‘Eski’ DNA’ya Sahip Bebek Somonlar Araştırmacıları Şaşırttı


Bu işte bir iş var.  Normalde kötü sağlık belirtisi olarak görülen kısa-zayıf telomerli yavru Atlantic somonunun, kendi nehrinden denize olan büyük göç yolculuğunda hayatta kalma ve tekrar geri dönme şansı daha yüksek.

Telomerler, kromozomların uçlarında kapak görevi görürler ve hücreler bölündükten sonra DNA’yı korurlar. Fakat telomerler her bir bölünmede kısalır ve en sonunda ise artık bir şey bölemez hale gelirler. İnsanlarda, kısalmış telomerler yetişkin kalp-damar hastalıkları ve kanserle ilişkilendirilir aynı zamanda tam anlamıyla hücre yaşlanmasına işaret eder.

İngiltere’nin Glasgow Üniversitesi’ndeki Darryl McLennan ve meslektaşları tabii ki buldukları sonucun şaşkınlığı içerisindeler. 2013 ilkbaharda, McLennan’ı ekibi, Kuzey İskoçya’daki Blackwater nehirinde denize göç etmeden hemen önce 1800’den fazla yavru somonu ya da smoltu inceledi. Ekip, ayrıca telomerleri ölçmek için her balıktan küçük bir yüzgeç doku örneği aldı.

2014-2015 sonbaharında, McLennan somonun yumurtlamak için nehre geri dönmesini umarken, ekip incelemede olan balıkları yakaladı ve telomer uzunluğunu ölçmek için bir yüzgeç doku örneği aldı. Orijinal somonlardan yalnızca 21 tanesi kaldı, hayatta kalanlar ise göç etmeye başladıkları zamandan daha kısa telomerlere sahip oldukları ihtimalini iyice arttırdı.

Kısa Ömürleri

‘’Bu projeye başladığımızda, kısa telomerleri olan yavru somonun kısalmış bir ömre sahip olduğunu düşünüyorduk ve tamamen tersi bir sonuçla karşılaştık.’’

Bu beklenmedik bir sonuç oldu fakat Birleşik Krallık Sheffield Üniversitesi’nden Terry Burke, bu analizin sonuç olarak çok az orijinal somon verilerine dayandığına dikkat çekiyor: Yalnızca %1’i yumurtlamak için geri döndü. Burke, kısa telomerlere sahip genç somonun daha uzun telomerleri olan akranlarından daha iyi performans gösterdiğini söylemeden önce bu çalışmanın tekrarlanmasını istiyor.

Fakat, Trondheim’da bulunan Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsünden Kjetil Hindar, düşük hayatta kalma oranına şaşırmıyor. Hindar, bunun bugünlerde Norveç’te gördüğü geri dönme oranıyla aynı olduğunu söylüyor. “Şu an denizdeki somon canlılığı otuz yıl öncekinden çok daha düşük” diyor. “80’li yıllarda iki katı balık geri dönmüştü.

Göçebe bir somonun hayatı kolay değil. Somon, dünyada en çok incelenen balık türlerinden biri ancak biz denizde somonlara ne olduğuyla ilgili nispeten çok az şey biliyoruz. Sonuç olarak, kıyı kuşlarından ve daha büyük deniz balıklarındaki yırtıcılık ve yüksek balık tutma oranları birleşince bu şimdiye kadar, çok azının doğduğu tatlı suya geri döndüğünü gösteriyor.

Şüpheli Telomerler

Burke, bu tür telomer çalışmasının balıklarla yapılmasından memnun çünkü çoğunlukla yaşam tarihini inceleyen çalışmalar insanlar ve kuşlarla yapılıyor. Fakat Burke, McLennan’ın ekibinin neden yaygın inanışa tamamen ters bir sonuca ulaştığını açıklamak için diğer nedenler olabileceğini de vurguladı. ‘’Bu balıkların hastalıktan değil çoğunlukla yumurtlama ya da denizde yakalanmadan dolayı öldüğünü gözlemliyoruz.’’

‘’Yani burada insanlar üzerinde olduğundan farklı bir seçenek söz konusu. Somonlar yaşlılıktan ölecek kadar uzun yaşamıyorlar.’’

McLennan’ın neden daha kısa telomerleri olan balıkların daha iyi oldukları hakkında kendine has fikirleri var. Somon, kendini hem sıkıntılı göç hem de bir tatlı sudan deniz ortamına geçiş zorluklarına hazırlamak için fizyolojik değişikliklerden geçmek zorunda kalıyor – örneğin, daha yüksek tuz seviyelerine ayak uydurmak için solungaçlarını değiştiriyor. McLennan, enerjisinin çoğunu kendini deniz hayatına hazırlamak için harcayan balıkların bunu telomer uzunluklarını korumak için yaptıklarını düşünüyor. Dahası, insanların aksine balıklar telomerlerini tamir edebilirler.

Araştırmanın nihai sonucu ne olursa olsun, McLennan somonların, yaşlanma ve hücresel sağlığı temsil eden telomerlerin rolünü daha iyi anlamamız gereken bir kanıt olduğunu düşünüyor. “Telomer dinamikleri evrensel değildir, ilgilendiğiniz türe odaklanmanız gerekir, çünkü telomerler baktığınız türe göre size farklı şeyler söyleyecektir.”

Çeviri: Özge Sertbaş

Kaynak: newscientist

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in