını ve bayıldığını iddia etti. Bu rivayete göre, beş gün şuursuz yatmış. Champollion keşfi 27 Eylül 1822’de gerçekleştirdi. 1832’de 41 yaşındayken kalp krizi geçirerek öldü.

Günümüzde Rosetta Taşı

Champollion’un keşfi, 1866’da daha az ünlü bir taş onu haklı çıkarana dek bilimsel tartışmalara ve ihtilaflara konu olmaya devam etti. Mısır Tanis’de bulunan başka bir kararname —bu da aynı şekilde hiyeroglif, Yunanca ve demotik dilinde yazılmıştı— geçtiğimiz yıl Prusyalı Mısır bilimcisi Karl Richard Lepsius tarafından incelendi. Tanis Taşı bilim insanlarına Rosetta Taşı çevirisini sorgulamaları ve Champollion’un bulgularını doğrulamaları için bir kıstas verdi. Taş şimdi Kahire’deki Mısır Müzesi’nde bulunuyor.

Rosetta Taşı ise turist çeken popüler bir nesne olarak British Museum’da kaldı; ancak şimdilerde çok fazla araştırmaya konu edilmiyor. Mısırlı yetkililer belirli aralıklarla taşın kendilerine geri verilmesi çağrısında bulunuyorlar.

Kahire Müzesi Hakkında Merak Ettikleriniz İçin Bu Yazımızı Okuyabilirsiniz

Yazar: Stephanie Pappas

Çeviri: Zeynep Şenel Gencer

Kaynak: livescience

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in