Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Eski Mısırın Kayıp Labirenti – Bölüm 1 –

0 32

‘’Aslında gördüğüm kelimelerin de ötesinde bir çalışma. Çünkü eğer herkes, Yunanlıların binalarını ve emeklerini bir araya getirip sergilese de, bu labirente göre daha az çabanın harcandığını ve masrafın olduğunu görür. Piramitler bile kelimelerin ötesinde ve her biri Yunanlıların çok ve güçlü eserlerine eşit olsa da labirent, piramitleri bile geride bırakıyor.’’

Bu sözler, hiyeroglif ve tablolarla dolup taşan 3000 odaya sahip olduğu söylenen devasa bir tapınağı anlatan, MÖ 5. yüzyılda (‘Histories’, Book, II, 148) yazılmış olan eski Yunan tarihçisi Herodot’a aittir. Efsanevi Minotaur’un yaşadığı, Girit Kralı Minos için Daedalus tarafından karmaşık koridorların tasarlanmasından sonra Yunanlılar tarafından, ‘Labirent’ olarak adlandırılmıştır. Ancak bugün sözde büyük tapınak kompleksinden geriye hiçbir şey kalmamıştı, en azından görünürde değildi. Muazzam labirent tarih sayfalarına gömülmüştü.

Herodot eski Mısır labirentini anlatan tek tarihçi değildi. Büyük tapınak kompleksi  Manetho Aegyptiaca (MÖ 3. yüzyıl), Diodorus Siculus (MÖ 1. yüzyıl), Strabo (MÖ 64-MS 19), Pliny (MS 23-79) ve Pomponius Mela (MS 43) da dahil olmak üzere birçok klasik yazar tarafından anlatılmış ve en az her ikisinden biri labirenti doğrudan gördüğünü iddia etmiştir.

ESKİ MISIR’IN KAYIP LABİRENTİ – BÖLÜM 2

Petrie tarafından yapılan bir çizime dayanan Labirent’in üç boyutlu bir modeli (1890)

Herodot, Mısır labirentini tanımlayan ilk kişiydi. İkinci kitabı olan ‘Tarih’te, Yunan yazar şu açıklamayı yapmıştır:

Kapıları birbirine bakan, kuzey tarafında altı, güneyde altı adet olmak üzere birbirine bağlı on iki mahkemesi vardır ve aynı duvar onları dıştan bütünüyle çevrelemektedir; orada iki tür oda bulunmaktadır; biri yerin altında, diğeri de sayıca üç bin ve her türü on beş bin olmak üzere bunların üzerindedir. Gördüğümüz üst odalar… Yalnızca var olduklarını duyduğumuz yer altı odaları… Bir mahkemeden diğer odalara, odalardan sütunlu salonlara, sütunlu salonlardan diğer odalara daha sonra da odalardan diğer mahkemelere geçtikçe, müthiş bir şekilde süslenmiş, sonsuz bir değer taşıyan geçitleri. Bunların tamamının üzerinde duvar gibi taştan yapılmış bir çatı bulunmakta; duvarlar üzerlerine oyulmuş figürler ile kaplı, her mahkeme birbirine en uyumlu şekilde monte edilmiş beyaz taş sütunlarıyla çevrilidir; ve labirentin sonunda, köşesinde, oyulmuş büyük figürlerin üzerinde kırkata piramidi bulunmakta ve bunun için toprak altına yapılmış bir yol vardır. İşte böyle bir labirent.

Herodot ve diğer eski tarihçiler tarafından sağlanan ayrıntılı açıklamalara dayanarak 17. yüzyıl bilgini Alman Cizviti Athanasius Kircher, ilk resimsel yeniden yapılandırmayı ortaya koymuştur. Çizimin ortasında, Herodot’un tarif ettiği on iki mahkeme ile çevrili bir labirent bulunur.

17. yüzyıl Alman bilim adamı Athanasius Kircher tarafından yapılan Mısır labirentinin diyagramı

Mısır tapınağının bir labirent olarak tanımlanıp tanımlanmadığı kolayca birisinin  içerisinde kaybolabileceği kadar büyük ve karmaşık olması veya kasıtlı olarak birinin kendi yolunu bulma zorunluluğunda bırakılması için tasarlanmış bir labirent olabileceği açısından kesin değildir. Tapınağı ziyaret ettiği iddia edilen Antik Yunanlı tarihçi Strabo’nun, coğrafya kitabı sayfa 17, 1, 3, 37 ve 47’de yazdıkları:

‘’…Orada yatan girişlerden önce gizli olduğu söylenen uzun ve çok sayıda olan, yolları birbirine bağlı odalardan hiç kimse bir rehber olmadan herhangi bir mahkemeye girip çıkamayacak.”

İlgili Yazılar
1 250

Roma coğrafyacı Pomponius Mela, (1. yüzyılda), ‘Chorographia’ Kitabı I, sayfa 9 ve 56’da tapınakları, “hem sürekli birbirine dolanmaları hem de yönlerini tersine çeviren portiklerinden dolayı büyük bir şaşkınlık oluşturan‘’, ‘’sayısız yollara’’ sahip olarak tanımlamaktadır. Roma Ordusu komutanı ve filozofu olan Yaşlı Pliny de (MS 23-79), Doğal Tarih kitabı, sayfa 36, 84-89’da, labirenti “sersemletici yol labirenti” olarak tanımlıyor; tapınağa giren kişilerin sadece karmaşık bir rampa, portik, oda ve merdiven dizisinden geçmek zorunda kaldıklarını değil, aynı zamanda “korkunç gök gürültüsünün sesi” ile de karşılaştılar ve karanlıkta odalardan geçmek zorunda kaldılar.

MÖ 5. yy ile MS 1. yy arasındaki altı yüzyıl boyunca yazılmış olan labirente ait farklı tanımlar arasında yüksek bir tutarlılık vardır. Örneğin hepsi tek bir taş levhadan yapılmış bir çatıyı tanımlıyor ve tüm açıklamalar muazzam güzellikleri üzerinde anlaşmış durumda. Yunan tarihçi Diodorus Siculus (MÖ 1. yüzyıl) en renkli tanımlamalardan birini yapmaktadır:

‘’Biri kutsal bir mahale girdiği zaman, her bir tarafına 40’ar sütunun düştüğü bir tapınak buldu ve bu bina, tek bir taştan yapılmış, panellerle oyulmuş ve zengin tablolarla süslenmiş bir çatıya sahipti.  İçerisinde kralların her birinin anavatanlarından anıtlar bulunmaktaydı ve yapılan tapınaklar ve fedakarlıkların yanı sıra hepsi en büyük güzellikteki tablolar üzerinde ustalıkla çalıştı.’’


Labirentin detaylı ve tutarlı açıklamaları onun eski çağda var olan bir yer olduğunu göstermektedir. Aslında, çoktan bulunmuş gibi görünüyor… Yakında bunun üzerine de konuşacağız.

Daha fazla bilgi için, Labyrinth of Egyptweb sitesini ziyaret edin veya son güncellemeler için Facebook sayfasına katılın.

İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ’NİN YIKIMIYLA BERABER NELER KAYBOLDU?

DAHA ÖNCE HİÇ GÖRMEDİĞİNİZ HALLERİYLE DÜNYANIN 10 HARİKASI

Çeviri: Gülnihal Kafadar

Referanslar:
Mataha Expedition Hawara 2008 – Labyrinthof  Egypt

GeophysicalStudies at Hawara–PDF’sini indirin

A Virtual Exploration of theLost Labyrinth – TheBartlettCentrefor Advanced Spatial Analysis (UniversityCollegeLondon)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.