Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

GELENKESEL AFRİKA TIBBI VE ÇAĞDAŞ DÜNYA TEDAVİLERİ ÜZERİNDEKİ ROLÜ

0 16

Dünya Sağlık Örgütü’nce “Gelişmekte olan ülkelerin nüfuslarının, yaklaşık %80’i, Temel Sağlık Hizmetlerinin yetersizliğinden doğan ihtiyaçtan dolayı geleneksel tıbba bağımlı olarak” yaşıyor. Günümüzde  ‘Çağdaş Biyotıp’ olarak bilinen alanın kökeni batıya dayanıyor. Çağdaş Biyotıbbın, bugün tıbbın en önde gelen dalı olması kuvvetle muhtemel olsa da, ya herkes için ulaşılabilir değil, ya da, herkes için ilk sırada yer almıyor. Bu yüzden, pek çok toplumdaki sağlık işleyişi geleneksel tıbba dayanıyor. Geleneksel tıp; Geleneksel Çin Tıbbı, Kökeni eski Hint toplumuna dayanan Ayurveda Tıbbı ve -bu yazının konusu olan- Geleneksel Afrika Tıbbı gibi türleri kapsıyor.

afrikada tıp

GELENEKSEL AFRİKA TIBBININ YAYGINLIĞI

Afrika kıtasında, Geleneksel Afrika Tıbbının, Çağdaş Batı Tıbbı olan biyotıbba nazaran çok daha yaygın olduğu görülüyor. Örnek olarak, Batı Afrika’daki nüfusun yaklaşık %70 ila 80’i geleneksel tıbba dayanıyor. Ama yine de, bu rakamsal verilerin yalnızca Afrika’nın batısına özgü değil, aksine tüm Afrika kıtası için geçerli olması olası. Afrika bölgesinde, Dünya Sağlık Örgütü’ne üye ülkelerde, “İnsanların  %60 ila 80’inin Temel Sağlık Hizmetlerinde, Geleneksel Afrika Tıbbının doğruluğuna güvendikleri” iddia ediliyor.

BÜTÜNSEL BİR YAKLAŞIM

Geleneksel Afrika inancına göre, insanlar fiziksel, ruhsal, manevi ve sosyal açıdan bir bütündür. İnsanı oluşturan tüm bu kriterler belli bir uyum içerisinde işlevini yerine getirdiğinde, insan ‘sağlıklı’ olacaktır. Diğer yandan, eğer bu özelliklerden herhangi birinde dengesizleşme meydana gelirse; birey, fiziksel hatta ruhsal sağlığını kaybedebilir. Bu yüzden ‘hastalık’ kavramı sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda ruhsal, manevi ya da sosyal bozukluklar olarak görülmektedir. Aynı şekilde, hasta bir insanın tedavisinin sadece fiziksel varlığına değil, aynı zamanda ruhsal, manevi ve sosyal varoluş yönlerine de fayda etmesi gerektiği düşünülmektedir.

afrikada tedavi

GİZLİ ‘TIP’ TOPLULUKLARI

Geleneksel Afrika tıbbının uygulayıcıları, biyotıp alanındaki doktorlardan epeyce farklılık gösteriyor. Geleneksel Afrika Tıbbını uygulayan kişilerin genel olarak; rahibeler, başrahipler, kâhinler, ebeler, otacılarve Afrika’nın farklı bölgelerinde Sangoma, N’anga ve İnyanga gibifarklı isimlerle bilinen şifacılardan oluştuğu biliniyor. Aynı zamanda, Geleneksel Afrika Tıbbı üzerine bir eğitim teşebbüsünden önce, tıbbın bu alanın pek çok bilgisi ve özelliği sadece içinde oluştuğu toplumun üyelerince nesilden nesile aktarılabileceği için, öncelikle kişinin o gizli topluluğa kabul edilmiş olması gerekiyor. Geleneksel Afrika Tıbbı da çoğunlukla bir nesilden diğerine sözlü olarak -genellikle hikâyeler şeklinde- devrediliyor.

İlgili Yazılar
1 252

afrika sağlık

SÖMÜRGECİLİĞİN İZLERİ

Sömürge döneminde, Afrika’ya ‘Batı’ tıbbının gelmesi, Geleneksel Afrika Tıbbını kötü yönde etkiledi. Atadan kalma olan tıp aşağı görüldü,lekelendi ve önem derecesi düşürüldü. Bunun sonucunda, Afrika’nın bu alandaki bilgisinin gelişimi uzun bir süre engellendi. Bazı olağanüstü vakalarda, Geleneksel Afrika Tıbbı ‘büyücülük’ ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle tamamen yasaklandı. Sömürgeci devletlerin gözünde, ‘büyücülük’ kavramı ‘geri kalmış’ ve ‘batıl inançların etkisinde’ olan ve bu yüzden de saf dışı bırakılması gerektiği varsayılan bir oluşumdu.

afrika koloni

Sömürgeci devletlerin Geleneksel Afrika Tıbbını ortadan kaldırmak için sarf etmiş olduğu çabaların ne derece başarılı olduğu meçhul. Sömürgeci devletlerin yetkili mercilerince, Geleneksel tıbbın uygulanmasını yasaklayan çeşitli yasaların yürürlüğe girmesi başarılmış olsa da, insanları bu yöntemleri uygulamaktan alıkoymak neredeyse imkânsız denebilecek kadar zor. Sömürgeci devletler bu çabalarında başarılı olsalar bile,  Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tahminince, uygulanan yöntemlerde çağdaş bir canlanma söz konusu. Çağdaş bir yaklaşımla, Geleneksel Afrika Tıbbının ortadan kaldırılmasından ziyade, bu yöntemlerden bir şeyler öğrenmeye çalışmak ve Afrika’daki hastalıklarla mücadele etmek için bu alanın uygulayıcılarıyla çalışmak çok daha faydalı olabilir.

afrika meditasyon

GELENEKSEL BİLGİNİN KORUNMASI

Geleneksel Afrika tıbbı üzerine pek çok araştırma yapıldı. Bu araştırmalar, atadan gelen bilginin korunması, bu sistemin çağdaş tıbbın tamamlayıcısı olarak kullanılması ve 21. yüzyılda Geleneksel Afrika Tıbbı için ileriye dönük bir yol çizme amaçlarını da kapsıyor. Örneğin; bir hastalık durumunda Afrika nüfusunun yüzdelik dilimde büyük bir bölümünün geleneksel bir şifacının yardımını istediği düşünüldüğü için, HIV/AIDS ile savaş konusunda şifacılar etkili birer yardımcı olabilirler. Dahası, Geleneksel Afrika Tıbbı ve Çağdaş Batı Tıbbını bir araya getirmek için çalışan kuruluşlar, yerli halk arasında HIV/AIDS hakkında farkındalığı arttırmaları ve bu konuda birer rehber işlevi görerek, hastalığın yayılmasına karşı olan mücadeleye destek verebilmeleri için şifacıları eğitebilmeyi umuyor. Böylelikle, ileriye dönük olan beklentimiz, bütünsel bir tedavi çeşidi olan Geleneksel Afrika Tıbbının aynı zamanda tıbbın çağdaş biçimine ne şekilde katkı sağlayabilecek bir yöntem olduğunu anlayabilmek oluyor.

 

Kaynak: ancient-origins

Haber Düzenleme: Türkü Çebi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.