Arkeoloji ve Gezi Kültürü Dergisi

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 2

0 92

ANTİKÇAĞ’IN VE ANTİKÇAĞ BİLİMLERİNİN TÜRKİYE İÇİN TAŞIDIĞI ANLAM VE ÖNEM

Hellence’nin Anadolu’da halk diline dönüşmesi olgusunu, Roma İmparatorluğu’nun resmî dili olan Latince gibi tüm Batı dillerini etkilemiş ve biçimlendirmiş güçlü bir dil bile durduramamıştır. Bu gerçeği göz önünde tutarsak, 1000 yılı aşkın bir sürelik bir Hellen dili egemenliğinden sonra ilk kez Türkçe’nin son 1000 yıl içinde yazı ve konuşma dili olarak Anadolu’da Hellence’nin yerini almış olmasının tarihî anlam ve önemi daha iyi anlaşılır. Ne var ki, Türkçe’yi bilmek Anadolu’nun son 1000 yıllık tarihi açısından ne kadar önemli ve kaçınılmaz ise, Hellence’yi bilmek de, Anadolu’nun Eskiçağ Tarihi’ni, toplumsal ve dinsel yapısının köklerini, arkeolojisini, sanatını tanımak, yorumlamak ve özümsemek bakımından o derecede önem taşımaktadır.

İlgili Yazılar
1 252

Diğer taraftan şu gerçeği de göz önünde tutmak gerekir: Roma İmparatorluğu Devri’nde Küçükasya’da etnik kökene dayalı çok sayıda devletçik vardı; bunlar, Romalılar tarafından büyük bir dünya devletinin eyaletlerine dönüştürülerek yönetilmiş; bu durum Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde de fazla bir değişikliğe uğramamıştır. Sadece Anadolu’nun tümünü kapsayan ulusal ilk politik birlik 20. Yüzyılda Atatürk gibi deha sahibi bir devlet adamı tarafından gerçekleştirilebilmiştir. Bunun tarihî değer ve anlamını Türk toplumu olarak bilimsel temellere oturtarak çok iyi bilmek ve tarihî yapımızı yeterince bilmeyen ya da onu göreceli yorumlardan tanıyan toplumlara bunu tutarlı, objektif bir dille anlatmak zorundayız.

Ne var ki, ilkin, hâlâ sarsıntı geçirmeye yatkın görünen bu politik birliğin, Türk toplumunun düşünüş biçimine de yansıtılması, yani ortak tarih bilincinden kaynaklanan “homojen bir zihinsel değerler sistemi“nin kurulması, kısaca toplumun ve devletin Hatti’den Roma’ya, Roma’dan Osmanlı’ya kadar olan ülke tarihi ile özdeşleştirilmesi gerekmektedir. Ancak bu sağlandığı takdirde mevcut politik birliğe (Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne) kendi içinde uyumlu bir yapı, yani özgün kültürel kimlik ve birlik kazandırılması mümkün olacağı gibi, dünya ile bütünleşme sürecinde bulunan bugünkü Türkiye’nin, yalnızca ekonomi alanında değil, Batı’nın düşünce temelinde yatan ve önemli bir bölümü Anadolu kökenli olan kültürel değerler sisteminde de önemli bir ortak paydaya ulaşılmış olacaktır.

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – BÖLÜM 1

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – BÖLÜM 3

Prof. Dr. Bülent İPLİKÇİOĞLU

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.