Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Farklı Kültürlerde Mitolojiden Sanata “Baykuş” İmgesi

0 3

Halkalı koca gözleriyle serçe gibi kuşları ve avlarını teshir ederek avlar, kafasının iriliği, ağır ve temkinli hareketleri, hep bakan gözleri ile Zeus’u, koca kafası, avlanırken gösterdiği mahareti akıllı, hünerli ve marifet dolu yapısıyla Zeus’un koca kafasından doğmuş olan Athena’yı ve karanlığı delici ışık saçan gözleriyle ve ıssızlığı delen sesiyle göktaşını temsil etmiştir.

Atina’nın ilk sikkesini M.Ö. VI. Yüzyılın ortalarında kullanmaya başladığı, basım için gerekli olan gümüşün Atina’nın Laurion madenlerinden sağlanmaya başladığı, artan tahıl ihtiyacını etkin bir biçimde karşılayacak olan paranın önemli bir sermayeye dönüştüğü, yüzyılın sonlarına doğru sikkelerin bir yüzünde Athena’nın başının, diğer yüzünde ise tanrıça için kuş olan baykuş figürünün bulunduğu ve bu tasarımın üç yüzyıl boyunca hiç değişmediği ifade edilmiştir.

Tanrıça Athena’nın atribü hayvanı olması nedeniyle onunla birlikte tasvir edildiği sikkeler kadar aynı zamanda farklı dönemlerdeki ressamların eserlerinde de birlikte konu olmuşlardır. Eunice PINNEY’in (1770-1849) yaptığı ve Troia Savaşı’nda Achille ile Hektor’un mücadelesini anlatan “Hector and Achilles” adlı tablosunda Athena gökyüzündeki bulutların arasından atribü hayvanı baykuş ile birlikte olayı izlemektedir.

Yunan mitlerindeki baykuş efsanelerine baktığımızda toplum için uygun olmayan hallerden dolayı kahramanların ceza olarak baykuşa dönüştürüldükleri görülmektedir. Örneğin, Nyktimene Lesbos kralı Epopeus’un kızıdır. Babası ona aşık olmuş veya her ikisi bu tutkuyu paylaşarak birlikte olmuşlardır. Kız, utancından insanlar içinde dolaşamaz hale gelmiş ve bir ormana sığınmıştır. Athena’da kıza acıdığından görünmesin diye ışıktan kaçan ancak geceleri ortaya çıkabilen baykuşa dönüştürmüştür.

Hector and Achilles

Çin mitolojisinde baykuş kötülüğü çağrıştırır ve ölümün simgesidir. Antik Çin inanışlarına göre genç baykuşların annelerini yediklerine inanılmıştır. Baykuş sesi ise anlamsal olarak birinin mezarının kazılacağı inancına karşılık gelmektedir.

Ortaçağ Avrupa’sında baykuşun cadılık ve uğursuzlukla ilişkilendirildiği, İskoçların gündüz bir baykuşla karşılaştıklarında başlarına bir uğursuzluğun geleceğine inandıkları, Galliler tarafından ise ya başlarına kötü bir iş geleceği ya da bir kızın bakireliğini yitireceği belirtilmiştir.

Anadolu mitolojisinde baykuş uğursuz olarak kabul edilmekte ve pek sevilmemektedir. Kimin evinin yakınında baykuş öterse o evde birinin öleceğine o evin başına büyük bir felaket geleceğine inanılmıştır. Baykuş ocak yıkan, yıkılan ocaklarda yuva kuran bir kuştur. Bundan dolayı bir ürküntü ve yıkım simgesidir.

İdol
İlgili Yazılar
1 216

Baykuşun bu uğursuz anlamı Osmanlı zamanında da bilinen bir durumdur. Öyle ki fetihten önce Bizans’ın başkenti olan Konstantinopolis’te bulunan İmparatorluk Sarayı, Bizans’ın zayıf düşmesi ve Latin istilaları nedeniyle kötüleşmiştir. Sarayın kötü durumunu Fatih Sultan Mehmed, Farisi şair Sadi’ye ait bir şiirin “Kayser’in kasrında örümcek perdedarlık ediyor / Efrasiyab’ın sarayında baykuş nevbet çalıyor” dizelerini söyleyerek ifade etmiştir.

Anadolu arkeolojisinde Eski Tunç Çağı III’te Batı Anadolu’dan yayıldığı düşünülen bir idol grubuyla karşılaşılmıştır. Troya tipi idol olarak adlandırılan bu grup mermer idollerin genel özelliği baş ve boyunları daha da belirginleştirilmiş, kaş, göz ve burun detayları yiv şeklinde sık sık belirtilmiştir. Troia’yı kazan Alman arkeolog Schliemann bu tip özelliğe sahip idollere “Baykuş Yüzlü İdoller” adını vermiştir.

İdol

Meksika ve Kızılderili mitolojilerinde bazı kabilelerde bilgelik simgesidir. Başka kabilelere göre de tehlikelere karşı koruyucu ve uyarıcıdır, yaklaşan ölümü veya iyi haber getiricidir. Ayrıca o güç kaynağı ve güç vericidir. Bazense ölüm ve hastalıklara neden olan yıkıcı ve art niyetli bir hayvandır. Bu nedenle bazı kabileler ondan korkar ve saygı duyar.

Mısır inanışlarına göre de keskin görüşlü avcı bir kuş olarak bilinir. Ölümün ve matemin kuşu olduğu söylenir. Hiyeroglifler dışında Mısır sanatında pek fazla tasvirine rastlanmaz. Baykuşun hiyerogliflerdeki kullanımı Latin alfabesindeki “m” harfinin karşılığıdır.

İnsanın mitlerle destanlarla anlattığı geçmişindeki imgeler ve sanat yaratıcılığının anlatıldığı bu kitap, bu sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmektedir. Zahmetli bir süreçte hazırlanan Dr. Mustafa Gürbüz Beydiz’in ciddi emek ve çabalarının ürünü olan bu eser, betimlemeci bir yaklaşımla yetinmeyen, insan zihninde ve ruhundaki soru merkezlerine de temas eden bir incelemedir. Kitap içerisinden ufak bir kesiti size aktardığımız bu tanıtım yazımızın dışında ayrıca; aslan, at, ayı, balık, boğa, geyik, güvercin, kartal, keçi, kedi, koyun, köpek, kurt ve yılan gibi birçok efsanevi hayvanın kültürden kültüre, dönemden döneme sanatsal ve mitolojik anlatımlarını bulacaksınız.

Konuya ilgisi olan ya da hayvanların kültürel kökenlerini araştıran insanların mutlaka kaynak kitap olarak başvurması gereken bir yayın olmuş. Dergi ekibi olarak zevkle inceledik ve tüm samimiyetimizle tavsiye ediyoruz. İyi okumalar.

İnceleme: Tolga Candur

Mitolojiden Sanata Hayvan İmgesi

Yayınevi: Arkeoloji Sanat Yayınları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.