Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

En Bilinen Örnekleriyle 10 Roma Gladyatör Sınıfı

0 7

Gladyatör karşılaşmalarının hikayeleri, binlerce yıldır bizleri etkilemiştir. Kitaplardan, resimlere tutun film ve televizyon şovlarına kadar, kılıcı ve kalkanı ile hayatları için savaşan gladyatörler çoğu insanın ilgisini çekmiş ve onlara ilham kaynağı olmuştur. Ancak dövüşler daha popüler oldukça, kalabalık daha da fazlasını istiyordu. Gladyatör çarpışmaları çeşitlendi ve kılıç kalkan yetersiz kalmaya başladı. Burada, çeşitli silah ve diğer farklılıklar açısından alanlarında uzmanlaşan, on farklı savaşçı göreceğiz.

### Eğer Listemizi Merak Ederek Girdiyseniz “Spartaküs” Yazımızı Mutlaka Okumalısınız

10- Bestiari

Diğer gladyatörlerin aksine bestiarii, arenada insanlarla değil, hayvanlarla karşı karşıya gelirdi. Roma imparatorları ve senatörleri, Afrika ya da Asya’dan ithal edilen egzotik ve güçlü hayvanları (örneğin; aslan, kaplan, fil, ayı), zenginlikleriyle gösteriş yapmak için kullandılar ve halk için Kolezyum ve amfitiyatrolarda büyük gösteriler düzenlediler. Fil gibi bazı hayvanlar, kalabalığı daha önce hiç görmedikleri bu yaratıklarla şaşırtmak ve eğlendirmek amacıyla yakalanmıştı. Diğerleri ise avlamak ve avlanmak için oradaydı. Bestiarinin iki ana türü bulunmaktaydı: “damnatio ad bestias” (yaratık ile lanetlenmiş) ve “venatio” (avcı). Damnatiolar ölüm cezasına çarptırılıp, öbür hayata aşağılayıcı ve korkutucu bir yolla geçmesi için arenaya atılmış olanlardı. Gladyatör olarak görülmedikleri için – antik Roma’daki halkın en alt sınıfıydılar- ölümleri, kalabalığı eğlendirmek içindi ve tek bir yaratık, bir seferde binlercesini öldürebiliyordu. Venatio, performansının bir parçası olarak, kalabalık için hayvanları eğitir ve onları avlardı. Tarihçiler ve vakanüvisler tarafından kaydedilmiş, bilinen venatio sayısı çok azdır çünkü diğer gladyatörlere kıyasla, bu grup küçümseniyordu. 20’den fazla hayvanı, Circus Maximus’ta çıplak elleriyle öldürmüş olduğu söylenen Carpophorus, bunun en ünlü örneğidir. Ayrıca, o zamana yaraşır şekilde bu hayvanları, kurbanlarını öldürecek, avlayacak ve kurbanlara tecavüz edecek şekilde eğittiler. Bir kaç imparator bestiari olarak, hayvanları öldürmedeki yeteneklerini sergilediler ancak kalabalığı etkilemekten çok, bu durum onların popülerliğine zarar verdi. Nero hayvanlar ile Arena’da mücadele ederken, Commodus, yaralı ve hareket edemeyen hayvanlarla, güvenli, yüksek bir platformdan, senatoyu memnun etmekten çok tiksindirerek, “kahramanca” savaşmıştır.

9- Noksi

Noksiler, Roman toplumundaki alt sınıf insanların en alt tabakasını oluşturuyordu. Sivil halkın en aşağı sınıfındaki bu insanlar, Roma toplumu o kadar utanç verici olarak görülürlerdi ki insan olarak dahi sınıflandırılmazlardı. Bu tür insanlara Hristiyanlar, Yahudiler, orduyu terk edenler, katiller ve hainler (belirli herhangi bir sırası yoktur) dahildi. Bunlar gladyatör okulu için seçilmezlerdi ve arenada bulunmalarının tek amacı, suçlarının cezası olarak mümkün olan en kanlı şekilde ölmekti. Noksinin can verebileceği birkaç yöntem vardı. Bunlardan biri, hayvanlar tarafından parçalara ayrılacakları, hayvanlarla yapılan “bestiari” karşılaşmalarıydı. Diğerinde savaşçıların gözleri bağlanır ve sadistik bir körebe oyunu oynanırcasına, kalabalık tarafından savaşçılara talimatlar verilirdi. Bir başka yöntem de, adeta av olmaları için gerçek gladyatörlerin arasına atılmalarıydı. Çoğunlukla çıplak ya da sadece cinsel organı örten bir kumaş da giymeleri mümkün olabilen noksilerin, zırhı yoktu ve silah olarak da “gladius” isimli küçük kılıçlar ya da sopalar kullanıyorlardı. Romalılar noksileri öldürmekten zevk alıyorlardı. Bu öldürmele, sivil halka, kanun ve düzenin üstünlüğünü hatırlatma görevi görmekle birlikte, sosyal hiyerarşide bulunan yerlerini de bir kez daha gösterme işlevi görüyordu.

