Antik Döneme Ait 10 Esrarengiz Dövme


Dövmeler, vücut sanatlarının en eskilerinden biridir. Ancak dövmeler deri üzerine işlendiği ve çok çabuk bozuldukları için eski çağlardan yalnızca nadide birkaç örnek günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kalıcı desenler, binlerce yıl boyunca sosyal sınıf statüsü, dini sembol ve kozmetik alanının geliştirilmesinde kullanılmışlardır.

10. Hathor Rahibesi

hathor

Arkeologlar, Medine’nin Antik Nil köyünde araştırmalar yaparken üzerinde karmaşık desenlerin olduğu mumyaları keşfettiler. Mumya, daha önce Krallar Vadisi’ni inşa etmiş işçilerin kaldığı bir bölgeden geliyordu. Gelişmiş teknoloji ile mumyanın sırtı, boynu ve omzunda birbirinden bağımsız 30 mürekkep deseni saptanılmıştır. Bunlar ise, gözler, yılanlar, lotus çiçekleri ve ineklerdi. Bu desenlerin çoğu tanrıça Hathor, asıl adı Rahibe Hathor, ile bağdaştırılıyor.

Rahibe Hathor’un dövmeleri, Mısır’ın en eski sembolik şekilleridir. Daha önce, Mısır’daki vücut çizimleri Nubia stilinde, soyut geometrik şekiller haline getirilen nokta ve çizgiler, yapılıyordu. Fakat Hathor’un dövmeleri farklı; yeterince açık ve gerçek dünyaya ait nesnelerin kolayca tasvir edilebilecekleri şekilde tasarlanıp çizilmişler. Vücudundaki ilahi duruşların dini aktiviteleri temsil ettiği düşünülüyor.

 

9. Filipino Ateş Mumyaları

filipino-ates-mumyalari

Kabayan, Filipinler yakınlarındaki bir mağarada bulunmuş mumyalar ateş ile korunmuşlardır. Arkeologlar mumyaların 1200-1500 yıllarından kalma ve Ibaloi kabilesine ait olduklarına inanıyorlar. Cesetler, ateş üzerinde İspanyol kolonisi yakınlarında sönüp gitmişlerdir. Uzmanlar ise, bu tip bir uygulamanın kabile liderleri için yapıldığından şüphe ediyorlar.

Birçok ateş mumyası, geometrik desenlerden ve kertenkele, yılan, akrep, kırkayak gibi kutsal sayılan hayvanlardan oluşan dövmeler ile kaplıdırlar. Kol bilekleri etrafında bulunan dairesel dövmelerin güneşi temsil edebileceği düşünülüyor. Diğerleri ise zikzak şeklindedir. ApoAnnu ise bu şaşırtıcı mumyalardan birisi. 1900’lerin başında, vücuduna işlenmiş olan dövme kalıntıları çalınmıştır. Yerliler ise, ApoAnnu’nun yokluğunun açlık, deprem, kuraklık ve hastalıklar gibi doğal afetlere yol açtığına inanmışlardır. Bunun neticesinde de, ApoAnnu yeniden dönüp, dengenin yeniden kurulabilmesi için gömülmüştür.

 

8. Korunmuş Polonya Cezaevi Mürekkebi

cezaevi-murekkebi

19. yüzyıl Polonyası’nda, yetkililer ölen mahkûmların dövme işlemeli derilerini alıp onları bir araya getirmişlerdir. Bu süreç çete bağlantılarının belirlenmesine yardımcı olmuştur. Krakow Jagiellonian Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı şimdilerde korkunç bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor: cam kavanozlarda formaldehit ile korunmuş, 60 deri örneği. Dövmeler, Polonya cezaevlerinde yasaklıydı. Ancak, mahkûmlar çeşitli orijinal teknikleri ile bu yasağa kulak asmamışlardı.

Deriyi delmek için, jiletler, cam ve teller kullanılmıştı. Mürekkep, kurşun, yakılmış kauçuk, tıpa ve su, idrar, sabun ya da yağ ile karıştırılarak oluşturulan kurşun kalemden yapılıyordu. Dövmeler sembolizmin, eski yeraltı suçlarını başlatan olarak da bilinen, karmaşık bir boyutundadırlar. Bu desenler, mesleği, arka planı, yaşam deneyimi ve hatta cinsel yönelimi ortaya koymaktadır. 19. yüzyıl Polonya cezaevlerinde, dini görüntüler ve cinsel yönden açık motiflere sıklıkla rastlanır.

