Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

Castelinho de Rua Apa : Brezilya’nın Trajedik Şatosu  

0 0

2015 yılında şatoyu orijinal görkemli haline çevirmek için çalışmalar başladı. Bu ev aslında Ortaçağ Fransız şatolarını andırıyor, fakat uzun yıllar süren ihmaller sonucunda harabeye dönmüş durumda. Mimari açıdan güzelliğine rağmen, dehşet verici geçmişinden çok az insan haberdar.

1933 yılında görünümü

 Mutlu zamanlarında “dos Reis” ailesi

1900’lerin başlarında, Sao Paolo Brezilya’da gelecek vaat eden bir şehirdi. Çoğu insan kendine kahve, kakao ve şeker endüstrisinde servet oluşturarak bu şehre yerleşmek için akın ederdi. Bu yeni gelen zengin kesim Apa Caddesi olarak da bilinen seçkin bir bölgeye yerleşti. Dr. Virgilio Cesar dos Reis her ne kadar servetini geleneksel olmayan bir şekilde ‘sinemadan’ kazandıysa da yine de şehrin bu zengin ve görkemli kısmında yaşayan Brezilyalılara katılmak istemişti. Sinema o zamanlar için yeni bir kavramdı ama dos Reis onun gelecekte popüler bir alan olacağına  inanıyordu. Sonuç olarak da, Apa Caddesi’ndeki ihtişam dolu bu sınıfa şehirdeki en iddialı konaklardan birini yaptırarak dahil oldu.

Sinemadan kazandığı serveti ile, eşi ve iki oğlu Alvaro ve Armando için harika bir ev inşa ettirdi. Kendisi Fransız mimarisinin büyük bir hayranıydı ve bu da ev için ilham kaynakları oldu. 1912’de evi yapmaları için doğrudan Fransız mimarlarla anlaştı ve 5 yıl içerisinde de Sao Paolo’daki en büyüleyici evlerden birinin sahibi oldu.

Evin yapısı, Dr. dos Reis’in sineması gibi etkileyiciydi. Hayallerindeki bu ev için hiçbir masraftan kaçınmadı. Dışarısında dairesel küreler olan, içerisi ise Hindistan’dan getirilmiş mermerlerle kaplı olan bu bina eski ve yeni mimarinin güzel bir kombinasyonuydu. Mobilya ve halılar da dünyanın en iyilerindendi. Aile daha mutlu olamazdı, mükemmel evlerinde ideal bir aile hayatı sürüyorlardı. En azından dışarıdan öyle görünüyordu.

### Dünyadaki En Ünlü ve Heybetli İsa Heykellerini Bu Listemizde Bulabilirsiniz

Aile üyeleri

 Gerçek bir Brezilya trajedisi

Bu mutlu aileyi etkileyen trajediyle hiçbir Yunan draması karşılaştırılamazdı. Kimse bilmiyordu ama dos Reis ailesinin iki oğlu arasında dinmeyen bir gerginlik vardı. Alvaro profesyonel buz patencisi olarak başarı yakalamıştı ve ailedeki popüler çocuk olma yolunda ilerliyordu. Genç olan Armando ise abisi kadar dışa dönük değildi ve ilgi odağı olmaktan kaçınmak kendi tercihiydi. Karakterlerindeki bu büyük farklılık aralarında yılladır süregelen gerginliğin kaynağı olabilirdi. Aralarındaki bu çatlak 1937’de ise tamamen büyüdü.

Mart ayında Dr.dos Reis aniden hayatını kaybetti. Ölmesi durumunda aile işlerine ne olacağı ile ilgili hiçbir talimat da yoktu ortada. Bu, iki kardeş arasında iplerin gerilmesi için son damla oldu. Alvaro, buz pateni aşığıydı ve sinemayı bir buz pateni pistine çevirmek istiyordu. Daha pratik ve geleneksel düşünen Armando ise sinemanın aile işletmesi olarak kalması gerektiğini savunuyordu. Sonuçta sahip oldukları tüm serveti ona borçluydular.

İlgili Yazılar
1 9

Anneleri Maria da Armando’dan yana taraf oldu ve bu durum Alvaro’yu iyice sinirlendirdi. Bu ateşli ve acı dolu gerilim babalarının ölümünden iki ay sonraya denk gelen 12 Mayıs günü, tüm ailenin işle ilgili ne yapılacağı konusunda tartışırken trajik bir sona tanık olmasına kadar devam etti. Evin hizmetçisi, Elza Lengfelder, kargaşayı duyduğunda evin bir diğer bölümündeydi. Güvenlik görevlisini çağırmak için gitti ve döndüklerinde yerde üçünün de cesetleriyle karşılaştılar,

Onarım öncesi görünümü

Katilin intihar ettiği bir cinayet mi yoksa katil başka birisi mi?

Bugüne kadar olayın katilin intihar ettiği bir cinayet vakası olup olmadığına dair hiçbir kesin cevap yoktu. Bunun sebebi ise soruşturmanın ölümlerin basın tarafından magazinsel konu haline gelmesinden sonra yapılmasıydı. Hakimlere göre ateş eden Armando’ydu çünkü elinde barut izleri vardı. Önce diğerlerini sonra da kendisini öldürdüğünü düşündüler. Armando’nun katil olduğunu düşünseler de olay yerini inceleyen ekip cesetlerin pozisyonlarının sonradan değiştiğini gördüler ve o an orada daha önce tespit edilmemiş bir başkasının daha olabileceğinden şüphelenmeye başladılar. Bir başka ipucu ise kurbanlardan çıkan mermilerin uyuşmamasıydı. Soruşturmadaki bu apaçık hatalara rağmen dava kapandı ve katilin intihar ettiği bir cinayet vakası olduğu söylendi.

Modern zamanlarda Castelinho de Rua Apa

 Cinayetlerden sonra, bina belediyeye devredildi. 2015’te restorasyon başlayana kadar da seksen yıl boyunca terk edilmiş durumdaydı. Bu küçük şato çöplük ve uyuşturucu kullananların evine dönmüştü. Ancak, Maria Eulina adında bir kadının evle ilgili başka planları vardı. Kendisi 80’ler boyunca evsizdi ve sık sık bu büyüleyici harabeyi izlerdi. 90’larda hayatını yoluna koyduğunda, yaptığı ilk şeylerden birisi evin tarihi bir mekan olarak kabulunu sağlatmaktı. Kararı beklerken, evin bir kısmını bir zamanlar kendisi gibi uyuşturucu bağımlılığı,evsizlik ve diğer sosyal sorunlardan muzdarip kadınların hayatını tekrar düzene sokabileceği bir Anneler Kulübü olarak kullanmaya karar verdi. Kararın onaylanması neredeyse on sene sürdü, ancak sonunda 2004 senesinde bu terk edilmiş şato ile ilgili hayallerini gerçekleştirebildi. Tarihi bir mekan olarak kabul edildikten sonra, şehir halkı da binayı restore ettirebilmek için para toplama kampanyaları organize etti. Restorasyonu 2017’de biten “Küçük Şato” şimdilerde evsizler ve madde bağımlılarına el uzatan bir sosyal yardım işletmesi olarak hayat buluyor.

### Bilim Adamları, Amerika’ya Sürgün Edilmiş Afrikalılar’ın Genom Haritasını Çıkarıyor

### Dünyanın En Havalı 10 Papağanı

### Kafatasının Şeklini Değiştirmek… “Peki Neden?”

Çeviri: Sinem Özeroğlu

Kaynak: ancient-origins “Castelinho da Rua Apa: The Brazil’s Little Castle of Horror

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.