### Eğer Bu Yazımız İlginizi Çektiyse Alt Sınıflardan Gelerek İmparator Olanlar Yazımızı Mutlaka Okumalısınız

8- Retiarius

Hangisi daha iyi, hız ya da güç? Binlerce kesikle mi, yoksa tek hamleyle mi ölüm daha iyi? Roma zamanında, cevap kesinlikle daha fazla güç ve zırhın daha iyi olduğu yönündeydi. İşte bu yüzden, önceleri retiarius daha alçak türden bir gladyatör olarak görülüp, küçümsenirdi; çok küçük bir zırhı vardı ve çeviklik, hız ve kurnazlık kullanarak savaşması gerekiyordu. Ancak bunu telafi edecek şekilde, rakipleri kapana kıstıran ağları, saplamak ve hareket etmek için kullandıkları üç dişli mızrakları ve son olarak da, bazı durumlarda dört çatallı olan küçük bir hançerleri vardı. Retiarius, “kılıç ve kalkan” kullanan gladyatörlerden farklı bir kışlada eğitim görürdü ve çoğunlukla daha kötü koşullarda yaşardı. Diğerlerine göre feminen görülür, dalga geçilirlerdi. Hicivci ve şair olan Juvenal, bir gladyatör olup da kendisini küçük düşürmekle kalmayıp, retiarius olarak savaşarak toplumda daha da büyük utanca sebep olan ikinci sınıf aristokrat Gracchus’un hikayesini anlatmıştır. Buna rağmen, yüzyıllar içerisinde bir dereceye kadar önemleri arttı ve zırhlı secutorların, murmilloların ve scissoreların (iki bıçağı olan bir kılıcı kullanan gladyatör türü) farklı stillerini tamamlayarak, arenada devamlılık sağlamayı başardılar.

7- Secutor

Klasik atari oyunu Donkey Kong’u hatırlıyor musunuz? Eğer hatırlamıyorsanız, Donkey Kong’un her levelinde, karekter Mario korkunç Kong ile yüzleşmek için binanın katlarını en üst kata kadar tırmanmak zorundaydı. Şimdi Donkey Kong’un yerine retiariusu koyun. Mario da görevi retiariusu yakalayıp, alt etmek olan bir secutor olacaktır. Secutor ağır bir zırh kuşanırdı: büyük bir kalkanı, kılıcı ve iki küçük göz yeri hariç tüm yüzünü kaplayan yuvarlak bir miğferi vardı. Bu gladyatörler gittikçe popülerleşen retiariusa rakip olmaları için, adeta dövüş stillerinin karşılaşması olarak, geliştirildiler. Secutorla retiarius arasındaki tipik bir karşılaşma, güvenli ve uzak bir mesafede – bazı durumlarda suyun üzerinde yüksek bir platformun üzerinde – üst üste yığılmış, atılmaya hazır kayalarla bekleyen retiarius ile başlardı. Secutor ( Latince’de kovalayan anlamına geliyor) Retiariusa doğru ilerler ve onun ağına yakalanmamaya ya da kayaların kendisine isabet etmemesine çalışırdı. Ayrıca retiariusun, secutorı kendisinden oldukça uzakta tutmak için kullandığı tridentinden de sakınmalıydı. Secutor ağır zırhlı olma avantajına sahipti fakat zırhının ağırlığından ötürü kolayca yorulacaktı da. Bu da nefes kesici bir karşılaşmayla sonuçlanıyordu. İmparator Commodus oyunlarda secutor olarak savaştı ve karşılaşmayı kazanmasına hiç bir engel olmaması adına, tüm koşulları eksiksizce ayarladı. Bir başka ünlü secutor da, Galya bölgesine uygun şekilde giyinerek savaşan, Suriyeli savaşçı Flamma’ydı. Galibiyet/çekilme/mağlubiyet kayıtları 21-9-4 olacak şekilde 34 kez dövüştü. İlginçtir ki, dört kez özgür olma sunulmasına rağmen, her seferinde bu fırsatı tepmiştir.

