Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Çene Mekaniği Çalışmaları Eski Tetrapod Beslenme Alışkanlıklarını Ortaya Çıkardı

0 4

Bilinen en eski omurgalılardan birinin çene yapısını inceleyen bir çalışma türlerin o dönemde halen karada değil de deniz altında beslendiğini ortaya çıkardı.

Lincoln Üniversitesi (İngiltere), Zürih Üniversitesi (İsviçre), Cambridge Üniversitesi ve Bristol Üniversitesi bilim adamları, en eski ve en ilkel tetrapodlardan biri olan Acanthostega’nın beslenme mekanizmasını anlayabilmek için çığır açacak nitelikte yeni bir yöntem geliştirdi.

Tetrapodlar – dört bacaklı omurgalılar- balıklarda evrimleşmiştir ve bugün var olan amfibi hayvanlar, sürüngenler, kuşlar ve memelilerin de içinde bulunduğu bir türdür.

Acanthostega, bilinen en eski tetrapodlardan biri olarak kabul edilir ve göz alıcı yeni numuneleri 1987’de Grönland’da keşfedildiğinden beri tetrapodların kökeni hakkında yapılan tartışmalarda kilit rol oynamaktadır. Kökeni yaklaşık olarak 360 milyon yıl önceye (Devoniyen döneminin sonlarına) dayanan Acanthostega, neredeyse mükemmel bir balık-tetrapod araözdeği olarak kabul edilmektedir.

Bu çalışmada İngiliz ve İsviçreli bilimadamları tetrapodların ortaya çıkışına ilişkin anatomik, işlevsel ve ekolojik değişimleri araştırmak için bir dizi farklı bilim dalından yararlanarak geliştirilmiş bir dizi istatistiksel yöntem kullandılar. Bilimadamları Acanthosega, diğer eski tetrapodlar ve tetrapodumsu balıkların alt çene yapısını ve mekanizmasını incelediler. Bu incelemeler Acanthostega’nın çene yapısının su altında beslenmeye daha eğilimli olduğunu ortaya çıkardı. Tüm bunlar bu tetrapod türünün temelde sucul bir yaşam tarzı benimsediğini göstermektedir.

İlgili Yazılar
1 252

Lincoln Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesinden Dr Marcello Ruta ”Balık tetrapodların kökeni, temel evrimsel dönüşümün görüntüsel bir örneğidir. Acanthostega fosili balık-tetrapod dönüşümünü algılayışımızda eşsiz bir rol oynamaya devam etmektedir.” dedi.

Dr Ruta sözlerine ”Acanthostega, el ve ayak parmakları gibi tartışmasız tetrapod özellikleri sayılan özelliklere sahip olmasına rağmen, birçok ilkel ve balıksı özellik de taşımaktadır. Geniş burnu sualtı beslenme alışkanlığı olan vakumlu beslenme için uygun gibi görünmektedir, fakat karmaşık çene eklemleri karada yaşayan omurgalılarınkine benzemektedir ve  bu çene yapısı kara ortamlarında av yakalamaya yardımcı olacak şekilde doğrudan avını ısırabilmesinin sağlamaktadır. Bu paradox araştırmamızın başlangıç noktasıdır.” diye devam etti.

Bilimadamları ekibi Acanthostega’nın çenesinin tetrapodlarınkine mi yoksa balıklarınkine mi daha çok benzediğini değerlendirebilmek için çene yapısı çeşitlerinin örneklerini inceledi. Ardından ısırma hareketini benzetimlemek için gelişmiş mühendislik yöntemlerinden yararlandılar.

Dr Ruta ” Acanthostega’nın alt çene yapısının anatomik ve işlevsel açıdan bazı eski balık türlerinin ve günümüz balık-tetrapod araözdeklerinin çene yapısına benzer olduğu söylenebilir. Sahip olduğu kalkık ön ekstremite ve  geriye doğru kıvrık ön dişler (yılan dişi), kapma hareketine yönelik bir adaptasyon gibi görnüyor. Tüm bu gözlemler, bu tip çene yapısına sahip olan bir türün, tümüyle olmasa bile ağırlıklı olarak su altında beslenme alışkanlığı iddiasını destekleyen biçimde, hızlı avların yakalanması için çenesini hızla kapayabilme yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir.” dedi.

Bu çalışma Proceedings of the Royal Society B. dergisinde de yer almıştır.

Haber: İlknur Akıncı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.