Antik Roma’da Temizlik ve Hijyen: Kanalizasyonlar ve Tuvaletler


ostia latrina
2.yy umumi tuvaletlerinden kalıntılar. (Ostia)

Geçtiğimiz Roma kanalizasyonlarında dehşet bir gün geçirdim– “Tuvaletler kraliçesi”ünvanını elde edecek kadar…

Etrüskler M.Ö. 500 yılları arasında yer altı kanalizasyonlarını oluşturdular. Şehrin altındaki bu mağaramsı tüneller ince oyulmuş taşlar ile inşa edildiler. Tabii ki sonradan şehri devralan Romalılar bunları kullanmaktan mutluluk duydular. Ve sonra, bu gibi yapılar Roma dünyası boyunca tüm şehirlere bir model konumuna geldi.

Antik Roma, Pompeii, Herculaneum ve Ostia’daki yaşama şöyle bir bakacak olursak, bu yer altındaki şaheser denebilecek yapıları dizayn eden mühendislerden ve fonksiyonel amaçlarını gizleyen mimarlardan etkilendiğimi söyleyebilirim.

Elbette ki kanalizasyonlar her sokağın altından geçmiyordu ya da her alana hizmet etmemekteydi. Fakat Roma’yı da içine alabileceğimiz bazı şehirlerde, ana ve en büyük kanalizasyon sistemi Cloaca Maxima’nın uzunluğu günümüz şehirlerindeki kanalizasyonlarla çekişir halde olduğu gerçeğini saklayamayız. Lakin şu bir gerçek ki Roma tuvalet ve kanalizasyon sistemleri günümüz akılcıl çözümleriyle oluşturulmadılar. Kanalizasyonsuz bir şehirde, Roma şehir sokakları gübreden, çürümüş sebze, kirli su, çöp, dışkı, hayvan derilerinden muzdarip olacaktı.

Biz çağdaş insanlar ise aynı şekilde, kanalizasyon sisteminin sokaklardaki atıkların ortadan kaldırılması görevini üstlendiğini düşünmekteyiz. Ve tabii ki tuvaletdeki insan atıklarını unutmamak gerekir.

Roma İtalyası’ndaki Temizlik Arkeolojisi  adlı yeni kitabım için yapmış olduğum kentsel altyapı araştırmalarım bana Romalıların da bu düşünceyi benimseyip benimsemedikleri sorusunu aklıma getirdi. Arkeolojik bulgular gösteriyor ki  Romalıların  çok iyi planlanmış şaşırtıcı kanalizasyon sistemi , kirli atıkların ortadan kaldırılmasından çok durgun su drenajı kontrolü için iş görüyordu. Tabii ki de Banyo mahremiyetleri ve temizlik  anlayışları günümüz anlayışından oldukça farklıydı.

 

Kanalizasyonların atıktan çok, suyla dolup taşması

Romadaki The Cloaca Maxima şehrin strelizasyonu için ana plan değildi. Amacı, şehrin düzensiz sokaklarında toplanan suyun ortadan yok edilmesi ve Tibet Nehri taştığında alçak kesimlerden suyun akıtılmasıydı. Ana amacı drenaj olup, Tibet’in su kemerinden önce şehrin ana içme su ihtiyacını karşılamaktaydı. Roma kanalizasyonları kirli suyun, temizliği, ekonomik büyümeyi, kentsel gelişimi hatta ve hatta  endüstriyi engellediği yerlerden kirli suyu uzaklaştırıyordu.
Mount Vesuvius’ volkanik patlaması sonucu piroklastik akış tarafından yanan Herculaneum ve Pompeii’deki kanalizasyonlar üzerindeki çalışmalarım da bana aynı kanıyı işaret ediyordu.

Herculaneum’daki bir sokağın altında bulunan bir kanalizasyonda, Kazı çalışmasını yürüten yetkililer eski, sertleşmiş çamurdan, yaklaşık 135  santim uzunluğunda bir tortu buldular. Hiçbir su kütlesi ne kadar hızlı akarsa aksın bu tortuyu ortadan kaldıramazdı. Roma kanalizasyonların zaman zaman manuel temizliklere ihtiyacı vardı. Bu temizlik görevleri şehir köleleri veya tutuklu insanlar tarafından üstlenilmişti.

