Eskiçağ Medeniyetlerine Ait Açığa Çıkarılmış 10 Esrarengiz Harita

Eskiçağ Medeniyetlerine Ait Açığa Çıkarılmış 10 Esrarengiz Harita

Haritalar, kelimenin tam anlamıyla bizlerin dünya görüşünü yansıtırlar. Bilimsel araçlardan çok, neredeyse her zaman tarihe, mitolojiye ve dine bağlı

Tarihi M.Ö 3000’e Uzanan Yapılar ve Tapınak Tel Zurghul, Gün Yüzüne Çıkarıldı
ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 5
Roma’nın Kahramanı “Herkül”

Haritalar, kelimenin tam anlamıyla bizlerin dünya görüşünü yansıtırlar. Bilimsel araçlardan çok, neredeyse her zaman tarihe, mitolojiye ve dine bağlı olmuşlardır. Antik haritalar üzerinde yapılan bir çalışma, insanlığın kendine göre devamlı değişen tutumlarını ve evrendeki yerini ortaya koymaktadır.

10. Evim Güzel Evim

evim-guzel-evim

İspanya’nın Moli del Salt bölgesindeki arkeologlar, 13.800 yıllık olabileceği düşünülen bir harita keşfetmişlerdir. Şist taşı, uzmanların kulübe olduğuna inandığı, yedi adet yarı dairesel oyuğa sahiptir. Biçimi, Kalahari Bushmen adı verilen modern avcı-toplayıcılarının ile Avusturalya’nın en ücra köşelerindeki aborjinlerin konutları ile örtüşmektedir. 7 rakamı ise kendine özgü bir popülasyon boyutu yansıtmaktadır. Tabii bütün bunlar doğruysa, bu şimdiye kadar ki keşfedilmiş en eski yerleşim yeri olacaktır.
Antropologlar, bu kulübelerin toplumsal yapının mekânsal bir temsili olduğu fikrinden çok etkilenmişlerdir.  Çizgilerin tümü aynı araçla aynı anda oyulmuş olması; kişinin önündeki şeyi bir anda ele geçirdiğini düşündürmekteydi.

9. Forma Urbis Romae

roma-haritasi

Dünyanın en eski ve en büyük çözülmemiş yapbozu olarak adlandırılan 2,200 yıllık Roma haritasıdır. Forma Rubis Romae, İmparator Septimius Severus döneminde MS 203-211 yılları arasında, ilk olarak Barış Tapınağı duvarına asılmıştır. Antik Roma’daki her binayı, tapınağı, dükkanı, banyoyu ve merdivenleri gösteriyor; 1 ila 240 ölçekli 150 mermer döşeme malzemesinden oluşuyordu. Forma Rubis Romae, büyük ihtimalle çimento için kireç elde etmek amacıyla duvardan sökülmüştür.

Bugün ise, haritanın orijinal parçalarından sadece %10’u durmaktadır. İlk parçaları ise 1562’de yeniden keşfedilmişlerdi. Palazzo Maffei Marescotti binasında yeni keşfedilen parçalar ise, araştırmacıların antik yapbozun üç parçasını birleştirebilmelerine imkan tanımıştır. Yeni bulunan parça, eskiden Circus Flaminius’un hakim olduğu günümüz Ghetto bölgesine ışık tutmuştur.

8. Danimarka Harita Taşları

danimarka-haritasi

Arkeologlar, 5000 yıllık haritalar olduğuna inanılan taşları Danimarka’da bulmuşlardır. Üzeri çizgi ve kare biçimli kazıma motifleri ile kaplı bu taşlar, keşfedilen en eski haritalar bile olabilir. Araştırmacılar, bu taşların, Neolitik Çağ’da çiftçilerin güneş ve tarım alanlarının bereketini arttırma ritüellerini tasvir eden sembolik haritalar olabileceğini söylüyorlar. Taşlar, Danimarka’ya bağlı Bornholm Adası’ndaki duvarlı bir yapı içerisinde bulunmuşlardır.

Uzmanlar, alanda bulunan ‘’güneş taşları’’ olarak adlandırılan diğer taşları, Neolitik güneşe tapma ritüellerinde kullanılması ile ilişkilendiriyorlar. Yeni bulunmuş bu taşlar, üzerinde bulunan desenler nedeniyle “güneş taşları”ndan farklılık gösteriyor. Bu taşların üzerinde yer alan kare ve çizgisel desenler coğrafik elementleri anımsatıyor; her ikisi de el yapımı ve doğaldır. Birçok araştırmacı bunların, şimdiki anlamıyla navigasyon çizelgelerinden çok, ‘’stilize edilmiş’’ haritalar olduğuna inanıyor.