7. Sır

sir

2014 yılında, arkeologlar, 1300 yıllık Sudanlı bir mumyanın uyluğunda bir isme rastladılar. Gizemli mürekkep sonunda çözülerek, Yunanca ‘’Michael’’ ismini ortaya çıkarıyor. Uzmanlar, bunun bir aşığın değil, Başmelek Aziz Michael’ın koruyucu bir sembolü olduğu tahmininde bulunuyorlar. Aziz Michael sembolü daha önce taş tabletler ve kiliselerde görülmüştü fakat deri üzerinde ilk kez karşılaşılmıştı. Dövmenin, görülme amacıyla mı yoksa bir sır olarak mı yapıldığı ise bilinmemektedir.

Araştırmacılar, bilgisayar taramaları ve kızılötesi ışınları kullanarak, mumyanın sargılarının altını gözlemlemişlerdir. Mumyanın(bir kadına ait) 20 ile 35 yaşları arasında olduğuna inanılıyor. Ondan kalanlar ise, keten ve yünlü kumaşlar ile birlikte bulunmuştur. Geleneksel Mısır mumyalarının aksine, bu mumya kuru iklim şartlarında korunmuştu.  Uyluğundaki o dövme ise, Nil Nehri boyunca uzanan Hristiyan toplulukların bir parçası olduğunu gösteriyor.

6. Qilakitsoq Mumyaları

qilakitsoq-mumyalari

1972’de, avcılar Grönland’ın terk edilmiş Qilakitsoq Eskimo yerleşim alanının yakınlarında bir grup mumya bulmuşlardır. 15. yüzyılın Thule kültürü zamanında bir grup, bir bebek, iki yaşında bir erkek çocuğu ve altı kadından oluşuyordu. Birbirleri üzerine hayvan kürkleri ile yığılmış olan kalıntıları soğuk ve kuru iklim koşulları tarafından korunmuştur. İki yaşındaki oğlan Down sendromundan muzdaripti ve daha yaşlı kadınlardan birisi sağır, kör ve kötü huylu bir tümörden dolayı rahatsızdı. Bebek canlı gömülmüştü. Diğer mumyaların kaderi ise bir gizem olarak kalmaya devam ediyor.

Dövmeler bir zamanlar Eskimo kadınları arasında ve genellikle kabile üyelikleri için kullanıldıkları için sıradandı. Kızılözetisi ışınları, Qilakitsoq kadınlarının her 6’sının 5’inin yüzünde dövmeler olduğunu ortaya çıkartmıştır. Alınlarına siyah çizgiler ve kaşlarını kemerli bir biçimde çizmişlerdir. Noktalar, kadınların ikisinde bulunmuştur. Hepsinin de yanaklarında beş, çenelerinde iki dövme vardı.

5. Tedavi Amaçlı Dövmeler

tedavi-amacli-dovmeler

1000 yıllık And mumyasındaki dövmelerin akupunkturu temsil ettiği söylenebilir. Arkeologlar Güney Peru Chiribaya Alta çevresinde kumsallık alanların içerisinde sarılı olmayan fakat korunmuş kalıntıları keşfetmişlerdir. Araştırmacılar, kalıntıların kadın olup olmadığını öğrenebilmek için moleküler sitogenetik teknolojisini ve dövmelerini anlayabilmek için en gelişmiş hayal gücünü kullanmışlardır. Mumyalarda iki farklı dövme yapılır, hayvan desenleri ile dekoratif olarak ve sembolik şifre olarak.  Soyut dövmelerin ritüel, koruyucu, hatta iyileştirme özelliği olmuş olabilir.

İs bazlı mürekkep, kuş, maymun ve sürüngenlerin resimlerinin çizimde kullanılırdı. Kadının el parmaklarının dördü dövmeler ile kaplıydı. Araştırmacıların dikkatini en çok çeken ise, kadının boynundaki 12 dairesel şekillerdi. Bazıları, bu şekillerin akupunktur tedavisine karşılık geldiğine inanıyor. 1999 yılında, Buz Adam Ötzi’nin dövmeleri hakkında yapılan çalışma, dövmelerinde kullanılan mürekkebin benzer iyileştirme özelliğine sahip olduğu öne sürülüyor.

ESKİ ÇAĞDA TIP YAZI DİZİSİ

4. Mokomokai

mokomokai

Maori kültüründe, ‘’mokomokai’’ korunmuş dövmeli başlar için kullanılan ortak bir terimdir. Bu başları ise yapmak oldukça zaman alıcıdır. İlk olarak, baş kopartılır ve daha sonra keten lifi ve sakız ile doldurulur. Daha sonra ateş üzerinde duman almadan, kaynatılır. Baş birkaç gün güneşte kurutulur daha sonra köpekbalığı yağı losyonu ile ovularak işlem tamamlanır.