6- Equite

Bazı benzerlikleri paylaşmalarına rağmen, equites gladyatörleri, aynı ismi taşıyan Roma süvarileriyle karıştırılmamalıdır. Roma süvarileri çoğunlukla, senatoda güvenli mevkilerde bulunan ve hatta imparator olabilen ikinci dereceden aristokratlardan oluşuyordu. Gladyatör olan equiteler, fazlasıyla beğenilen gösteri insanlarıydı. Ölüm ihtimali tek başına yeterli olmadığından, Kolezyum’daki müsabaka, genellikle kalabalığı canlandırmak için ortaya koydukları çeviklik ve hız gösterilerinden ötürü, equitelerin karşılaşmasıyla başlardı. At sırtında başlayarak, mızraklarıyla birbirlerine saldırırlardı ve sonrasında attan inerek küçük bir kılıç ve kalkan ile dövüşürlerdi. Çabukluklarını ve atletik yapılarını daha iyi kullanabilmeleri için hafif bir zırh kuşanırlardı.

İlgili Yazılar
1 216

5- Provokatör

Şu anda bildiğimize göre, çoğu karşılaşmada, farklı türden gladyatörler karşı karşıya gelmişlerdir. Öte yandan, bir provokatör ise yalnızca diğer bir provokatör ile dövüşebilirdi. Bunun sebebi, karşılaşmanın onlar adına belirlenmesi yerine, arenada dövüşmek için birbirlerine meydan okurlardı. Bu dövüşte katıksız bir rekabet vardı. Rakip gladyatör okulları arasındaki anlaşmazlığı gidermek ya da oldukça saygı gören bir rakibi alt ederek kendi statülerini yükseltmek için dövüşürlerdi. Eşitliği yansıtmak adına her biri, büyük dikdörtgen şeklinde kalkanlar, göğüs zırhı ve miğferleri olan lejyoner (Roma askeri) zırhını kuşanırdı. Ağır zırh giymeleri demek, çabucak yorulmaları ancak dövüş esnasında zarar görmelerinin de zor olması demekti.

4- Gladyatriks

Kadınların dövüş sporlarında yer almaları konusundaki tartışma aslında yeni değil (yeni bir mevzu değil). Binlerce yıl önce, Cassius Dio ve Juvenal gibi filozoflar ve senatörler, Kolezyum’da yapılan dövüşlerde kadınların yer almasının olumlu yanlarını tartıştılar. Gladyatriks çok küçük bir zırh kuşanır, göğsünü açık bırakır, ve çoğu zaman, cinsiyetini belli etmek için miğfer dahi kullanmazdı. Kısa bir kılıç ve muhtemelen bir de kalkanın kullanıldığı bu mücadelelere, çok nadir rastlanılır ve bunlar yenilik olarak görülürdü. Birbirleriyle dövüşmelerinin yanı sıra, kalabalığı iyice galyana getirmek amacıyla cücelerle dövüşerek, kalabalık üzerinde şok ve öfke etkisi yapıyorlardı. Korsesini bir kenara fırlatıp, onu basit kıyafetlerle değiştiren aristokrat kesiminin aşırı uç bir örneğinde de, bir çok gladyatris, alt tabakadan gelen ya da köle gladyatörlerin aksine, toplumun daha yüksek tabakalarından gelmekte olduğunu görüyoruz. Varlıkları öyle büyük skandala yol açtı ki, sonunda M.S. 200’de yasaklandılar.