Cloaca Maxima, kanalizasyon tüneli
Cloaca Maxima, kanalizasyon tüneli

 

Onlarca tuvalet, sadece birkaç kanalizasyon şebekesi

Halka açık ve özel tuvaletler Pompeii şehri boyunca bulunabilmekteydi. Fakat şehrin kanalizasyon altyapısına rağmen, hiçbir tuvaletin kanalizasyon bağlantısı bulunmamaktaydı. Aynı şeyleri Antik Herculaneum için de söyleyebiliriz.

Aslında, hemen hemen şehirdeki her özel ev, Ostia’daki çoğu apartman Kanalizasyon şebekesine bağlı olmayan tuvaletlere sahipti.

Ve bu fosseptik sistemli tuvaletler sıklıkla mutfakta, yemeğin hazırlandığı yerde(!) konumlandırılmaktaydı. Güzel bir yahniden çıkan hoş koku yakınlardaki tuvaletten gelen pis kokuyla harmanlanacaktı. Toplanan atık ya çiftçilere gübre olarak satılır ya da ev bahçelerinde kullanılırdı.

M.S 211 ve 222 yılları arasında yazılan Ulpian’ın Derlemesi’ne göre kanalizasyon şebekesine bağlantılı olma kesinlikle yasal ve hukuki idi. O zaman neden mülk sahipleri bu sistemden uzak durdular?

Bunun bir sebebi Roma kanalizasyonlarının girişinde herhangi bir tuzak ya da kapan bulunmamasıydı.

Çünkü açık olan kanalizasyon borusundan neyin tırmanıp istemeden eve girebileceği, ne çıkacağı hakkında en ufak bir fikri bile olmayacaktı.

Ayrıca milattan sonra, ilk birkaç yüzyılın başında evi kanalizasyona bağlamanın tehlikesini gözler önüne seren bir hikaye de mevcut.

Yazar Aelian’ın anlattığına göre; Puteoli şehrindeki İberyalı bir zengin tüccar kanalizasyon hattına bağlı bir tuvalete sahip. Dev bir ahtapot denizden kanalizasyona giriyor  ve  içi tıka basa dolu depodaki balıkları yemek üzere tuvalet deliğinden eve sızıyor.

Antik roma pis kokusuna ek olarak şunu ekleyebilirim ki, antik dönem su tesistatçılığına yaptığım inceleme doğrultusunda ulaştığım sonuca göre ; evlerin üst katlarında bulunan coğu yağmur borusu hem duvar içi hem duvarın dışında ciddi sızıntıya uğruyordu. Bu terakota renkli boruların ekleme elemanları zamanla gevşiyor ve sızıntılar, kötü kokuya sebep veriyordu.

Toplamda 15, Pompeii ve Herculaneum’da üst katlı tuvaleti inceleme fırsatı buldum. Bazı durumlarda,idrar ve dışkı üzerine yapılan bilimsel deney aracığıyla, dışkıların boruya ait , ve insan dışkıları olduğuna dair kanıt elde ettim.

Pompeii’deki halka açık ve özel tuvaletlerin yerlerini gösteren harita
Pompeii’deki halka açık ve özel tuvaletlerin yerlerini gösteren harita

 

Umumi tuvaletler ve oluşturduğu tehditler

Halka açık olan  ve daima ana kanalizasyon şebekesine bağlı olan tuvaletler bile kullanıcılarına tehdit oluşturuyordu. Temiz beyaz mermerlere ve yeniden inşa edilmiş yapıların ihtişamına kapılıp aldanmayın. Antik Roma umumi tuvaletleri kapkara, soğuk ve kirliydi. Ve çoğunlukla küçük bir alanda konumlandırılmıştı bu tuvaletler.