 

7. Turin Papirüsü

turin-papirusu

3.000 yıllık bir papirüs, Mısır’ın ıssız doğu çölündeki geniş maden zenginliğine dair bir harita içeriyor. Turin papirüsü, Hammamat Vadisine ait birçok detay içerdiğinden dolayı dünyanın ilk jeolojik haritası olarak kabul edilmektedir. Çalışmanın parçaları keşfedilip yavaş yavaş 1814-1821 yılları arasında birleştirilmeye başlanmıştır. Başta üç ayrı tomar olduğu zannedilen eski harita, Deir-el-Medina’da bir türbede bulunmuştur. Haritanın en modern yeniden yapılandırılması 1990’lı yıllardan gelmektedir.

Uzmanlar, haritanın tarihinin IV. Ramsesses’in dönemine, MÖ 12.yüzyılın ortaları, uzandığını düşünüyorlar. Daha önce keşfedilen haritalar da var, fakat Turin papirüsü ile karşılaştırıldığında onlar kaba duruyorlar. Harita, ayarlanmış bir ölçek değil, modern bir harita efsanesi gibi davranan metinler içeriyor. Bu metinler, bölgeden altın çıkarılışı ve bekhen taşının elde edilişi hakkında bilgi veriyor. Papirüs de hiçbir yanlış içermiyordu  kaldı ki, Aton Resources Şirketi gibi modern maden avcıları servet bulmak için ona güveniyorlardı.

 

6. Uzak Bir Ülkeden Yıldız Haritası

yildiz-haritasi

Japonya’nın Kitora mezarından çıkarılan yıldız haritası, belki de dünyanın en eski astronomi haritası olabilir. Altın yaprak yıldızları ile 68 adet takımyıldızı tavanı kaplıyor. Güneş de dahil olmak üzere, 3 daire(fotoğraftaki), gökyüzü cisimlerinin hareketlerini takip ediyor. Kutup yıldızı ise merkeze hakimdir. Harita, ufuk, ekvator çizgileri ve yıldızların yönlerini gösterir. Bu tabii ki,  gökyüzünün ilk tasviri değildir. Lascaux Mağarası, gökyüzünün 17.300 yıllık tasvirlerini içeriyor. Ancak astronomik gözlemlerden yoksundur.

Araştırmacılar, Kitora mezarının inşasından yüzyıllar öncesinde gökyüzünün izlenmeye başlanmış olduğunu belirtiyorlar. Bununla birlikte, kesin tarihin tahminleri, M.Ö. 120 ile MS 520 arasında değişiyor. Bazıları ise, Çin’in tasvir etmiş olmasına rağmen, bilginin Kore’den geldiğine inanmaktadır.

 

5. New York’un En Eski Haritası

en-erken-newyork-haritasi

New York’un ilk haritası keçi derisi üzerine çizilmiştir ve şu an 10 milyon dolar değerindedir. 1531’de Cenevizli bir haritacı Vesconte Maggiolo tarafından oluşturulan harita, Amerika’nın doğu kıyılarını gösteren ilk haritalardan biridir ve Henry Hudson’un 80 yıl sonrasına kadar keşfedemeyeceği, New York’un limanını göstermektedir. Macellan’ın yaptığı dünya turunu takip etmiş olması da, onu gerçek bir harita yapıyor.

6.7 metre genişliğinde ve 3 metre uzunluğunda olan harita, neredeyse yok edilemez keçi derisinden yapılmıştır. Yapımından bu yana sarılı bir şekilde durduğu için haritada kullanılan deri ve tonlar canlı kalabilmiştir. Tek renk değişimi olan kısım ise, gümüşün siyaha dönmesi. Harita, ejderhalar ve tek boynuzlu atlar gibi muhteşem hayvanlarla doludur ve genel olarak hatalıdır.

 

4. Buache Haritası

buache-harita

Buache Haritası, Antartika’nın buzsuz olduğunu gösteren, gizemli bir 18. yüzyıl haritasıdır. Birçok kişi, buzullarla kaplanmadan önce Antartika’yı haritaya döken bir medeniyete ait eski bilginin bir kanıtı olarak kullanmıştır. 1739’da Fransız haritacı Philippe Buache de la Neuville tarafından çizilen eserin orijinal adı “Yengeç Dönencesi ile Antartika Kutbu arasında kalan Güney Toprakları Haritası” idi.

Bauche teorik coğrafyayı popülerleştirmiştir. Coğrafyayı, kaşiflerin jurnallerinden, astronomik gözlemlerden anlayabilme tekniği ve akademik araştırmalar pek çok yönden kusurlu kabul edilmişlerdir. Bununla birlikte, doğru olduğu kanıtlanan varsayım ise, Bering Boğazı’nın varlığıydı. Açıkça yanlış olan başka bir gözlem de, Antarktika’nın ortasında bir denizin olmasıydı.Bazıları Antartika topografyasının doğruluğunun eski, ilahi ve hatta yabancı menşeli haritacılık teknolojisinin bir kanıtı olduğu hakkında ısrar ediyor. Ne yazık ki, kimse alt buzul Antartika topografyasının nasıl göründüğünü bilmiyor.