### Eğer Bu İçerik İlginizi Çektiyse Antik Roma’nın Kadın Savaşçıları Yazımızı Mutlaka Okumalısınız

3- Gallus / Murmillo

Gallus (Galyalı), merkezi ve batı Avrupa’nın Galya kavminden gelen en eski gladyatörlerden biridir. Savaş esiri olarak alındıktan sonra savaşmaya başladılar. Ağır zırhlarının altında, uzun kılıçları, kalnak ve miğferleriyle bildiğimiz tipik gladyatör gibi görünürlerdi fakat geleneksel Galya tarzında giyinirlerdi. Diğer türdeki gladyatörlerden daha az çevik olan Gallus, rakiplerine saldırırken güçlerine ve kaba kuvvete güvenirlerdi. Çoğunlukla, rakip kavimlerden esir alınanlarla dövüşürlerdi. Galya ile Roma arasında barış olup da, kendisi Roma İmparatorluğu’nun bir parçası haline geldiğinde, sırf eğlence için müttefiklerini dövüşe zorlamak hoş görülmedi. Böylece murmillo isimli başka bir tür gladyatöre dönüştüler. Devamında yine ağır kılıç ve kalkan kullanan murmillo, bu sefer bir Roma askerine benzer giyiniyordu ve diğer murmillolarla, rakip kışlalardaki gladyatörlerle ve ağ atan Retiari ile dövüşüyordu. İlk dövüşünde Nero’nun kendi ordusudan bir gladyatör olan Hilarus’u (galibiyet/ mağlubiyet kayıtları sırasıyla 12/2’dir) alt etmeyi başaran Marcus Attilius, ünlü murmillolar arasındadır. Attilius bu başarısının devamını 13-0 Lucius Felix üzerinde kazandığı galibiyet ile getirmiştir. Bir çaylağa göre hiç de fena değil.

2- Samnite

Samniteler eskiden beri olan gladyatörlerden bir diğeridir ve Gallus’la pek çok benzer yön paylaşır. Onlar da aslen savaş esirleriydi ancak güney İtalya’nın Samnium bölgesinden gelmişlerdi. Romalılar Samnitler üzerinde egemenliklerini ilan ettiklerinde, onları alaylı bir anlatımla törensel savaşlar sahnelemeye zorladılar. Çok beğenildiğinden, sonunda bu törensel savaşlar Samnitlerin geniş dikdörtgen şeklinde kalkan, kılıç ve kendi geleneksel askeri kıyafetini kuşandığı gladyatör karşılaşmalarına evrildi. Roma ile anlaşmazlık içerisinde olan kavimlerden esir alınmış diğer askerlerle savaştılar. Kendilerine has askeri tarzlarıyla dövüşmeye zorlanan bu askerler sayesinde, Roma rakip klanların savaşını görmek gibi eşşiz bir imkana sahip oluyordu. Son olarak da, Roma’nın diğer kavimler üzerindeki zaferini betimlemek amacıyla, Romalı lejyonerler gibi giyinmiş rakiplerle savaşıyorlardı (bu karşılaşmalarda olması gerektiği üzere Roma kazanıyordu, diğer türlü utanç verici bir tablo ortaya çıkardı). Samnium bir vilayet olarak Roma’ya katıldıktan sonra ayrı bir kategori olarak dövüşlere katılmadılar. Bunun yerine benzer silah ve kıyafetleri olan hoplomanchus ya da murmillo gladyatörlerine dönüştüler.

1- Thracian (Trakyalı)

En popüler ve sevilen gladyatör Spataküs’tür (Russell Crowe’u bunun dışında tutabiliriz). Spartaküs, güneydoğu Avrupa’daki Trakya kavminden bir savaş esiriydi. Onu bir gladyatör olarak eğitmiş ve dövüşmeye zorlamış, onu köle eden insanlara karşı isyan başlattı. Köle yandaşlarına liderlik etti ve Romalılarla yaptıkları savaşlar süresince 70.000’den fazla isyancıdan oluşan bir ordu toparladı. Sonunda yenilgiye uğradı ancak efsanesi bugün hala yaşamaktadır. Yuvarlak bir kalkan, kıvrık kılıç ve üzerinde griffin* sembolü olan geniş bir miğfer kullanan Trakyalılar muhtemelen eski gladyatörlerden en popüleri ve en yaygın olanıydı. Çoğunlukla Galyalı ve Samnitlerle dövüşürlerdi. Aynı bizim spor takımlarını desteklediğimiz gibi, imparatorların ve senatörlerin de kendi favori gladyatör türleri vardı. Örneğin; Caligula Trakyalıları destekliyordu ve onun tuttuğu Trakyalı savaşçıyı yenen bir başka gladyatörü, sırf bu yüzden öldürmüştür. Caligula, Kolezyumda savaştığında, dövüş eğitimini Trakyalı olarak yapmıştı ve bu durum Trakyalıları kayırmak gibi kararlara yol açabilmiştir. Diğer bir imparator Domitian ise, Trakyalılara karşı öyle bir nefret duyuyordu ki, bir keresinde seyircilerden birini köpeklere atmıştır. Seyircinin suçu ise bir Trakyalının dövüşü kazanabileceğini öne sürmüş olmasıydı.

griffin*: Genellikle aslan vücutlu, kartal kanatlı ve kafalı mitolojik yaratıktır.

Çeviren: Suay Mülayim

Kaynak: Listverse

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.