Döner kapılı, Ostia’da bulunan bir halka açık tuvalet temizlenmek için çeşmeye sahip olup, aynı anda yirmiden fazla ziyaretçiyi ağırlayabiliyordu. Romalıların bu umumi tuvaletleri kullanmak için ödeme yapıp yapmadıklarına ilişkin herhangi bir bulguya rastlayamadım. Aynı zamanda köleler haricinde temizlik ve tuvaleti denetleme görevini kimin üstlendiğini bilememekteyiz.

Çağdaş bir gözle bakınca, neredeyse hiçbir mahremiyetin bulunmadığını söyleyebiliriz bu tesislerde.

Fakat şunu akılda tutmalıyız ki Romalılar o dönemlerde ceket veya cübbe tarzı giysiler giymekteydi ki bu da günümüz insanının pantolonu indirdiğindeki rahatlığını, bu giysilerle onların da yaşayabildiğinin bir göstergesi. Tabii, Roma tuvalet kağıtları da ayrı bir kıyaslama konusu. Ucuna çubuk takılmış sünger o zamanların “temizleme süngeriydi.

Daha da kötüsü dönemin tuvaletleri, klozet kapağı diyebileceğimiz yerde meydana gelebilecek patlamalarıyla ve dolayısıyla insanları korkutmasıyla nam salmış durumdaydı. Kulağa garip gelebilecek bir durum fakat bu, hidrojen sülfür gazının patlaması sonucu meydana geliyordu. Tuvaleti kullanan insanlar aynı zamanda, küçük haşere ve farelerden de muzdarip olma korkusuna kapılmışlardı. Öte yandan, Romalıların kara deliklerde yaşam sürdüğüne inandıkları şeytan tehdidi algısı da vardı.

Bahsettiğim iblisler konusunda eski dönem Roma yazarlarından biri etkileyici bir hikâye anlatıyor.

Zamanında, Dexianos adında biri gecenin bir yarısında evinde oturmaktaymış. Ta ki Dexaianos, şeytani, deli bir iblisi karşısında görene dek… Eli ayağına dolanmış, kan ter içinde kalmış ve korkudan titriyormuş…

İşte bu tür hurafeler, özel tuvaletlerin kanalizasyon şebekesine neden bağlanmadıklarının diğer bir sebebini gösteriyor.

Ressamın, yemek yapılan bölgenin hemen yanındaki tuvalet ile birlikte  tipik Roma mutfağı çalışması
Ressamın, yemek yapılan bölgenin hemen yanındaki tuvalet ile birlikte tipik Roma mutfağı çalışması

 

Bu tür halka açık tuvaletlere gitmek kesinlikle tehlikeliydi.
Elbetteki, Tanrıça Fortuna’yı “koruyucu melek” sıfatıyla tuvalet duvarlarında görmek bizleri şaşırtmadı. Doğrusu dini sembolleri tuvaletlerimizde kullanmayı pek yeğlemeyiz  fakat Antik Roma dünyasında sıklıkla bu tür şeylerden bahsedebiliyoruz.

Antik Roma temizlik uygulamaları hakkındaki bulgulara baktığımızda,hem yazılı hem arkeolojik,perspektiflerinin bizimkilerinden oldukça farklı olduğu sonucuna kesinlikle varabiliriz.
Roma sokaklarındaki, açık alanlardaki,evlerdeki yaşam hakkında kayda değer bilgiler edinmemiz bize kesinlikle şunu gösteriyor ki; Romalılar,günümüzdeki “temizlik” anlayışı içinde karşılaştığımız sorunlar için benimsediğimiz gelişme evrelerinin henüz başında.

Herculaneum, Casa del Gran Portale’deki merdiven altındaki tuvalet.
Herculaneum, Casa del Gran Portale’deki merdiven altındaki tuvalet.
Herculaneum evlerinin duvar içindeki borularındaki bozuk bağlantılar pis kokuya sebep oluyordu
Herculaneum evlerinin duvar içindeki borularındaki bozuk bağlantılar pis kokuya sebep oluyordu

 

Çeviri: Cihan Ünlü

Düzenleme: Tolga Candur

Kaynak: phys

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in