 

3. Kolomb’un Kopya Kağıtları

colomb-haritasi

Kristof Kolomb, bir yıl sonra Atlas Okyanusu üzerinde yelken açmadan önce 1491 yılından gizemli bir haritaya başvurmuş olabilir. Floransalı haritacı Henricus Martellus’un yaptığı harita, Claudius Ptolemy’nin Marco Polo’nun gözlemleri ve Portekiz’in Afrika keşifleri ile dünyanın çevresi hakkındaki gözlemlerini birleştirmektedir. Harita, Amerika kıtasını göstermemektedir. Kolomb, Bahamalar’a ulaştığında, Marcellus’un haritasında bulunduğu alana göre, Japonya’da olduğunu sanmıştı.

Analizler, haritadaki saklı mesajları ortaya çıkartmıştır. Saklı mesajlar, yer isimleri ve yazılı 60 pasajdan oluşuyordu. 6 x 4 çapındaki harita, insan görüş açısının ötesinde olan birkaçı da dahil olmak üzere 12 ışık frekansı altında fotoğraflanmıştır. Latince açıklamalar, Kuzey Asya’nın ‘’Balor’’ olarak adlandırılan, şarap ve buğday olmadan, geyik eti ile yaşamını sürdüren insanları gibi, uzaklarda yaşayan insanlar hakkındaki gerçekleri ortaya çıkartmaktadır. Güney Afrika’nın ayrıntısı son derece doğru kabul edilmektedir, bunun Avrupalı kaynaklar yerine yerli kaynaklardan geldiği düşünülüyor.

 

2. Antik Babil Konservatif Haritası

antik-babil-haritasi

Arkeologlar, M.Ö. altıncı yüzyıldan kalma, pişmemiş kil tabletin altında yatan tartışmasız dünyanın en eski haritasını keşfetmişlerdir. Neo-Babil dönemine tarihlenen bir çizelgede  daha eski bir eserin  kopyası olduğunu gösteren bir yazıt bulunmaktadır. Harita, Bağdat’ın 30 kilometre güneybatısında bulunan Sippar’in bulunduğu yerde 1899 yılında ortaya çıkarılmıştır. Bu haritadan yüzyıllar sonrasında ise Yunanistan’da çok daha sofistike ve doğru haritalar ortaya çıkmıştır. Yapısı ise, kasıtlı olarak coğrafyanın, kozmoloji ve mitolojinin tutumcu bir karışımını yansıtıyor.

Harita, dünyayı sular ile çevrili bir daire olarak tasvir ediyor. Yedi efsanevi ada göklerin ötesine uzanır ve dünyayı göklere bağlamaktadır.Çivi yazısı kullanılan bir metin ise, bu adalarda yaşayan gizemli canavarları ve kahramanları açıklamaktadır. Yedi nokta, antik dünyanın yedi kentini temsil etmektedir. Sedd ise kışı temsil etmektedir. Tabletin arka yüzü, eşsiz okyanusta yaşayan efsanevi canavarları göstermektedir. Uzmanlar ise bunların takımyıldızı olduklarına inanıyorlar.

1. Hereford Mappa Mundi

hereford-haritasi

Hereford Mappa Mundi yüzyıllar boyu kilisenin altında gizli olarak kalmıştı. 1825 yılına uzanan, ortaçağın en büyük haritasıdır. Bu buzağı derisinden yapılmış olan yer altı haritası, din, tarih ve mitoloji gözlemleriyle doludur.Hıristiyan kökenli olduğu için, Kudüs dairesel haritanın ortasında durmaktadır. Arkaik bir tarzda, doğu, üste doğru uzatılmıştır. Haritada büyük miktarda su ve önemli yer işaretleri ile birlikte toplam 420 şehir ve yerleşim alanı bulunmaktadır.

Harita, efsanevi canavarlarla ve meraklı kültürlerle dolup taşan süslemelerle doğaüstü bir dünya içermektedir.Çalışma, gezintiler için değil, bilgi için özet olarak kullanılmak üzere hazırlanmıştır.Haritada egzotik hayvanlar ve bitkiler, İncille ilgili sahneler ve klasik mitlerin, 500’den fazla çizimi vardır. Mappa Mundi, Hereford’da bölgesel olarak yapılmışken, bir kopyası yakın zamanda bir uluslararası uzay istasyonuna getirilmiştir.
Çeviri: Gülnihal Kafadar

Kaynak: listverse

YORUMLAR

YORUMLAR

DISQUS: 0

HABER BÜLTENİ

15000onon