Mokomokailer moko, eski Maori dövmeleri, ile kaplıdır. Genellikle erkekler yüksek statü sahibi olduklarını göstermek için yaptırırlardı. Sanat, ‘’uhi’’ olarak da bilinen keski aracıyla deriyi keserek ve kesilen parçaları mürekkeple doldurulurdu. Bunlar son derece acılı ile cesaret ve yetişkinliğin bir işareti olarak görülürdü. 800 tane benzer baş ile birlikte İngilizlerle silah ve mal için takas edilen en ünlü mokomokai, ToiMoko’dur. Yeni Zelanda’ya dönmeden önce Guernsey Müzesi’ne girmiştir.

3. Razzouk Mürekkebi

razzouk-murekkebi

Kudüs’de yaşayan Razzouk ailesi, 700 yıldır Hıristiyan Hacılara dövme yapmakta olup hala da iş için açık. 14. yüzyılın Mısırında dükkânları açılmıştır. 300 yıl sonra, kutsal dövmelere gelen büyük bir talep nedeniyle dükkânlarını Kudüs’e taşımışlardır. Başlangıçta, desenlerini tahta bir çubuğa tutturulmuş iğnelerle deri üzerine işliyorlardı. Süreç ise acı verici, yavaştı ve günümüz dövmeleri gibi kusursuz değildi. Desenleri ise, bazıları 500 yıllık olan, şablonlardan geliyor.

Dövmeler, hacıların zikir yaptıkları bir araç olarak uzun bir zaman hizmette bulunmuşlardır.  Bu, dünyaya neyi deneyimlediysen onu kanıtlama yöntemiydi. Hacılar daha çok geleneksel desenlere yönelmişlerdir. Kudüs’deki Genç Hıristiyanlar ise günümüz koyu renkli ikonografisinin cazibesine kapılmışlardır. Dövmeler,  bir bölgede azınlık olarak kalmış Hıristiyanlar arasında oldukça yaygındır. Mısır’da, Kıpti Hıristiyanlar çocuklarına genellikle küçük haç dövmeleri yaparlar.

2. Solomon Adaları

solomon-adalari

Arkeologlar, Solomon Adalarında 3000 yıl önce dövme için kullanılan obsidyen araçları keşfetmişlerdir. Tıpkı bir volkanik cam gibi, siyah olan bu kaya kurşun, okra, kan ve yağ izleri taşıyor. Dahası, araştırmacılar bu basit araçları kullanarak domuz derisi üzerinde dövmeler çoğaltmayı başardılar. Alternatif bir teoriye göre de, obsidyen aletler katliam için kullanılmıştır. Ancak, bu teori koyu sarı ve kurşun gibi renk pigmentlerinin varlığını açıklamıyor.

Solomon Adaları, Melanezya ve Polinezya arasındaki dövme etkileşimini kesecek kadar geniş bir zincirdir.  Adalarda, en az üç farklı geleneksel dövme tekniği vardı. Bazen kesilen kısımların üzerine mürekkep uygulanırdı diğer zamanlar da önce mürekkep eklenip daha sonra deri kesilirdi. Başka durumlarda ise, keskin aletin ucuna pigment konulurdu. Dikenler, balık dikenleri ve kemikler, bunların hepsi deriyi delmek için kullanılabilir. Obsidyen, kuvars, ve bambu kesme işlemi için kullanılıyordu.

 

1. Pazırık Mumyaları

pazirik-mumyalari

1993 yılında, arkeologlar Sibirya’nın Altay Dağlarında, Demir Çağına ait bir mezar keşfetmişlerdir. Mezarın sahibi ise mumyalanmış Pazırık kabilesinin başıydı. Pazırık kabilesi, dövmeleri bir kimlik olarak kullanan göçebe çobanlardan oluşuyordu. Mumyalar ve dövmeleri çok iyi derecede korunmuşlardır. Yeraltı odasına sızan su, donarak sağlam bir buz haline gelmişti. Mumyalar ile birlikte, araştırmacılar mezarda  Çin ipeği, halılar ve esrar çuvalları keşfetmişlerdir.

Mumyalardan birinin aşçı olduğuna inanılıyor. 50 yaşlarındaydı ve vücudu iç içe yapılmış canavar desenleri ile doluydu.  Bilindik yaratıkların yanı sıra, ne olduğu tanımlanamayan etobur canlılar ve canavarlar da vardı. Adamın boynunda ayrıca bir dizi dairesel dövmeler yer alıyordu.  Onların tedavi amaçlı yapılmış olabileceği düşünülüyor.  “Prenses Ukok” lakaplı bir kadın mumya da benzer dövmeler ile kaplıydı. Kafasını kazıtmıştı fakat peruk ve başlık kullanıyordu.

2,500 Yıllık Dövmeli “Buz Prensesinin” Laneti

 

Yazı Düzenleme: Gülnihal Kafadar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in